20 February 2012

Bekarliga Veda




Bekarliga veda partilerini , agustos bocegi hikayesine benzetiyorum. Yillarca bekarsin, bekarken yapman gerekenleri neden son gune sakliyorsun!


02 January 2012

Mutlu Yillar



Bitisler beni bazen korkutuyor.  O yuzden evimde sonu birakilmis parfumler , bitirilmemis kitaplar , tuketilmemis bir seyler mutlaka bulunur. Mesela bitmesine yakin, bir iki damla daha kullanamam parfumu, bitirse yeni aldigim parfum ayni tilsimi vermez gibi gelir..    Bu yilda oyle bir yil.. Son gununu gecirmeye korkuyorum.. Bitince aynisi olmayacagi kesin bir yila adim atiyorum.. Bugunun sonunu dolapta saklayip, dolu dolu bir yil gecirmeye ihtiyaç duyunca dolaptan cikarip kulak arkasina fislayasim geliyor..

Malesef yillar parfum kolayliginda saklanmiyor.. Birazdan bu yilin son gununu, bitene kadar üstüne dokup 2012 ile tanisacagim.. 'Umarim bu yil' diye baslayacak cok sey var tabi ki ama bir yandan da 'iyi ki' ile aram cok iyi su anda..

'iyi ki' lerimin bir parcasi herkese cok cok tesekkur ederim!

Mutlu Yillar!!

08 November 2011

Gurbet Mahallesinde

Internetteki haritalarin olcegini degistirip bir anda mahalleye girip, sonra bir anda sehrin ustune cikma hissi beni hep garip hissetmistir.

Ayni yer, olcegine gore bambaska bir goruntu, renk olusturken biz ayni kaliyoruz; sadece yolculuk tadindaki bir buyume ve kuculmeye sahit oluyormusuz gibi…

Oysa ki, sanirim bu olcek degisimi esnasinda biz de degisiyoruz. Turkiye’yi mahallesinde yasarken sevdiklerimle ; buyuk olcekle bakip ulkemin disina cikinca ozlediklerim arasinda fark var. Ozlem esnasinda ilk kurtulacaklar listemde, sevdigimi bilmedigim veya Turkiye’deyken ozel bir sevgi beslemedigim muzikler, yemekler, mekanlar ve hatta insanlar var.

Insan bir anda kendisini Turkiye'den gelen Falim sakizi cignerken ; nereden bildigini bilmedigi bir sarkida gozleri dolarken ; cok da yakindan tanimadigi -ve bir kere bile ozel olarak bulusmadigi- bir insani ozlerken bulabiliyor.

Iste Gurbet mahallesinde isler boyle. Olcegi degistiriyorsun, icindeki kimse su yuzune cikiyor.

Vintage Erkek

Biz Cuneyt Arkin'li, Kadir Inanir'li Turk filmleriyle buyumus bir jenerasyonuz. Erkegi, kadinin kaygilarini azaltacak, endiselerini unutturacak, zorluklardan cekip cikartacak, onu mutlu olmasi icin elinden geleni yapacak, tutup kolundan goturecek bir karakter olarak genelledik kafamizda.

Sonra bu kafamizda genellen erkek imajini, feminizm, kadin haklari gibi akimlar ve komsu iliskilerde yasananlar dolayisiyla baltalayip sekillendirdikten sonra esit, adil bir noktaya dogru yol almaya basladik... "Ahhh ne sahane" buraya kadar ama ongoremedigimiz bir kisa devre yasandi...

Ayni filmi izleyerek buyuyen bu erkekler, rolunu kaybedince kendilerini nereye koyacaklarini bilemediler (sanirim). Ya bu sebepten, ya da cocuklugumuzda bolgeye yayilan radyasyon dolayisiyla, bir baktik erkekler kiz olmus. Korkak, urkek, kirilgan, cekingen... Adim atmaktan cekinen, iliskiden korkan , evlenmekten tirsan, ailesiyle tanistirmaya ve ailesiyle tanismaya cesareti olmayan erkekler sarmis dort bir yani.

