08 November 2011

Gurbet Mahallesinde

Internetteki haritalarin olcegini degistirip bir anda mahalleye girip, sonra bir anda sehrin ustune cikma hissi beni hep garip hissetmistir.

Ayni yer, olcegine gore bambaska bir goruntu, renk olusturken biz ayni kaliyoruz; sadece yolculuk tadindaki bir buyume ve kuculmeye sahit oluyormusuz gibi…

Oysa ki, sanirim bu olcek degisimi esnasinda biz de degisiyoruz. Turkiye’yi mahallesinde yasarken sevdiklerimle ; buyuk olcekle bakip ulkemin disina cikinca ozlediklerim arasinda fark var. Ozlem esnasinda ilk kurtulacaklar listemde, sevdigimi bilmedigim veya Turkiye’deyken ozel bir sevgi beslemedigim muzikler, yemekler, mekanlar ve hatta insanlar var.

Insan bir anda kendisini Turkiye'den gelen Falim sakizi cignerken ; nereden bildigini bilmedigi bir sarkida gozleri dolarken ; cok da yakindan tanimadigi -ve bir kere bile ozel olarak bulusmadigi- bir insani ozlerken bulabiliyor.

Iste Gurbet mahallesinde isler boyle. Olcegi degistiriyorsun, icindeki kimse su yuzune cikiyor.

Vintage Erkek

Biz Cuneyt Arkin'li, Kadir Inanir'li Turk filmleriyle buyumus bir jenerasyonuz. Erkegi, kadinin kaygilarini azaltacak, endiselerini unutturacak, zorluklardan cekip cikartacak, onu mutlu olmasi icin elinden geleni yapacak, tutup kolundan goturecek bir karakter olarak genelledik kafamizda.

Sonra bu kafamizda genellen erkek imajini, feminizm, kadin haklari gibi akimlar ve komsu iliskilerde yasananlar dolayisiyla baltalayip sekillendirdikten sonra esit, adil bir noktaya dogru yol almaya basladik... "Ahhh ne sahane" buraya kadar ama ongoremedigimiz bir kisa devre yasandi...

Ayni filmi izleyerek buyuyen bu erkekler, rolunu kaybedince kendilerini nereye koyacaklarini bilemediler (sanirim). Ya bu sebepten, ya da cocuklugumuzda bolgeye yayilan radyasyon dolayisiyla, bir baktik erkekler kiz olmus. Korkak, urkek, kirilgan, cekingen... Adim atmaktan cekinen, iliskiden korkan , evlenmekten tirsan, ailesiyle tanistirmaya ve ailesiyle tanismaya cesareti olmayan erkekler sarmis dort bir yani.

Durum boyle olunca, Cuneyt Arkin , Kadir Inanir rolunu ustlenen kadinlar, gerekli kaslari gelissin diye kendilerini spor salonlarinda bulmus. Cesaret, guc, bagimsizlik, ozguven kaslari uzerinde bolca antreman yapmislar. Bugun gelinen noktada ise, "caksa yapistiracak" kadinlar, zarif kiyafetleri ve nadir bedenleri ile erkekleri gercekten korkutuyor sanirim.

Iste bundandir ki, her yerde bir vintage store var artik... Korkan erkeklerden arinip erkek gibi erkegi arama seruveninde, bir vintage erkek birakan olursa diye...


24 August 2011

New York'da Metrekareye Dusen Turk Sayisi



New York'da metrekareye dusen Turk sayisi, metrekareye dusen Amerikali sayisini gecmek uzere diye bir Zaytung haberi okusam cok yerinde olur.

Gercek degil ama bayramlarda New York'daki Turk sayisinda onemli bir artis oldugu kesin. Sokakta, metroda, parkta, dukkanlarda sık araklıklarla Turkce kelimeler duymak ve Turkiye'de yasayan arkadaslarla karsilasmak cok olasi.

