29 December 2007

Mutlu Yillar



Bu yil agacin altina astigim dileklerde radikal bir degisiklik oldu... Onceki senelerde istedigim her seyi hala istemekle beraber, ayni zamanda kolay olsun istiyorum..

Yillardir zor seylere olan ilgim dolayisiyla bana bunu sunmaya aliskin olan Noel Baba, bir sure catida affallayacak ve yanlis yere geldi sanacak sanirim

O yuzden Sevgili Nobel Baba, ustune basarak soyluyorum: Kolay gelecek ask, para, basari, saglik, huzur ve mutluluk istiyorum..

Herkese mutlu yillar!!

14 December 2007

Honda - Hate Something

Honda'nın gördüğüm en güzel reklam filmi sanırım.. İzlediğimden beri sürekli mutlu bir ifade ile "Hate Something, Change Something" diye mırıldanıyorum..

07 December 2007

Puzzle


Bütün puzzle tamamdır ama bir parça kayıptır.. Parça acaba nerededir? Kalp bu spekülasyonla çarpar durur; beyin onu durdur.. Kalp her kartonu o parça sanar; beyin yine bulamadın diye dalga geçer.. Kalp bulduğu kare kartonun köşeleri yuvarlasam buraya oturur der; beyin 2500 parçayı yerine oturttun bir parçayı da biraz daha ara, doğrusunu bul der.. Kalp mutsuz olur, beyin ciddiye alır.. Kalp bir ümit arar; beyin parçası eksik puzzle'ı kabullenir..
İşte Google'ı olmayan duygu dünyası bu şekilde aradıklarını bulamamak ve çelişki üzerinde yaşamak üzerine kuruludur..
Blog'u olan duygu dünyası, herkese seslenir.. Eksik parça aranıyor..
Blog'u olan beyin isyan eder.. Bu post'u sakın yayınlama..

29 November 2007

HP Personiva - Meşhur Oldum

Ben bir reklam oyuncusu oldum!!! Çiçekleri karavanın kapısına bırakın; Louboutin siparişlerimi aldırın; kuru temizlemeden siyah elbisem gelsin; jetimi hazırlatın; yemeği Paris'de yiyeceğim...

28 November 2007

Couture Elbisede Son Nokta: Style Shake


Internette renkleri değişen, tasarlanan çok şey gördüm ama hiç couture elbise tasarlamamıştım.. Hepsinden zevkli!!! Gerçekten almak istiyorsun!! US ve Western Europe shipping now available yazısı ile satınalma sürecine bakmadım bile ama çok keyifli bir site yapmışlar.. Genelde online'da yapılan güzel iş fikirlerini kıskanan biri olarak, kendimi denedim ama o kadar aklımın ucundan geçmeyecek bir e-ticaret fikri ki, sanırım kıskanamadım çünkü zaten aklıma gelse de -beni aşardı- yapmazdım..
Ama hem bu kadar kolay tasarlamaya ve değişiklik yapmaya bayıldım; hem de ayıp oluyor baskısı yaşamadan her rengi ve her modeli deneme suretiyle şımardım..
Bence hemen siz de şımarın!!

06 November 2007

Umudunu Geri Kazandığı Anda


Umudunu geri kazandığı anda kalbi tekrar konuşuyor insanın... Gözlerini açıyor, kirpikleri ağır ağır kalkan bir edayla yerinden oynuyor ve yeni doğmuş bir bebek gibi izliyor etrafını..

Kısık ve görmek istemeyerek bakan grileşmiş ruh halini çıkartıyor; makineye atıyor; Beyaz programda, 90 derecede yıkıyor... Tertemiz çıkan kostümü tekrar giyeceğini bilerek ama bir daha giymeyeceğini düşünerek askıya asıyor..

Ve gün geliyor, umudun üzerine sıçrayan bir çamurla tekrar üzerini değiştirmeye ihtiyaç duyuyor insan ve onun da kirleneceğini bile bile giyiyor tertemiz kostümünü ve tekrar sıçrayabilecek çamurun güvensizliği ve kostüm yedeksizliği ile yavaş yavaş susuyor kalbi..

Bu durumda kirlenmek cidden Omo'nun dediği gibi güzel midir? Sanırım bir çok kostüm seni hayata bağlamıyorsa değildir..

05 November 2007

Şimdi Haberler: Microsoft vs Google

Savaş Başlıyor! Kazanan Google mı Olacak Facebook mu?
FACEBOOK'A 240 MİLYON DOLAR

Dünyaca ünlü yazılım şirketi Microsoft, geçtiğimiz hafta 240 milyon dolar karşılığında, Facebook hisselerinin yüzde 1,6'sını satın almıştı. Bu satınalmayla Facebook'un piyasa değerinin 15 milyar dolar olduğu tescillenmişti. Bu satınalma sonucu devredışı kalan ve 'B' planını devreye sokan Google, yeni iş ortaklarıyla işbirliği yaparak, sosyalleşme siteleri alanında Facebook'tan öne geçmek için hamle yaptı.

FACEBOOK'A KARŞI BİR ORDU ÇIKIYOR

Facebook hisselerini Microsoft'a kaptıran Google, birçok şirketle işbirliği yaparak OpenSocial adlı bir sosyalleşme ağı kuruyor. Facebook'a karşı kıyasıya rekabet edecek olan OpenSocial adlı sosyal ağ sitesi, Orkut, Salesforce, LinkedIn, Ning, Hi5, Plaxo, Friendster, Viadeo ve Oracle hizmetlerinin bir çatı altında toplanmasından oluşacak ve Google üyelik hesapları üzerinden çalışacak. Çok sayıda hizmeti bir çatıda topladığı için, sosyal ağ alanında büyük bir devrim olarak kabul edilen OpenSocial'in detayları bugün açıklanacak.

KİMİN GÜCÜ NE KADAR?

