05 July 2009

Hüseyin Bey Cafeteria




Duvarda BJK Çarşı yazmasa, Amsterdam gibi görünen bu yer, aslında Göksu nehrinin Boğaz'a bağlandığı noktaymış..




Oldukça tenha bir ara sokakta tebeşirle , kara tahtaya yazılan menü hoşuma gitmiş olsa da, kapısında manzarası hakkında en ufak bir ipucu vermeyen Hüseyin Bey Cafeteria pek bir keyifli, orası da bir başka Istanbul.. Sanki her bölümü başka bir şehir bu Istanbul'un..

Video Oyunları Hafızayı Güçlendiriyor


Genelde keyif almadığım ve vakit kaybı olduğunu düşündüğüm video oyunlarının da faydası araştırmalarca ispatlanmış. Okuduğum yazıya göre video oyunu oynayan insanların hafızasının güçlendiğine ve oyun oynamayanların doğru hatırlama oranı %30'lardayken, oynayanların %80'e çıktığı bulunmuş..

Nasıl faydacı bir insansam, seveceğim bir oyun bulmak için yanıp tutuşuyorum.. :)

30 June 2009

Verita Dilim Meyve: Tembellere Meyve


Sebze & meyve reyonunda gezip, keşke görevliler isteyince burada yıkayıp soysalar diye düşünürken, hayallerim kısmen gerçek oldu.. Tembellere yıkanmış, dilimlenmiş meyveler hazırlamışlar.. Adına da Verita Dilim Meyve koymuşlar.

Ufak plastik kutulara dilimleyip, yıkayıp koymakla kalmamış, hatta bir de çatalcık iliştirilmişler. Her şey düşünülmüş, geriye sadece yemesi kalıyor..

22 June 2009

Yeni Sevgilim: Tripit


Tripit'e seyahet organize edici mi desek, seyahat içerikli sosyal ağ mı desek ne desek bilmiyorum ama yeni keşfettim çok seviyorum..

Kullanmak için bir yerler gitmek istiyorum veya gitmek istiyorum, giderken de kullanmak istiyorum :)

14 June 2009

Galata Şenlikleri


Cuma günü, Galata Şenliklerinin açılışı vardı.. Her sene Galata kulesinin altında yer alan şenlik bu sene Galata Derneğindeydi ve benim bundan açılışta yer alan Viyola Piyano Resitali ile haberim oldu.. Cuma günü iş çıkışı uçarak Galata'ya gidildi ve Aslı Demirağ ve Kerem Bahar'dan çok güzel bir resital dinlendikten sonra dönüldü..

Bu "Gitme" ve "Dönme" durumunun arasına sıkışan zaman dilimi, bana Istanbul'u bir kere sevdirdi.. Galata'da yürürken yaşanmışlığı, kendine has duruşu, daha önce adım atılmamış sokaklardan yürümenin verdiği turistik heyecanı, dik yokuşlardan inerken yaşattığı adrenelini, tarihi bir bina içindeki resitali beynim keyifli günler defterine tüm detayları ile kaydetti..

Dinlerken de hayatı düşündürdü: Hayatta hep en sevdiğimiz şeyleri seçip onlar arasında gidip gelmek istiyoruz ya, aslında piyanonun "en sevdiğimiz" iki , üç notası arasında gidip gelmeyi istemek gibi bu.. Hayat da, en kalından, en inceye farklı notalar arasında gidip gelmedikçe bir müzik oluşturmuyor.. Hayatın müziğini hissedebilmek için, doğru notaları yan yana getirmek ve hissederek çalmak gerekli sanırım.. Bunu yaparken de, kendi notalarını derinden hisseden bir viyola ile çok daha renkli, keyifli ve güçlü olacağına da şüphe yok sanırım...

10 June 2009

İniyor, çıkıyor..




Heyecanla bekleyişler, kısa zamanda geçen tepe noktasından tekrar aşağıya iniyor.. Sonra tekrar çıkıyor ve tekrar iniyor.. Düşerken attığın çığlıklar ve çıkarken karnına giren kramplar bir bakmışsın ki, hayatının düzenli bir parçası olmuş..

06 June 2009

Entertainbul


Entertainbul yeni hayatımıza giren yaşam sitelerinden.. Henüz beta olmasına ve eksikleri olmasına karşın, ufak detaylar özen gösterildiğini hissettirdi.. Benim kanım kaynadı..

31 May 2009

"Çok Büyük"


Geçtiğimiz günlerde bir doğum gününü daha geride bıraktım.. İlk defa biraz panik oldum.. Şu anda olduğum yaşta olan insanların "çok büyük" olduğunu düşündüğüm zamanlara lanet olsun.. Şimdi ben de mi "çok büyük" bir insanım.. Hayır değilim!!
Zaman değişti; artık daha büyükler "çok büyük".. diye kendime bir koruma kalkanı örsem de; bu kalkanın içine ilk defa ışık sızdı ve daha da yakınıma geleceğini hissettirdi..

Belki bu histen, belki de zaten bu sürece girdiğimden bilinmez, ölçüldü; tartıldı; ertelenenlerin yapılmasına karar verildi.. Atılacak ve saklanılacaklar ayıklandı.. Ve ilk başta evle ilgili yıllardır ertelenenlere el atıldı.. Doğum günümden bir gün sonra, ustalar annemin "sağ baştan say" komutu ile eve adım attı..

Şu an ben de dahil olmak üzere her yer boya, alçı, sıva ama artık kokmuyor; korkutmuyor, yoluna girmek üzere.. Ayrıca boyacıların alaycı ve meraklı bakışlarına aldırmadan, "boyanmaz" mutfak dolaplarını boyadım pek mutluyum!

Not: Bunları söylemeden de edemeyeceğim; Koçtaş'ta hiç bir şey yok! Kriz önlemi olsa gerek, ürünlerin devamı yok; önceki senelere göre çeşit yok. Ayrıca neden bilinmez, satış elemanları bir kızgın..
- Tahta boyası var mı?
- Yok! (Daha neler, der der bir bakışla..)