Simdi toplum bilinci yuksek bir hareket yapip, memleketimden gelenleri biraz sehri bilir havaya sokmak icin bildiklerimi ; sevdiklerimi siralayacagim. "New York'a geliyorum, ay ne yapsam , ne yapsam?" diye dusunenler okusun ; okuduklarini yapanlar parmak kaldirsin, eve donunce begendiklerini bana yazsin.

Hazir misiniz, basliyorum...

Restaurant Favorilerim:

Marc Forgione - Tribeca
--Baked Oysters kesinlikle yenmeli, masa bulunamasa da yemek menusunu barda da servis ediyorlar
Minnetta Tavern - West Village
--Guzel bir et yemek istiyorsaniz cok guzel bir secim
Brasserrie Beaumarchais - Meatpacking
--Daha kotu bir yemege denk gelmedim. 10.30 gibi lokantadan party'e gecis yapiyor. Sessiz sakin yemek yemek istiyorsaniz erken rezervasyon yaparsaniz daha iyi olur.
Fig & Olive - Meatpacking
--Dana carpaccio'su cok guzel!
Bondst Sushi - Soho
--Baslangiclarindan Tuna Tarts cok guzel. Cig balik yiyebilenlere siddetle onerilir.
Tortilla Flats -Meatpacking
--Salas sayilabilecek bir Meksika lokantasi
Beauty & Essex - Lower East Side
-- Yemeklerinden pek kimse cok etkilenmiyor ama guzel bir atmosferi var ve aksam ust katta guzel bir eglence oluyor
Stanton Social - Lower East Side
--French Soup Dumplings ve burgerlari oldukca guzel. Yemek yemek yerine ust katta barinda bir seyler de icebilirsiniz, guzel bir kokteyl menusu var.
Sindicato De Cocineros - Williamsburg
--Yemeklerinin her biri ayri guzel. Meksika yemegini atistirmalik seklinde degil de adam akilli tatmak isteyenler icin ideal bir yer. Gossip Girl'den Dandan Humphrey'i gormek isterseniz Cuma ve Cumartesi gunlerini secin.


Bar Favorilerim:

Employees Only - West Village
--Koktail bar oldugu icin bira icmek yerine kokteylleri denemeyi tavsiye ederim. Ozunde bar olmasina ragmen, arka tarafinda yemek yenilecek bir bolum var. Steak Tartar'i cok basarili.
Diablo Royale - West Village
--Bastan pek bar gibi olmadigini soyleyeyim. Istenirse Meksika yemegi de yenebilir ama bence ickileri yemeklerinin uzerinde basarili. O sebeple benim icin bar kategorisine giriyor. Ricky's icilmesini siddetle tavsiye ediyorum
Mulbery Project - Little Italy
--Gittiginiz zaman, hangi icki bazini (votka, cin, viski..etc) istediginizi ve hangi meyveleri sevdiginizi soyleyin. Barmenler istediklerinize gore, taze meyvelerle kokteyl hazirliyor
Garage Jazz Bar - West Village
--Hem bar, hem de restaurant. Yemeklerin muhtesem oldugunu soyleyemeyecegim ama yine de guzel muzik yaninda gidiyor.
Small Jazz Bar - West Village
--Burasi diger jazz barlara gore daha sanatsal bir yer. Oyle adam gibi masa, yiyecek icecek yok. Sandalyelerde jazz dinlemeye gidiliyor.
Hotel Delmano - Williamsburg/Brooklyn
--Cok orjinal ickileri, sakin, sessiz ama sosyal bir hali var.