BİRİNCİ CEPHE

Facebook 15 milyar dolar

Microsoft 274.3 milyar dolar

İKİNCİ CEPHE

Google 187 milyar dolar (Orkut dahil)

Salesforce 5.5 milyar dolar

LinkedIn 200 milyon dolar

Ning 214 milyon dolar

Hi5 102 milyon dolar

Friendster 53 milyon dolar

Vaideo 15 milyar dolar

Oracle 100 milyar dolar

30 October 2007

29 Ekim Kutlamaları


Geçen sene 29 Ekim'de televizyonda kutlamaları canlı gösteren programların yok denecek kadar az olması sonucunda bir yazı yazmıştım fakat yayınlamamışım.. Yayınlamayı ve aradaki farkı şimdi değerlendirmeyi çok isterdim...

O gün, eskiden 29 Ekim'lerde akşamları babamın beni alıp kutlamalara götürdüğü ve bunların herkesin katıldığı coşkulu kutlamalar olduğunu ve şimdi ise bundan eser olmadığını; 29 Ekim'in işe gitmemek dışında kalbe dokunan bir his yaratmadığını yazmıştım... Bir yıl geçti.. Sabah uyandım, televizyonu açtım, aynı anda hem Ankara; hem Istanbul; hem Tunceli; hem Anıtkabir, her yerdeydim... Akşam hem Bağdat Caddesi; hem Ortaköy; hem Kordon; hem Boğazdayım.. Boğaz'daki havai fişek gösterisi, yıllar önce videosunu izleyip, gerçek olamayacağını düşünecek kadar çok şaşırdığım -sanırım Singapur'daki- bir havai fişek gösterisini hatırlattı..

Gözlerim dolu dolu izledim bir çok anını ama kafamda sorular var: Insanoğlu elindekini kaybetme korkusu olmadan sevgisini gösteremiyor mu; bazı askerler şehit olmasa duygular bu kadar kabarmayacak mıydı; önceki seneleri cansız soluk bir geçişle sunan medyanın, bu seneyi şölene dönüştürmesindeki tutum farkı isteneni sunma gayreti miydi yoksa birilerinin strateji değiştirmesi mi?

Yönlendirmek veya ima etmek için sormuyorum, gerçekten bilmiyorum...

15 October 2007

JUICY COUTURE Günlük



Dünyanın en kokoş günlüğünü buldum..

Çantamdan çıkartmaya bile utanabilirim ama yine de şu üstteki altın rengi olan benim olsun istiyorum.. Çeyizlere konan ve kullanılmayan tüylü terlikler gibi bir sey veya ilkokulda aldığımız kocaman ayıcıklı silgili ama elde durmayan kalemler gibi..

Beynimin estetik tarafı; fonksiyonunun üzerine bastı; hatta nanik yaptı geçti.. Frapan, rüküş bir estetik sinir ucu ile aldatılan fonksiyon hücreleri duruma çok bozuk; onda ne buldum anlamıyor ama bir gün eve döneceğimden emin beni bekliyor..

Facebook


Facebook'la ilgili bir yazı yazmamak için uzun süredir gerçekleştirdiğim direnişi bugün sonlandırıyorum çünkü babam Facebook'a üye oldu!!!
Babam 99 yılından beri bir internet kullanıcısı, fırsat buldukça internette vakit geçirir; üye olduğu forumlar ve takip ettiği siteler vardır ancak bu zamana kadar hiç ortak bir yerde karşılaşmamıştık... Ta ki ilk defa bir tartışma programında adını duyduğu Facebook ile her okuduğu gazetede ilgili, bir köşe yazısı veya minik notlar görene kadar..
İlk, bizleri güldürme amaçlı söylenen "Ben de Facebook'a üye olayım" espirisi ile gerçekleşen girişimin sadece espiri olmadığını sezdiğim süreden beri babamın Facebook'a üye olmasına kendimi hazırlamaya çalışıyordum ama bu espri ile üyelik arasında bir gün olması dolayısıyla da pek hazırlıklı yakalanmadım ; gerçekten affalladım ve babamın bekleyen requesti ile bakışıyorum.
Arkadaşlarımla çıktığım bir tatile babamın da geliyor olması gibi bir his.. Bir yandan da aklın bir oyunu.. Ben olsam cocugumun community sayfasına sahte bir request yollayıp, hayatında neler olup bittiğini izlerdim diye düşünürken, babam gerçeğini yolladı(gerçi bunu hayatlarımızı takip için yapmadığına eminim) ; aynı zamanda da babamın online trend'leri takip ediyor olması çok da hoşuma gittiği için Facebook'un karmaşık uygulamalarında takılıp düşmemesi için ona destek bile oldum ama hala şaşkınım..
Şimdi izninizle buradan ayrılıyor; request confirmation bölümünde "How are you related" sorusuna "is my parent" diyor ve buna ben bile inanamıyorum..

04 October 2007

Tarife Yumurtlayan Tavuk


İlk gördüğümde kahverengi olması dolayısıyla ilk anda hep çikolata reklamı sandığım Tarife Yumurtlayan Tavuk, cidden tarife yumurtladı ve sonunda Turkcell olduğunu kavramımı sağladı; hem de beni çok güldürerek.. Size uygun tarifeyi biliyorsanız da, sırf tavuk'un yumurtlaması için mutlaka denemelisiniz!

22 September 2007

The Cool Hunter | Istanbul


İşte size işe bir süre ara verip kafanızı dağıtmak istediğinizde çok keyif alacağınız bir site: TheCoolHunter.com.tr

Siteye ilk girdiğimde yazıları Türkçe olduğunu, Ortaköy'den çekilmiş Istanbul resmini fark edene kadar algılayamadım. Neden olduğunu bilmiyorum ama tasarım ve yaratıcı uygulamalarla ilgili siteler, genelde yabancı uyruklu oluyor.. O sebeple siteyi görünce çok sevindim "Yaşasın reklam verecek şahane bir yer diye" ; tam bunları derken siteden bilgi isteklerime kimsenin dönmemesi üzerine hevesim kursağımda kalmış olsa da, sitenin hakkını yememek lazım.. Oldukca keyifli bir site..

Sitede reklamlar bölümünden, İlk yardım biliyor musunuz? ; Guys pray for rain ve Ebay reklamları favorilerim, bakmanızı şiddetle öneririm!!