Durum boyle olunca, Cuneyt Arkin , Kadir Inanir rolunu ustlenen kadinlar, gerekli kaslari gelissin diye kendilerini spor salonlarinda bulmus. Cesaret, guc, bagimsizlik, ozguven kaslari uzerinde bolca antreman yapmislar. Bugun gelinen noktada ise, "caksa yapistiracak" kadinlar, zarif kiyafetleri ve nadir bedenleri ile erkekleri gercekten korkutuyor sanirim.

Iste bundandir ki, her yerde bir vintage store var artik... Korkan erkeklerden arinip erkek gibi erkegi arama seruveninde, bir vintage erkek birakan olursa diye...


24 August 2011

New York'da Metrekareye Dusen Turk Sayisi



New York'da metrekareye dusen Turk sayisi, metrekareye dusen Amerikali sayisini gecmek uzere diye bir Zaytung haberi okusam cok yerinde olur.

Gercek degil ama bayramlarda New York'daki Turk sayisinda onemli bir artis oldugu kesin. Sokakta, metroda, parkta, dukkanlarda sık araklıklarla Turkce kelimeler duymak ve Turkiye'de yasayan arkadaslarla karsilasmak cok olasi.

Simdi toplum bilinci yuksek bir hareket yapip, memleketimden gelenleri biraz sehri bilir havaya sokmak icin bildiklerimi ; sevdiklerimi siralayacagim. "New York'a geliyorum, ay ne yapsam , ne yapsam?" diye dusunenler okusun ; okuduklarini yapanlar parmak kaldirsin, eve donunce begendiklerini bana yazsin.

Hazir misiniz, basliyorum...

Restaurant Favorilerim:

Marc Forgione - Tribeca
--Baked Oysters kesinlikle yenmeli, masa bulunamasa da yemek menusunu barda da servis ediyorlar
Minnetta Tavern - West Village
--Guzel bir et yemek istiyorsaniz cok guzel bir secim
Brasserrie Beaumarchais - Meatpacking
--Daha kotu bir yemege denk gelmedim. 10.30 gibi lokantadan party'e gecis yapiyor. Sessiz sakin yemek yemek istiyorsaniz erken rezervasyon yaparsaniz daha iyi olur.
Fig & Olive - Meatpacking
--Dana carpaccio'su cok guzel!
Bondst Sushi - Soho
--Baslangiclarindan Tuna Tarts cok guzel. Cig balik yiyebilenlere siddetle onerilir.
Tortilla Flats -Meatpacking
--Salas sayilabilecek bir Meksika lokantasi
Beauty & Essex - Lower East Side
-- Yemeklerinden pek kimse cok etkilenmiyor ama guzel bir atmosferi var ve aksam ust katta guzel bir eglence oluyor
Stanton Social - Lower East Side
--French Soup Dumplings ve burgerlari oldukca guzel. Yemek yemek yerine ust katta barinda bir seyler de icebilirsiniz, guzel bir kokteyl menusu var.

Bar Favorilerim:

Employees Only - West Village
--Koktail bar oldugu icin bira icmek yerine kokteylleri denemeyi tavsiye ederim. Ozunde bar olmasina ragmen, arka tarafinda yemek yenilecek bir bolum var. Steak Tartar'i cok basarili.
Diablo Royale - West Village
--Bastan pek bar gibi olmadigini soyleyeyim. Istenirse Meksika yemegi de yenebilir ama bence ickileri yemeklerinin uzerinde basarili. O sebeple benim icin bar kategorisine giriyor. Ricky's icilmesini siddetle tavsiye ediyorum
Mulbery Project - Little Italy
--Gittiginiz zaman, hangi icki bazini (votka, cin, viski..etc) istediginizi ve hangi meyveleri sevdiginizi soyleyin. Barmenler istediklerinize gore, taze meyvelerle kokteyl hazirliyor
Garage Jazz Bar - West Village
--Hem bar, hem de restaurant. Yemeklerin muhtesem oldugunu soyleyemeyecegim ama yine de guzel muzik yaninda gidiyor.
Small Jazz Bar - West Village
--Burasi diger jazz barlara gore daha sanatsal bir yer. Oyle adam gibi masa, yiyecek icecek yok. Sandalyelerde jazz dinlemeye gidiliyor.
Standard Biergarten - Meatpacking
--Meatpacking'de yer alan clublarin tersine cok daha salas bir ortami var. Muzik yok ama sessiz bir yer sanmayin, insan gurultusunun yeteri kadar ortami doldurduguna emin olabilirsiniz
Hotel Delmano - Williamsburg/Brooklyn
--Cok orjinal ickileri, sakin, sessiz ama sosyal bir hali var.

Club Favorilerim/Favori Gunleri:

Mr.H - Soho / Cuma, Cumartesi
Jane Hotel West Village /Persembe
South Side - Little Italy /Persembe
Le Bain - Meatpacking /Sali
Butter - Noho /Pazartesi
Gold Bar - Little Italy /Pazar

Brunch Favorilerim:

Essex - Lower East Side
Lokal Bistro - Williamsburg/Brooklyn
100 Acres - Soho
Brasserrie Beaumarchais - Meatpacking


Hadi iyi gezmeler! Yolda bana rastlarsaniz merhaba deyin :)

12 August 2011

Tuvalette Memleketini Ozlemek



Memleketini ozleme konusuna girersem cikamayacagim icin, her tur ozlem yaratacak konseptten sakinan bir insan oldum.. Oyle aklima zeytinyagli yemekler ; yakin arkadaslarla gecirilen mutlu zamanlari filan aklima getirmiyorum... Onlar orada duruyor, ben gelince tadina bakiyorum gibi konumluyorum ama bu sefer kacamadim memleketi ozleme durumundan.. Hem de cok acaip bir yerde yakalandim: Tuvalette.. Cikinca telefonumun not defterine yazdigim notu aynen paylasiyorum

Bu Amerika'li kizlarin algilari pek acik degil.. Kenara cekilmesi icin uyuz bir vurguyla soyledigim "ekskuizzzz miiii" lafinin derinligindeki 'sizi sevmedim, begenmedim, onaylamiyorum" detaylarini anlamayip,gayet normal "Aaa Pardon" demesiyle beni salak edip, ayni zamanda da istedigim mesajin yerine ulasmamasiyla, yurdumun antipatik* kizlarini ozledim..

Ayrica manyak misin neden tuvalette kizlara 'sizi sevmedim, begenmedim, onaylamiyorum" vurgulu laflar ediyorsun derseniz... Aslinda pek de insanlari yargilamam ama sanirim ben ulkemin kadinlar tuvaletinde boyle gordum... Kimi kadinlardan aldigin elektrikle ; karsilikli -tabi ki sessiz ve temassiz- hirlasma ve elektrik sacma durumu.

Neyse sonuc sudur ki; ulkemin antipatik kizini Amerika'nin antipatik kizina tercih ediyorum. En azindan algisi acik; kendini biliyor ve antipatikliginin arkasinda duruyor... Buradan Mevlana'nin bir sozunu su anda kadinlar tuvaletini kullanan tum Amerika'lilara armagan ediyorum: Oldugun gibi Gorun, ya da Gorundugun gibi ol!

*Antipatik derken, yurdumun tum kizlari antipatik demek istemedim tahmin edersiniz. Demek istedigim o 1 metrekarelik alanda, sozsuz, temassiz antipati yaratan kizlar.

10 August 2011

It's Not Me, It's You




Otuzlarina gelmis ve "It's not You, It's Me" aciklamasini hic yapmamis veya hic maruz kalmamis bir insan kaldi mi bu hayatta bilmiyorum.