Club Favorilerim/Favori Gunleri:

Mr.H - Soho / Cuma, Cumartesi
Jane Hotel West Village /Persembe
Double 7 - Meatpacking / Persembe
Le Bain - Meatpacking /Sali
Gold Bar - Little Italy /Pazar

Brunch Favorilerim:

Essex - Lower East Side
Lokal Bistro - Williamsburg/Brooklyn
100 Acres - Soho
Brasserrie Beaumarchais - Meatpacking


Hadi iyi gezmeler! Yolda bana rastlarsaniz merhaba deyin :)

12 August 2011

Tuvalette Memleketini Ozlemek



Memleketini ozleme konusuna girersem cikamayacagim icin, her tur ozlem yaratacak konseptten sakinan bir insan oldum.. Oyle aklima zeytinyagli yemekler ; yakin arkadaslarla gecirilen mutlu zamanlari filan aklima getirmiyorum... Onlar orada duruyor, ben gelince tadina bakiyorum gibi konumluyorum ama bu sefer kacamadim memleketi ozleme durumundan.. Hem de cok acaip bir yerde yakalandim: Tuvalette.. Cikinca telefonumun not defterine yazdigim notu aynen paylasiyorum

Bu Amerika'li kizlarin algilari pek acik degil.. Kenara cekilmesi icin uyuz bir vurguyla soyledigim "ekskuizzzz miiii" lafinin derinligindeki 'sizi sevmedim, begenmedim, onaylamiyorum" detaylarini anlamayip,gayet normal "Aaa Pardon" demesiyle beni salak edip, ayni zamanda da istedigim mesajin yerine ulasmamasiyla, yurdumun antipatik* kizlarini ozledim..

Ayrica manyak misin neden tuvalette kizlara 'sizi sevmedim, begenmedim, onaylamiyorum" vurgulu laflar ediyorsun derseniz... Aslinda pek de insanlari yargilamam ama sanirim ben ulkemin kadinlar tuvaletinde boyle gordum... Kimi kadinlardan aldigin elektrikle ; karsilikli -tabi ki sessiz ve temassiz- hirlasma ve elektrik sacma durumu.

Neyse sonuc sudur ki; ulkemin antipatik kizini Amerika'nin antipatik kizina tercih ediyorum. En azindan algisi acik; kendini biliyor ve antipatikliginin arkasinda duruyor... Buradan Mevlana'nin bir sozunu su anda kadinlar tuvaletini kullanan tum Amerika'lilara armagan ediyorum: Oldugun gibi Gorun, ya da Gorundugun gibi ol!

*Antipatik derken, yurdumun tum kizlari antipatik demek istemedim tahmin edersiniz. Demek istedigim o 1 metrekarelik alanda, sozsuz, temassiz antipati yaratan kizlar.

10 August 2011

It's Not Me, It's You




Otuzlarina gelmis ve "It's not You, It's Me" aciklamasini hic yapmamis veya hic maruz kalmamis bir insan kaldi mi bu hayatta bilmiyorum.

Dudaga hafif, kulaga agir iki cift laf...

Cumleyi tersinden okuyunca, hafiflige yapilmis sozlu bir darbe...


04 August 2011

Acik Bufede Ac Kalmak



Groupon, LivingSocial, BuywithMe, Ruelala, Gilt gibi firsat odakli satis yapan olusumlarin basarisi ardindaki sir perdesine yeni bir boyut daha katmak istiyorum (daha once kattilarsa affedin; bir cayimi icin, okumaya devam edin...)

Hayatta herkesin firsat yakalamaktan hoslanmasi ve kaliteliyi ucuza kapatma istegi bu sirketlerin basarisi altindaki temel sebep gibi dursa da; bence bir yandan da basarinin altinda cok da fark etmedigimiz baska bir sebep daha yatiyor:


Benim (ve benim gibilerin) acik bufelerde ac kalmasi. O kadar guzel gorunen yemegin icinde, limitli mide kapasitesine en akilli yatirimi yapmaya calismanin yarattigi kararsizlikla gozun doyup, midenin doyamamasi hali. Macy's , Bloomingdale's gibi Ne Arasan Var (department store kelimesinden cevirdim) dukkanlardan aslinda daha az luzumlu parca ile cikilmasi veya nevrinin donup, karsidaki kahvecide kendini bol kafeinlisinden derken bulma durumlari.