Nur Yol Duası



Lütfen biri bu bir photoshop aldatması desin. AMIN.

13 September 2007

Eşitlik

Daha önceki bir yazımda bahsettiğim Eşitlik filmi sonunda bitti.. Sadece izlemek yeterli..

Tuvalu


Bir an önce gidilmesi gerekenler listesi diye bir listem yoktu ama aniden oldu.

Listede sıralama şu şekilde:
1 - Tuvalu
2 - Henüz yok çünkü daha önce böyle bir panik yaşamamıştım.

Pasifik'teki ada global ısınma nedeniyle 30-50 yıl arasında bir sürede yok olma tehlikesi içerisindeymiş ama o kadar güzel görünüyor ki, yok olmamalı..

Yok olursa , dünyadan böyle bir güzelliğin silinmesi dışında, mutsuz insan sayısının 10.000 kişi artması da kaçınılmaz olacak. Orada yaşayan insanların başka bir yerde yaşayabileceklerini; egsoz dumanına, gürültüye ve karaya alışabileceklerini sanmıyorum..

05 September 2007

Meyve Çiçeği - FruitandtheCity


Daha önce yazdığım kadınlara hediye alma kılavuzu yazısına ek olarak aramıza katılan yeni bir hediye var: Meyve Çiçeği..
Bugün ofiste bir arkadaşımızın doğum günü için gelen sevgili çiçek oldukça lezizdi- hatta bütün ofisi de tepesinde toplamayı da başardı
Ayrıca resimlerinde olduğundan çok daha güzel görünüyor! İlk fırsatta hediye olarak alınması gereken bir ürün, Fruit and The City'den sipariş verebilirsiniz ilgililere duyurulur!!

03 September 2007

Strawberrynet


Kozmetik alışverişi konusunda hep takdir ettiğim ama bir türlü alışveriş etmek kısmet olmayan Strawberrynet'den sonunda alışveriş ettim. Inanılmaz çok çeşit ürün var ve ücretsiz shipping olmasına rağmen Pazar günü sipariş ettiğim ürünler, 1 hafta sonra Pazartesi günü elimdeydi. Özellikle sizde Melis'in bahsettiği gibi kozmetik alışverişi esnasında, satış elemanlarının bilgisizliklerinden; tavırlarından rahatsızsanız mutlaka Strawberrynet.com 'dan alışveriş yapmalısınız
Ayrıca fiyatlar gerçekten oldukça ekonomik ve Kerastase şampuandan, Anna Sui cilt bakım ürünlerine; Michael Kors parfümden , Bobbi Brown makyaj malzemelerine her şey var..
Tek dezavantaj, sitenin ne almak istediğini bilenler için tasarlanmış olması: Ürünlerle ilgili detaylı açıklama veya ihtiyaç duyduğun soruna cevaben ürün sorgulaması yok ama zaten kullandığım ürünleri cok değiştirmediğim için benim için sorun olmadı..
En az bir saatinizi ayırabileceğiniz bir aralıkta, detaylıca göz atmanızı tavsiye ediyorum!

21 August 2007

Mektup Arkadaşlığı


Ondan ona atlayarak kontrolsüzce düşünürken, bir anda artık çook çok silikleşmiş bir şey hatırladım: Mektup arkadaşlığı

Eskiden aldığımız dergilerin arkasında birbiriyle mektup arkadaşı olmak isteyenler için bir sayfa olurdu. Hayal meyal hatırlıyorum, kişilerin kendilerini kısaca tanıttıkları ufak bir paragraf olur ve hemen altında adresleri yer alırdı. Benim de bir iki denemem olmuştu; birincisi mektup postalanmadan önce vazgeçilmiş bir deneme (9 yaşlarında); ikincisi Ingilizce öğretmenimizin Ingilizcemizi geliştirmek için yaptığı mektup arkadaşlığı çöp çatanlığı üzerine yazılmış bir mektup (12 yaşlarında). Bana yazan Brezilya'lı kızın tüm aile sorunlarını anlatıp, sonra bana sonsuz detaylı soru sorması sonucunda -o zamanda hızlı özelime girilmesine tepki duyuyordum demek ki- arkası gelmeyen bir deneme..

Şimdi düşününce tanımadığın birine yazdığın bir mektup olduğu için, paylaşım isteğinden öte yazma isteğiydi gibi geliyor bana ve bu sebeple de blog yazma ile de benzeştiklerini düşünüyorum.. İlk başta kendi yazma ihtiyacını gidermek için başladığın blogging sonra paylaşıma dönüşse de, temelinde istediklerini anlatma ihtiyacını barındırıyor; tıpkı internetsiz dönemin mektup arkadaşlığı gibi..

Teknoloji yeni yaratımlar ortaya atıyor olsa da, insan ve ihtiyaçları değişmiyor.
Biz ise her şey değişiyor zannederken belki de sadece at arabasından inip, motorlu araçlara geçiyoruz ve bu hızı ve konforu bir icat zannederken aslında tarih dijital versiyonlarda tekerrür ediyor..

20 August 2007

Moda Vakko'dur


Çok eski bir kumaş parçası buldum evde.. Annemin eski bir kıyafetinin, sökülen bir parçasıymış.. Kendisini kafama bant yapıp çıkarttığım esnada arkasında Moda Vakko'dur yazısını gördüm.. Gördüm ve mest oldum.. Hemen anneme sakın bu parçayı atma, bana ver dedim.. Sanki bir müzayede parçasına sahip olmanın çok yakınındaymışım gibi hissetim.. Eski , özenli ve yaşanmışığı olan ufak bir parça; daha önemlisi Vakko'nun pazarlama iletişimin bana göre eski bir kalıntısı..
Benim göremediğim bir dönem olan 1978'den kalmış; o döneme ait dokunarak gözlemleyebildiğim tek pazarlama unsuru...
Ve aynı zamanda benim dönemimin Vakko'sunun da devam eden, istikrarlı söylemi: Moda Vakko'dur

İstanbul Modern - Ağustos |SıfırYedi|

Bugün yaklaşık 3 saatimi İstanbul Modern'de geçirdim..
İstanbul Modern bambaşka bir dünya.. Bir nevi ruh beslenmesi ve sesini kullanmaya korktuğun bir terapi..