Dudaga hafif, kulaga agir iki cift laf...

Cumleyi tersinden okuyunca, hafiflige yapilmis sozlu bir darbe...


04 August 2011

Acik Bufede Ac Kalmak



Groupon, LivingSocial, BuywithMe, Ruelala, Gilt gibi firsat odakli satis yapan olusumlarin basarisi ardindaki sir perdesine yeni bir boyut daha katmak istiyorum (daha once kattilarsa affedin; bir cayimi icin, okumaya devam edin...)

Hayatta herkesin firsat yakalamaktan hoslanmasi ve kaliteliyi ucuza kapatma istegi bu sirketlerin basarisi altindaki temel sebep gibi dursa da; bence bir yandan da basarinin altinda cok da fark etmedigimiz baska bir sebep daha yatiyor:


Benim (ve benim gibilerin) acik bufelerde ac kalmasi. O kadar guzel gorunen yemegin icinde, limitli mide kapasitesine en akilli yatirimi yapmaya calismanin yarattigi kararsizlikla gozun doyup, midenin doyamamasi hali. Macy's , Bloomingdale's gibi Ne Arasan Var (department store kelimesinden cevirdim) dukkanlardan aslinda daha az luzumlu parca ile cikilmasi veya nevrinin donup, karsidaki kahvecide kendini bol kafeinlisinden derken bulma durumlari.


"Ay coook subjektif takiliyorsun sekerim" derseniz , size cok cesidin karar verme ve satin-alma icin hayirli olmadigina dair Guy Kawasaki'nin son kitabi Enchantment'dan istatistik de sunabilirim ama benim bu konuya dikkatimin sicrayisi kitapla veya istatistikle degil, midemin gecirdigi deneyimlerle oldu. Yine de konuyu tam kavramam ve aydinlamam dun aksam kardesimin yan masada oturan 20 manken kiza bakip "Turkiye'de ne guzel, ilgi duyulabilecek (yazmak kelimesinden cevirdim) bir kac kiz oluyor, onunla tanismak icin ugrasiyorsun; burada aklim karisiyor" demesiyle oldu. Kizlarin hepsinin manken oldugunu bir masada bile, insan hangisi ile tanisirsam tanisayim diyemiyor.

Yani ozunde cok cesitlilik gozumuz gonlumuz icin bayram olsa da, fikrimiz mantigimiz icin fazla karmasa yaratiyor. Her an yuzlerce karar verdigimiz hayatlarimizda, Groupon, LivingSocial ve benzeri sirketler aslinda sadece firsat sunduklari icin basarili olmuyorlar. Bu karmasaya bir yenisini eklemek yerine , az secenekli teklifler sunmak basarisinda onemli bir unsuru olusturuyor. Mesela Groupon "Bak bu aksam, su konsere indirimli biletim var" diyor. Karar sadece A)Gitmek B)Gitmemek seceneklerine kaliyor. Oysa ki, hadi aksam bir konsere gidelim desem size, hangisi, nerede, fiyati, kac kisi derken sizce gidebilir miyiz? Hic sanmiyorum.



O yuzden bu sirketlerin basarisinin arkasindaki -belki de- firsat yakalama heyecanindan onceki sebep, dogasindaki limitli secenek sunma unsuru ile karar vermeyi kolaylastirmasi... Yoksa yan masadaki manken kizlarla tanismak da, genc bir cok erkek icin hayatina renk getirecek bir firsat degil midir? Bence cevap: Evet guzel bir firsattir ama karar veremedikten, ne istedigini bilemedikten sonra tanismanin T'sine bile dokunmadan, aksam corbacida noktalaniyor. Ama onun da iyi yanindan bakmak lazim, New York'da corbaciya vardin mi, karar vermek kolay: A) Mercimek B) Hic biri