"Ay coook subjektif takiliyorsun sekerim" derseniz , size cok cesidin karar verme ve satin-alma icin hayirli olmadigina dair Guy Kawasaki'nin son kitabi Enchantment'dan istatistik de sunabilirim ama benim bu konuya dikkatimin sicrayisi kitapla veya istatistikle degil, midemin gecirdigi deneyimlerle oldu. Yine de konuyu tam kavramam ve aydinlamam dun aksam kardesimin yan masada oturan 20 manken kiza bakip "Turkiye'de ne guzel, ilgi duyulabilecek (yazmak kelimesinden cevirdim) bir kac kiz oluyor, onunla tanismak icin ugrasiyorsun; burada aklim karisiyor" demesiyle oldu. Kizlarin hepsinin manken oldugunu bir masada bile, insan hangisi ile tanisirsam tanisayim diyemiyor.

Yani ozunde cok cesitlilik gozumuz gonlumuz icin bayram olsa da, fikrimiz mantigimiz icin fazla karmasa yaratiyor. Her an yuzlerce karar verdigimiz hayatlarimizda, Groupon, LivingSocial ve benzeri sirketler aslinda sadece firsat sunduklari icin basarili olmuyorlar. Bu karmasaya bir yenisini eklemek yerine , az secenekli teklifler sunmak basarisinda onemli bir unsuru olusturuyor. Mesela Groupon "Bak bu aksam, su konsere indirimli biletim var" diyor. Karar sadece A)Gitmek B)Gitmemek seceneklerine kaliyor. Oysa ki, hadi aksam bir konsere gidelim desem size, hangisi, nerede, fiyati, kac kisi derken sizce gidebilir miyiz? Hic sanmiyorum.



O yuzden bu sirketlerin basarisinin arkasindaki -belki de- firsat yakalama heyecanindan onceki sebep, dogasindaki limitli secenek sunma unsuru ile karar vermeyi kolaylastirmasi... Yoksa yan masadaki manken kizlarla tanismak da, genc bir cok erkek icin hayatina renk getirecek bir firsat degil midir? Bence cevap: Evet guzel bir firsattir ama karar veremedikten, ne istedigini bilemedikten sonra tanismanin T'sine bile dokunmadan, aksam corbacida noktalaniyor. Ama onun da iyi yanindan bakmak lazim, New York'da corbaciya vardin mi, karar vermek kolay: A) Mercimek B) Hic biri

02 August 2011

BKZ: Elif Safak - Büyük Aşk, Büyük Nefret

Elif Safak'in - Firarperest kitabinda minik bir foto-alinti yaptim. Aslinda alinti yapmamin sebebi yaziyi kendim icin her yerden ulasilir hale getirmek. Olurda bir kere daha karsima cikan bir "büyük ego" olursa, blog adresimi verip, BKZ: Elif Safak - Büyük Aşk, Büyük Nefret ; ltfn okuyunuz seklinde gerekli yönlendirmeyi yapabileyim.

Yazi bence cok iyi bir analiz ve özunde karmasik bir konunun duvara anlatsan anlayacak kivamda yalinlastirilmisi...




30 July 2011

Contemporary Turkish Politics


Universitedeki Contemporary Turkish Politics kitabimin gelecek versiyonu gozumun onune geldi. 29 Temmuz 2011'de Genelkurmay Baskani ve cok sayida ust duzeyin askerin emekliligni istedigini yaziyordu; altinda yatan sebepleri ve sonuclarini siraliyordu. Gozumu kapattim, kitaptaki o sayfalarin netlesmesi icin kendimi zorladim ama olmadi.. Orada madde madde siralanmisti oysaki ama goruntu netlesmedi ve gorememedim. Hadi gorememeyi gectik, akil bile yurutemedim.