Benim terapim Andreas Gursky ile başladı. Sergilenen Andreas Gursky fotoğrafları, göz bozacak kadar büyük ve detaylı; aynı zamanda da önünde kalakalacağınız kadar ihtişamlıydı.. Zaten daha fotoğrafları görmeden kuratörü Thomas Weski tarafından yazılan tanıtımda bile duraklıyorsunuz: Hatta ben son paragrafı çok beğendiğim için fotoğraf çekme yasağını bile deldim. Tamam ayıp ettim ama o fotoğrafı çekmesem, asla "Gerçekliğin ancak biri onu yarattığında yakalanabileceğine inanan sanatçı, gerçekliğin belgesi gibi görünenin, aslında gerçeklik görünüşü taşıyan bir kurmacadan ibaret olduğunun altını çiziyor" lafını hatırlamayacaktım.


Andreas Gursky fotoğraflarına bakarken, sergiyi kesin görmeli dediğim ve 26 Ağustos'a kadar Istanbul'a gelme şansı olmayan çok sevdiğim bir iki kişi için de resim çekmek istedim ancak bu konuda çok ileri gitmedim ama sergideki favorilerim olmasa da bazı fotografları internette buldum. Göz atmak için bir tık yeterli..

Andreas Gursky sergisi biter bitmez ayaklarınızın sizi götürdüğü ikinci fotoğraf sergisi de Ahmet Polat'a aitti.. Gursky'den sonra fazla gerçekci geliyordu insana ama son derece etkileyiciydi. Yakaladığı yüzler, ifadeler çok başarılıydı. Davetlerde yakaladığı değişik ifadelerden, deprem döneminde çektiği duyguları karışık bakışlara kadar değişik bir yelpazede fotoğrafları vardı..

Düşleri Düşlemek Video Programları da oldukça değişik kurgulu ve "ne yaratıcı insanlar" dedirten türdendi ama ilk iki sergi yanında favorilerim içine giremedi.

Blogger'ın Notu: Bu post'ta bahsettiğim tüm sergiler 26 Ağustos'da bittiği için herhangi biri ilginizi çekiyorsa, bu hafta gitmelisiniz.

16 August 2007

TreasureDough Princess Loot


Treasure Dough oynayacak yaşta olmak istiyorum.. Zaten küçükken oyun hamurlarını çok severdim, bir de içinden yüzük bilezik bulacak olsam ne kadar çıldırırdım tahmin edebiliyorum..
Ayrıca o pembe mıncıklanası Dough bölümü de çok güzel görünüyor, parçalar halinde sağa sola fırlatmalık! Hemen kuzenime alıp, bende oynamak istiyorum!!

10 August 2007

Maslak'ta Duygu Çalkantısı


Bugün her gün olduğu gibi havalı plazamızdan yorgun argın çıktım, her zaman olduğu gibi arabama doğru yürümeye koyuldum. O arada ufak bir erkek çocuğu - tahminen 4-5 yaşında- yanıma doğru gelmeye başladı. Şehrin bünyeye kattığı paranoya sebebiyle çantamı sıkı tutuyor muyum kontrol ettim; o esnada daha da yaklaştı; elinde su tabancası, yırtık kotu ve bağcıkları açık ayakkabılarıyla çizdiği haylaz çocuk profiline yakışacak bir hareketlilik sergiledi. Bende gayri ihtiyari "napıyorsun bana mı saldıracaksın" dedim. Çok doğal bir şekilde "hayır seni koruyorum" dedi. Sonra önüme geçip arabama gidene kadar beni "korudu". Hatta en son arabaya çalıştırdıktan sonra "çıkabilirsin serbest" bile dedi ve ben ufacık çocuktan bile tedirgin olduğum için kendimden utandım.
Bu olayın bende yarattığı etki devam ederken, ana yola bağlanan ve henüz kimsenin bilmediği kestirme yola doğru ilerlerdim ve aniden önüme koşan kalabalık çıktı. Ne onlar benimle keşişmeyi bekliyordu, ne de ben onlarla kesişmeyi bekliyordum.. Zar zor durdum ve içlerinden biri hiç hızını kesmedi ve devam etti. Hem de koltuk değnekleriyle koşuyordu; dikkatli bakınca tek bacağının olmadığını fark ettim. O durumu arkadaşlarıyla koşmasına o kadar engel değildi ve o kadar doğaldı ki anlatamam. Ben kavşağa gelene kadar koşarak yolu geçeceğinden çok emin şekilde hiç duraksamadan koşmaya devam etti; hem de yüzünde muhteşem bir gülümsemeyle ve ben ağlamaya başladım ama üzüldüğüm için değil; onunla çok gurur duyduğum için.. Kendini o kadar eşit ve her şeye yetebilir hissediyordu ki, onunla ve etrafında ona böyle hissetmesi için güç veren insanlarla gurur duydum.
İsole plaza yaşamımda, herkesin yaşamını aynı zannederken bir anda yoğun bir duygu çalkantısı yaşadım ve bu sebeple normalde günlük tipinde yazılar pek yazamasam da bunu yazmak için gayret sarf etmedim: Ellerim işi bitirdi..
Ayrıca arkadaşlarımın engelliler için hazırladığı fakat henüz yayınlanmaya başlamayan, kısa bir film olan "Eşitlik"'te ne kadar doğru bir mesaj verdiklerini bir kez daha anlamış oldum. Paylaşma şansım olursa en kısa sürede onu da ekleyeceğim..