Ama bu en heyecanli yerinde reklama giren diziler gibi hissettirmedi bu durum. Hatta korkuttu, urkuttu.. Asker kelimesi bile beni hep guvende hissettiren bir kelimeyken; yanina emeklilik; gitmek kelimeleri eklenince anlami dusup, yokus asagi yuvarlandi ve kalabalikta annesini babasini kaybeden bir cocugun ayagina carpip durdu. Ikisi de guven duygularini kaybetmis, buyuk gozlerle etrafa baktilar...

Anne ve babasinin onu birakmayacagina emin cocuk, ebeveynlerinin kotu adamlar tarafindan mi kacirildiklarini, yoksa kotu adamlara yakalanmamak icin kactiklarini dusundu...

Ben yine gozlerimi kapattim, kitaptaki o alt kosedeki yazilari gormek icin bir kere daha zorladim kendimi ama yine olmadi...

29 July 2011

Gecmis



Ileriye dogru cikacak bir basamak daha olmayinca gecmis insani cilginca geriye hortumluyor.

Bir bakiyorsun, gecmis hisleri USB girisinden kalbine aktarmaya calisiyorsun ama aktarsan da beynin onu calistiracak uygun programi bulamiyor.

26 July 2011

Yere Paralel


Yine yaz aylari ve yine iç ses isyanda.. Calişmaya dirençli.. Tüm gün yere paralel ; denize sıfır kitap, internet, güneş arasinda gidip gelme ve özünde onemli olmayan işler yapma sevdasinda..

29 June 2011

Prada 2011 - Gunes Gozlugu




Prada'nin 2011 gozluklerinde bu modele bayildim!! Tesadufen Prada'nin onunden gecerken, "e bir bakayim" demeden edemedim ve gozlugu denedim. Daha ilk haftasindan urunun sadece beyazinin kalmasina gicik bile olamadim cunku yuzumun ne kadar ufak oldugu ve bunun yani sira gozlugun ne kadar buyuk oldugu gercegi ile aynada bakistik. Satis gorevlisinin -Rezalet oldu; cikar cikar- bakislarina dayanamayarak gozlugu yavas hamlelerle, istemeyerek masaya biraktim..

Bu gozluklerinde petite'ini yapsaniz diyorum.... Biz de insaniz!

He-Man



Ortada durup 'gölgelerin gücü adina' dedikten sonra dikkati dağılıp baska yöne giden bir He-Man karakteri çizilirse bir gün, bilin ki parmağim var...

16 June 2011

AT&T Samsung Infuse 4G

Bugunlerde bu iki reklama cok guluyorum!



11 June 2011

Cool Spray


Bazı iyi hisleri korumak icin, üzerine şu futbolcularin bacaklarina sıktıkları soğutucu spreyden sıkıp dondurmak gerekiyor.

12 May 2011

Kadin Kumandasi ?


Herkesin hayal etmeye hakki var:)

Denemek isteyenler urunu Amazon'da bulabilirler

29 March 2011

Digital Age Mart Sayisindan

Bu yazi Turkiye'de calistigim ve gozlemledigim markalar ve calisma yapilariyla ilgili uzun bir incelemenin urunu. Temelinde dijital iletisimde basarili olmak icin ne yapmak gerektigini ajans - marka iliskisi bazinda anlatiyor.. Umarim begenirsiniz



Pazarlama, reklam ve medya dünyasının dijital sularında disiplinli bir serbest stil yüzücüsüyken, bir uçak seyahati ile bir baktım ki Atlantik'in soğuk sularında yüzmeye başlamışım. Bulunduğum, büyüdüğüm topraklar adına kutunun dışında düşünmeye çalışırken, zaten kutunun dışında kalmışım. Düşünmek -sadece düşünmek- çaba harcamadan kutunun dışından gözlemleri kucağıma bırakmış. Ben de, hazira konduğum bu gözlemleri sizlerle paylaşmak için tuşlara vuruyorum.