07 August 2007

Yahoo Widget


Geçen haftaki Business Week'te internette yeni generasyon uygulamaların Widget'lar üzerinde döneceğini söyleyen makaleden sonra Google barına "widget" yazıp bakınmaya koyuldum.
İlk olarak Yahoo widgets çıktı karşıma, zaten onları incelemekten diğer servislerin widget'larına bakma şansım olmadı..
işte ilk indirdiğim Widget: Yahoo! Notepad!
Not alırken kağıt kalemden kurtulmayı sağlayabilecek ve en önemlisi de kağıt israfını önleyecek bir uygulama.. Hem de oldukça sevimli..
Yahoo! Notepad indirmek için tıklayın

02 August 2007

Dobişko:Sensin Beta


Yemek yemeyi pek seven biri değilim ama neresi güzel; nerede ne yenir bilmek hoşuma gidiyor ama şehir rehberi diye tabir edilen sitelerden de böö geldi diyebilirim. Size de böö geldiyse, işte iştah açan yepyeni bir site: Dobişko... Buradaki mekanların tanımları üyeler tarafında giriliyor, üyeler tarafından etiketleniyor ve oylanıyor
Tabi ki, en sevdiğim mekan Cafe des Cafes'nin girişini hemen yaptım:)
Afiyet olsun!

Önemli itiraf: Logonun altındaki "Sensin Beta" lafına o kadar çok güldüm ki, aslında siteyi o yüzden bile sevmiş olabilirim:)

21 July 2007

MyHeritage.com



Myheritage.com 'daki Face Recognition 'a göre benim benzediğim ünlüler bunlarmış. Hiç birine benzer hissetmesemde, Eva Longoria benzer olmayı isterdim sanırım. Sizde deneyin haberleriniz bekliyorum!

18 July 2007

StudioNommo


Oldum olası duvar kağıtlarından ve duvara yapılan özel uygulamalardan hoşlanan biri olarak cok eski post'larımdan birinde WhatisBlick'den bahsetmiştim. Özellikle o yazıyı okuyup WhatisBlik'i beğendiyseniz, şimdide StudioNommo'ya bayılacaksınız. StudioNommo tasarım duvar kağıtları sunmakla beraber, sizin için özel çalışmalar da gerçekleştiryor. Ayrıca sanırım şu ana kadar "aa ne güzel" dediğim uygulamalardan ilk Tük çalışma! Tasarım ve dekorasyon konusunda meraklıysanız mutlaka websitesini ziyaret etmelisiniz.

En Sevdiğim Restaurant: Minnies




Henüz Minnies'de hiç yemek yememiş olsam da, artık orası en sevdiğimi restaurant! Tam benlik: Tam sevdiğim gibi minik sandviçler, minik porsiyonlar, minik içecekler; minik mideli insanların da her şeyi tadabilmesi; dolaplarından yemekleri bitirmeden atmak zorunda kalmamaları için! Amerika'da bile sadece Chicago'da dükkanlarının olması gibi ufak bir sorun var ama yaygınlaşacaklarına dair içimde umut var:) Türkiye'ye de bekleriz Minnies...

08 July 2007

Angelique Kendine Gel!


Sevgili Angelique,

Lütfen kendine gel.. Seni hala seviyor olmak istiyorum ama bu yaz 10. gelişim ve yine eğlenemeden geri dönüyorum. Çok güzelsin, güzelliğine kapılıyor insan, hemde geçmiş yılların çok eğlenmişliği insanın ayaklarını Ortaköy'e sürüklüyor ama dün akşam yine sıkılarak döndüm. Bizim bir Crystal'ımız vardı, sen neden ona özendin anlamıyorum... Lütfen müzikleri değiştir ve servisini düzelt!

02 July 2007

Old School Çapkın


Bence artık hayatımızda yeni bir konsept var: Old School Çapkın

Old School Çapkın ne derseniz; bu bir tutum aslında.. Old School derken de, demode demek istemiyorum sadece çapkınlık konusunda tutucu olmak belki de.. Çapkınlık klişeleriyle yaşamak..

Mesela old school çapkın neler yapar?
- Reina'ya gider
- Yanındaki kızın dikkat çekmesini ister
- Yeterince dikkat çekmişse -yani yan gözle bakılmışsa- olay çıkarır
- Garsonların masanın etrafında dört dönmesinde hoşlanır
- Bir ters, bir düz haroşa mesajlar atar
- Etkinlendiğini çaktırmaz
- Masada içkilerin uçmasını ister ve yanındakı kızların sarhoş olması bir başarıdır
- Asla hesap ödetmez
- Kesin işinde çok başarılıdır!
- Genelde cesur bir giyim tarzı yoktur, olsa da bu mutlaka bir markanın guard'ında olur
- Beceriksiz veya başarısız olduğu konulardan bahseden iç sesinin bile sesini susturur
- İlk tanıştığı gün suni bir samimiyetle dokunmatik bir hareket yapar

Kimseyi eleştirmiyorum, tüü kaka demiyorum- bu sadece bir gözlem; hala sivri burun ayakkabılar, bol paça kotlar,göbeği açıkta bırakacak t-shirtler giyen, ufak çantalar takan kadınlar olduğu gibi, bahsettiğim old school çapkınlardan hoşlanan kadınlar da var.. Bana ise bu durum, hem kadın hem adam için kendini geliştirmemiş ve biraz geriden gelen bir durum hissi veriyor!

30 June 2007

Istanbulatino x J&B



Cuma akşamı çalıştığımız ajanslardan birinden çok güzel bir davet aldık, Suada'da Istanbulatino isimli bir organizasyon vardı. Çok şık ve keyifli olacağını tahmin ederek, giyindik süslendik gittik ama ne yazık ki tam bir fiyaskoydu. Kişilerin 140 ytl ödeyerek geldiği organizasyonda, ses sistemi bahcede verilen partilerdeki kadar amatördü; Latin içkileri deneme şansına barda içki kalmadığı için pek vakıf olamadık.Aldığımız içkilerde buz yoktu, ilerleyen saatlerde barda bira bile kalmamıştı ve tabi ki uzun süre dayanamayarak kaçtık. 140 ytl ödeyerek oraya giden kişilere Allah'tan sabır diliyorum..


Oradan kaçar kaçmaz da kendimizi J&B partisine attık; iyi ki J&B parti yapmıştı! Yoksa korkunç bir Cuma gecesi geçirecektim! Parti oldukça kalabalıktı; hatta içeri ilk girdiğimizde burada maksimum yarım saat kalır dönerim diye düşündüm ama kalabalığın daha az olduğu üst katta durmamız sayesinde hiç rahatsız olmadık. Ayrıca neden olduğunu anlamadığımız şekilde üçümüze free içki bilekliği takmaları da geceye ayrı bir renk kattı:) Parti iyi organize edilmişti ve müzikler gayet guzeldi!! Uzun süredir etmediğim kadar dans ettim.. Partiye gelenlerin arabalarını ücretsiz olarak Kanyon otoparkında bırakmalarını söylemeleri de çok düşünceliydi-
Aferin J&B - Yuh İstanbulatino!

25 June 2007

Bulucak.com


Yıllar önce internetten uçak bileti alınmaya başladığı zaman ne kadar mutlu olmustum. Call center ile konuşmamak , acenteye gitmemek inanılmaz lükstü ama zaman içinde bütün havayolu şirketlerinin sitelerine tek tek bakmaya sinir olmaya başladım.. Teknoloji şımarıklığı işte! O dönemde bütün şirketlerin uçaklarına aynı anda bakan bir sistemin nasıl yapılacağını da teknik olarak araştırmadım değil! Tüm şirketlerle görüşüp API'lerini sana açmalarını sağlamak gerekiyordu.. Tabi ki uğraşamadım ve birinin bunu yapmasını bekledim. Sonunda yapmışlar.. www.bulucak.com Geç bile kalmışlar! Yine de kendilerine çook teşekkür ediyorum

21 June 2007

Microsoft Surface

İşte Minority Report sahneleri gercek oluyor...

19 June 2007

Shyno - Yaşayan T-shirtler


Bu t-shirt'ler inanılmaz:) Öyle resimlerine bakıp sıradan t-shirt deyip geçmeyin..
T-shirt'ü birinin üzerinde gördükten sonra üzerinde yazan kodu SMS atarak giyen kişiye ulaşabiliyorsun:) Giyer miydin derseniz giymezdim ama giyenlerle cok eğlenilebilirdi...

Bu kadar telefon ve SMS seven bir ülke olarak, fikrin bizden cıkmaması da üzüntü verici olsa da, yaratıcı buldugumu itiraf etmeliyim. Siteye ve t-shirt'lere göz atmak isterseniz tıklayın

13 June 2007

Secret Okuyanın Hali Başka


Hiç etrafımda bu kadar çok insan aynı dönemde, aynı kitabı okumamıştı.. Ayrıca okuyan herkes bir sevgi pıtırcığına dönüşüyor- Bilginize:)

07 June 2007

Sıkıntı; Oje ve Elektrik Düğmesi


Bugun bir işler karıştıracağım kesindi! Eve geldim ilk başta dolapta bulduğum unla bir şeyler yapmak istedim ama unu yiyeceğe dönültürecek başka bir malzeme olmadığı için vazgeçtim; en yakın arkadaşımı aradım Kurtlar Vadisi izlediği için benimle buluşmadı! Internetten yemek tariflerine baktım olmadı; dolapları karıştırdım olmadı, uyumaya çalıştım olmadı, TV seyretmeye çalıştım hiç olmadı..

Sonra bir anda mutfağa yeni aldığım sevgili kırmızı havlu ile kırmızı elektrik düğmesinin ne kadar güzel olacağı fikri aklıma düştü; sonra evde ne kadar çok kırmızı oje olduğunu fark etmemle beraber kırmızı puantiyeli bir elektrik düğmem oldu.. Yaparken çok eğlendiimmm!! Şimdi bütün fişleri , prizleri boyamak istiyorum!! Hemen gidip yeşil ve mor ojeler alacağım:)

03 June 2007

RedBull Air Race


Redbull Air Race reklamlarını gördünce insan "kesinlikle orada olmalıyım" diyor ama gidince nerede duracağım,, nasıl gideceğim gibi sorulardan ötürü açıkcası gidemeyeceğimi düşünmüyordum- ta ki bütün aile üyelerinin İstanbul'a gelmesi ve herkesin benimle beraber orada olmak istemesiyle, hep beraber yola düştük.


Yola çıktıktan sonra E5'den Haliç'e sapacağımız yeri kaçırarak, bari Galata Kulesinden izleyelim diye düşündük ve hayatımda hiç geçmediğim yerlere saptık. Sonra yoldayken tepemizden geçen uçaklarla hevesimiz kabardı ve Galata Kulesine kadar sabredemeyerek Kadir Has Üniversitesinin bulunduğu adını bilmediğim semte doğru saptık. Inanılmaz bir kalabalık vardı ve güneşe aldırmadan, deniz kenarında toplanmıştı. O esnada kalabalıktan gözüm korktu tabi ki ama şanslı bir şekilde bir binanın tepesinde sandelye kiralayan bir adam bularak, süper bir görüş açısında oturduk.


İlk geçen uçak ile insan kendisini kaybederek fotograf çekme deliliği yaşıyor ama kısa süre sonra ufak ufak canı sıkılmaya başlıyor insanın.. Biz canımızın sıkılması esnasında yanımızda oturan bir kişiye gelen bilgilerden faydalanarak üçüncülük ve dördüncülük için tur atıldığını öğrendik; bu şekilde TV'den gelen bilgilendirme ile izlemek ayrı keyifli oldu. Ayrıca yarış esnasında en düşük puanı alanın kazandığını ve RedBull amblemi olan uçakların önceki yıl derece alan pilotlar olduğunu öğrendik. Bu seneki yarışın Türkiye etabında beyaz uçağı kullanan Amerika'lı pilot yarışı kazandı. Oldukça keyifli ve değişik bir gündü..

01 June 2007

Turkcell-im Tipmatik


Biradamvardı.com Turkcell'in yeni interaktif oyuncağı; görür görmez bayıldım. Böyle şeylerle oynamayı çok seviyorum.. Sabah sabah tutuldum ve birkadınyaptım hemen:)

Lafı uzatmayacağım: Tıklayın, adamınızı,kadınınızı, kızınızı, futbolcunuzu, astronotunuzu, kızılderelinizi....yapın; sonra bana da gönderin:)

Düğünün İçinden...