Vurduğum tuşlarla, tuşlara en çok vurulan insanların yaşadığı kurumsal hayatın minik bir kısmına değinmek istiyorum çünkü bulunduğum noktadan en güzel kutunun o kısmını görebiliyorum. Kutunun bu dijital pazarlama, reklam ve medya kısmında bir sürü marka, iletişim fikri, görseller, kodlar, web siteleri, internet reklamları havalarda uçuyor. Bu uçuş, günümüz çağında uçan bir çok cisim gibi insanlar talep ettiği için, insan tarafından yaratılıyor, planlanıyor, işletiliyor, üretiliyor, takip ediliyor, başlatılıyor, bitiriliyor, sonuçlandırılıyor. Kendisi dijital olsa da, henüz insan doğasını anlayacak bir akıl olmadığı için onu ve arkası insan, sağı solu fazla mesai dolu olan bir dijital pazarlama fabrikası. Konumuz fabrika girişi ve çıkışı esnasında sobelenen markalar, yöneticiler, ajans sakinleri, ilçe yönetimleri.

Devami icin tiklayin..

06 March 2011

Pulse New York

Pulse New York 2011'den notlarim:

Mark Moore:
- Bazi resimler o kadar gercek ki, yanina gidip fotograf mi diye bakiyor insan
http://www.markmooregallery.com/

Molly Dilworth:
- Times Square'de yer alan dalgalari kendisi yapmis. Cok etkileyici gorunmese de, bence Times Square'deki kalabaligin dalgayla eslestirilmesi iyi bir fikir
http://www.mollydilworth.com

Gegory Euclide:
- 3 boyutlu calismalari ve kullandigi materyal, onune gidip noluyor diye baktiriyor.
http://www.gregoryeuclide.com/

Trey Speegle:
- Evime veya ofisimde olmasini kesinlikle isteyecegim resimleri var. Stella McCartney icin yaptigi resim muhtesem!
http://www.treyspeegle.com

Ala Ebtakar:
- Iranli olusunun icerdigi detaylar muhtesem. Fotograf uzerinde calistigi parcalar muhtesemdi... Evimde olsun isterdim
http://www.torandj.com/

Jorge Mayet:
- Aklimda tek kalan, ucan agaclar.. Ama yakindan bile bakinca gercekten ucuyorlar..
http://www.designboom.com/

Isidro Blasco
- Uc boyutlu bina calismalari inailmaz
http://www.isidroblasco.com/

Matthew Cox
- Rontgenlerin bir kismina yapilan orgu buyuleci..
http://matthewcoxartist.com/


Heather Gwen Martin

- Otelim veya cok odali bir evim olursa, bir odasina iddiali bir renk katabilmek icin koymak isteyecegim bir parca
http://www.luisdejesus.com/

Jens Schubert
- Ilk metal tabakalardan kalip cikartip, sonra uzerine bir kac kat calisilan degisik bir teknik.. Yakindan resimlerinde oldugundan daha guzel gorunuyor
http://www.artslant.com/

22 February 2011

Kadinlara Hediye Alma Kilavuzu - 2011 Eklemeleri


Taaaa 2006 yilinda yazdigim Kadinlara Hediye Alma Kilavuzu yazim hala blog'da en cok okunan yazilardan biri.. Oyle olmasina cok sasirmiyorum, kadina hediye almak , vermek cidden zor bir sey. O zaman yazdigimin hala arkasinda duruyorum ve bir daha Kadınlar için yazılan hiç bir kılavuzun tüm kadınları kapsamadigini hatirlatmak istiyorum! ama ne yapilmamasina yonelik karsima cikan sahane bir ornegi paylasmak ve en azindan bu yaziyi okuyacak erkekleri boyle hatalar yapmaktan sakinabilirim.