Bir düğün daha geçirdik ama bu düğüne kuşbakışı yazacak kadar dışına çıkamıyorum.. Okul servisinde ilk tanıştığımız gün, yol boyunca gülme krizi geçirerek tanıştığım, üniversite hayatım boyunca yaşadığım en tatlı dialogların kahramanı, İstanbul'daki ev arkadaşım evlendi.. Daha Emre ile ilk tanıştıkları günü bana anlattığı anı hatırlarken nasıl oldu da, üzerinden dört sene geçti ve evlenmeye karar verdiler anlayamadım.. Üzerinden bir hafta geçti ama hala da şoktayım.. Düğün özetine dönersek:



Daha önceki düğünde dediğim gibi bu evlenme durumları da sehirlere göre değişiklik gösteriyor.. Bu sefer 5 sularında kız evinde toplanıldı, evin önünde halaylar çekildi.. Erkek tarafı yeterince iyi halay çektiğini ispat ederek eve gelin'i almaya geldi.. Biz o arada "vazgeçtik gidin" diye camdan bağırdık ama sanırım bunu bir tek zurnacı duydu.. Duyar duymaz da çıkarttığı sesle olayı örtbas etti.. Bunu duymayan damat eve gelini almaya geldi.. Bir süre kapılar açılmadı! Reina kapısında bodyguard'a uygulanacak muamele, yardımcı hanıma uygulanarak içeri girildi diye tahmin ediyorum ama ben o arada gelin çiçeğini yukarı yetiştirmeye çalıştığım için emin de değilim.. Eve giren damat, arkadaşları ve saz ekibi terasta kızımızı dans ettirdikten sonra arabaya binerek otel'e gittiler..


Biz o arada kuaföre uçarak, en hızlı şekilde düğüne hazırlanma denemesinde bulunduk.. Bu mücadeleyi tamamladıktan sonra İstanbul taksilerine özenerek, gideceğim yeri cok trafikli bularak, beni gece kıyafetimle sokakta indiren Ankara taksisi macerasından sonra otele ulaştım.. Tabi ben ulaşana kadar düğün öncesi otel odası muhabbetini de kaçırmış oldum ama pek dert etmedim; zaten sanırım bizim kızlar da kibarca odadan kovulmuştu -meğerse süpriz dans şovlarını son kez deniyorlarmış-


Gece ise çekirdek bir arkadaş grubunu birleştirdiği için çok sohbetli, eğlenceli ama bir yanı çok buruk geçti.. Hepimizin gözleri farklı farklı anlarda doldu; ben bir gün sonra anneme düğünü anlatırken sadece gözlerim dolmakla kalmadım ayrıca bol bol da ağladım... Simay'cığım evlenmekle kalmayarak, Emre ile Amerika'ya yerleşti.. Çok mutlu olacaklarına eminim ama insan bu kadar sevdiği bir insanla arasına saatler, kilometreler girsin istemiyor.. Haftaya gideceğimiz kızlar tatiline o da gelsin istiyor:)

Gecenin skorlarına gelince: Tabi ki Simay Emre'nin ayağına bastı! Çiçeği hiç tanımadığımız -hatta Simay'ın bile tanıdığından süphem olan- bir kız kaptı; geline düğün boyunca ayağını sürterek dans etmesi tembihlendi ancak sonunda ayakkabısının altındaki Selin'lerden birinin silinip, birinin kalmasıyla ilerleyen yıllarda aşk hayatımız nereye doğru gidecek bilgi edinilemedi:)

Ayrıca türküyü değiştiriyorum: -Uçakla- 3 saatten fazla süren yere kız vermesinler!

24 May 2007

Dışarıda Yaşam Var


Dün itibariyle istifa ederek, bugun kendimi yollara vurdum.. Çalıştığın kareye o kadar sıkışıyorsun ki dışarıda yaşam olduğunu unutuyorsun bunu bir kez daha fark ettim... Çalıştığım 6 ayın mükafatı bu kadar özgürce geçirilebilecek bir günse gerçekten değdi..

Tünel'de yemek yedim... Pasajlara girdim.. Leb-i Derya'da sıra beklemeden en guzel yere oturdum... Tatlı tatlı mojito'mu yudumladım...

Birbirine bağıran kızan; insani hırsla birbirini üzen insanlar yok.. Yetişme, yetiştirme derdi yok; 17 inch ekranlara sıkışmamış insanlar var ve muhtemelen şatafatlı plazalarda -neredeyse- yaşayan insanlardan daha mutlular.. Geçerken ağaçları, binaları, tabelalaları fark edebiliyorsun, beynin üzerindeki ağır sorumluluktan kurtulur kurtulmaz sukunete kavuşuyor.. Bu sukunet o kadar tatlı geliyor ki, insan daha uzun süre bunu yaşamak istiyor ve yarın uyanıyorsun yeni işine ne zaman başlamanı istediklerini soruyorsun, bu masalda burada bitiyor..

22 May 2007

Düğün Sonrası Kuşbakışı


Haftasonu annem, kardeşim ve ben bir düğün için Antalya'daydık.

1) Bir kuaför için doğal görünen bir düğün saçı yapmak çok mu zordur? Ben hep düz föne mahkum mu kalacağım! Antalya'da gittiğim ilk kuaförde yapılan saç kabusunu yıkayıp düğüne bir saat kala otelin kuaförüne fönümsü bir şey yaptırmak suretiyle düğüne katıldım- yine de lüle lüle şeker kız saçlarımdan kurtulmuş olmanın verdiği rahatlık sayesinde görütümden memnundum

2) Notradamus 2007 Türk milleti için miliyetçiliğin doruğunda olduğu bir yıl olacak demiş miydi bilmiyorum ama düğünün başlaması beklenirken salonda güzel bir müzik eşliğinde gösterilen Atatürk resimleri -varsa- bu kehaneti doğruladı ve hepimizi duygulandırmakla beraber salonu da alkışa boğdu.

3) Sevgili Turgut düğünde, nikah kıyılmadan önce gelinin karşısında yaptığı dansla resmen şov yaptı, bu hareketi herhalde her masada uzunca konuşulmuştur.. Oldukça farklı bir düğün girişi oldu.. Farklılık sadece düğün girişiyle kalmadı, gelin ve damatın pastayı birbirlerine elle yedirecek kadar:) doğal hareketleri herkesi kasan formalite düğünlerin yayında oldukça farklıydı..

4) Sanırım iklimler, erkeklerin dans etme alışkanları üzerinde oldukça etkili.. Daha önce gittiğim Ankara düğünlerinde bu kadar çok dans eden erkek görmemiştim.. Hatta göbek atarken ağzıyla sandalyeyi kaldıran ve onunla dans eden bir adam bile vardı!

5) Düğünlerde en sevdiğim şey ise kardeşimle dedikodu yapmak! Allahtan yanımdaydı, herkes hakkında konuştuk, çook eğlendim çook:)

19 May 2007

Future of Online Advertising



Kesinlikle orada olmak istiyorum!!!
Aynı anda MSN, Google ve Yahoo'nun sunumları var! Bununla beraber en çok merak ettiğim şeylerden biri olan, bazı banner'ların tepki yaratması, bazısının ise yaratamaması konusunda Oglivly'den bir konuşmacının olması; bloglara reklam alınması; pay per cost modeller..

Özetle ilgimi çeken her konuda konuşma mevcut...
Biri beni oraya uçursunn..

16 May 2007

Snickers Skate Across


Delilik farklı boyutlarda...

Snickers'ın sponsorluğunda -3 genç diyemeyeceğim- 3 deli 1.500km yolu patenle aşmayı deniyorlar. İstanbul'dan Urfa'ya olan yolculuklarında umarım sadece Snickers ile beslenmiyorlardır. Her ne kadar Snickers yeterince doyurucu olsa da, Urfa'da kendilerine bir kuzu kesilmesi ve şark sofrasında ikram edilmesi taraftarıyım!

Detaylı bilgiyi Snickers sitesinde bulabilirsiniz!

08 May 2007

Numa Numa

Bu videoyu bir toplantıda internetin viral etkisini anlatmak için sunumda kullanmışlardı.. Artık gülen hiç kimse kalmadığı için susmak zorunda kalırsınız ya, aynen o şekilde zorunlu kalarak sustum.. Şimdi evde izledim, tekrar çok eğlendim - mutlaka izlemelisiniz

24 April 2007

El yazısı ile Kişilik Analizi...


Filmlerde el yazılarından insanların kişilik analizlerinin yapıldığı sahneler vardır ya, ben küçükken hep o analizi yapanlardan biri olmak isterdim ve büyüdüğümde el yazısından karakter analizi yapmayı öğreneceğime de emindim.. Yeterince büyüdüm ama bunu öğrenmek istediğimi unuttum.. Hatırlar hatırlamaz Remzi'de kitaplara bakındım ama bir şey bulamadım..



Internette bakınırken de, pek eğitici bir sey bulamamış olsam da, süper bir sihirbaz buldum: The Handwriting Wizard

Bana söyledikleri gerçekten beni anlatıyor..

İlk kendinizde deneyin, sonra sevgililerinizin not defterlerinde sayfa çalmaya başlarsınız:)

Google Bize Logo Yaptı

Kısa bir süre önce www.googlebizelogoyapsana.com ile Google'la Türkiye için özel logo talebi geldi.. Bugun itibari ile de bu talep can buldu...

Doogle dedikleri, özel günler için yapılan design'ları çok seven biri olarak gözlerim parladı ve ileride bir gün internet bilgi yarışmasına girersem, "Google'ın Türkiye logoları ilk ne zaman yayınlandı" sorusunun cevabına kolay ulaşmak için de, hemen yazmaya koyuldum.


Bu girişimi desteklemekle beraber, logoyu beğenmediğimi itiraf edip etmeme konusunda kararsızım.. İlk denemelerde ses çıkarmamalı mı, direkt söylenmeli mi yoksa www.googlebizedahaguzelogoyap.com ile gelinen yolla mı devam edilmeli karar veremedim...

23 April 2007

Turkcell ilk Defa Korktu



Kendi istemi dışındaki değişiklerin üzerinden gelmekte zorlanan bir tek insanlar değilmiş, kurumlar da zorlanırmış.. Turkcell'de Vodafone'un girişiyle sanırım affalladı.. İlk defa temelinde korku yatan bir reklam yayınladı.. Ben bu nine'li reklamla Turkcell'de ilk defa kaybetme korkusu yaşandığını hissettim..

"Gitmeyin" en iyi kalite bizde dedi ama bence hiç "gitmeyin" dememeliydi.. Herkesin Turkcell'li olduğunu göstermek için yeri göğü cellocan'la doldurdu ama onun yerine bence Turkcell'lileri tercihlerinden dolayı özel hissettirmeliydi..

Ne diyelim ikinci round'da başarılar..

13 April 2007

Elidor ile Bir Sürü Ben


Saçlarını fazla değiştirmeyen biri olarak aslında içimde nasıl bir canavar yatıyormuş, bir kaç gün önce fark ettim. Sanırım değişiklik yapmama durumum daha cok kuaförde boyama ve kesim işlemindeki daralma durumundan kaynaklanıyormuş.

Elidor'un yeni kampanyasının internet reklamlarına takılarak geldiğim saclarimyipraniyor.com sitesinde sanırım her kadında olan saçı ile oynama içgüdüsü ile hemen üye oldum, üye olduktan sonra da fikrin güzel, uygulamanın da kötü olduğuna karar verdim ama yine de saatlerce sitede kalıp kendimle oynamama engel olmadı.

Kendimde her şeyi denedim, kızıl, esmer, SARISIN! hatta kötü yola düşmüş kadın saçlarını bile denedim!



Gerçi neden bu uygulamayı Elidor yapmış, neden bir saç boyası firması yapmamış anlamış da değilim ama İşte size bir sürü ben:)