Bir kiz arkadasimin yeni cikmaya basladigi erkek arkadasi dogum gununden sonra "Sana cok yaratici bir hediye verecegim, daha hazir olmadi birazcik daha bekle" diyor.. Merak dorukta bekleyis surerken 'yaratici' kelimesinin altina girebilecek sonsuz secenekten hangisi olduguna yonelik akillar yurutuluyor. Gun geliyor, gozlerini acabilirsin direktifi ile gordugu karsisinda, yuzunde Istinye Park'ta oglen yemek yemege gelen orta yas ve uzeri kadinlardaki Botox'un verdigi donma ifadesi olusuyor ve ifade yuzunde sabitleniyor. Karsisinda, beyaz kurk ceketinin gozkusagi renklerine boyanmis sekilde buluyor.

Arkadasim olayi anlatirken hala bir sok icerisinde ve olayi nereye koyacagini pek bilemez haldeydi.. Ceketin resmini gordum ve agzimda olusan "aaa" ifadesi bir sure yok olamadi. Beyaz kurk buradaki resimdeki kumasi andirir bir hal almisti... A harfi ile arkadasligim ve yasadigim sok gectikten sonra aslinda olay aklima geldikce gulmekten kendimi alamadigimi itiraf ediyorum. Neye guluyorsun derseniz, cidden cok da emin degilim. Bunun gercek bir olay olmasina guluyor olabilirim...

Neyse asil noktaya gelirsek, demek ki neymis:

1) Kadinlarin kendine ait esyalarinda kalici izler birakacak hediyelerden sakiniyormusuz
2) Hediyemiz icin onden "yaratici" gibi kelimelerle reklam yapmiyormusuz. Bir kadinin yaratici kelimesinden bekleyebileklerine bir erkegin yaraticiliginin kolay kolay yetebilecegini dusunmuyorum

Not: Bu hikayeyi magdurundan izinli yazilmistir

26 January 2011

Mombo


Uzun suredir gordugum en guzel sinema sitesini sizlere takdim ediyoru: Mombo. Mombo her sinema sitesi gibi filmlerle ilgili degerlendirme, fragmanlarini sunmak gibi temel bir islevi var ancak filmlerin degerlendirmelerini, Twitter'da film hakkinda yapilan Tweet'lerden ediniyor. Arkadaslarinin filmle ilgili tweet'leri varsa yanlarina eslestiriyor ve filmle ilgili haber sitelerinde cikan yorumlari listeliyor . Izledigin fimleri puanladiktan sonra sevecegin diger filmleri anlamaya basliyor ve onlari siraliyor. Baska baska diye dusunuyorum ama daha ne olsun, bu kadarina bile harika! Samimi, temiz ve gercekci! Bayildim...

25 January 2011

Vip Art Fair



Sanat galerilerine internetten ulasabilmek, hatta galeri ile sohbet edip internetten istenilen parcalari almak harika bir fikir.. Yaptin mi derseniz hayir henuz yapmadim ama fikre, uygulamasina bayildim.. 22 -30 Ocak 2011 arasinda Vip Art Fair'de, istediginiz kadar dolasabilir, dunyanin her yerinden bir cok galeriyi gezebilirsiniz...

20 January 2011

Fendi Gozlukler


Fendi gozluklere asik oldum... Bana yakisacagina cok inanmiyorum ama cani gonulden benim olsunlar istiyorum!

15 January 2011

Erdem Moralıoğlu @ Harper's Bazaar


Gecen sene Mayis ayinda, Erdem Moralıoğlu tek tarafli tanismam sonrasinda, gozumun uzerinde olacagini soylemistim ama gozumu oyle cok oraya buraya cevirmeye gerek kalmadan kendisini gorebilir oldum. Harper's Bazaar'in Amerika baskisi Subat ayinda, kendisine 2 sayfa ayirmis.. Kendisine direkt Ingiliz modaci denilmesine hafif bozulmus olsam da, dergide atilan baslik ve ayrilan 2 sayfa pek keyifli...

01 January 2011

Hosgeldin_ Yeni_Yil_2011.docx


Son dakikaci insanlarin yeni yil dilekleri de son dakika oluyor.. Pesinden kovalayan akreple yelkovan beyindeki dopamin seviyesini tetiklemeden yeni yil dilekleri , parmaktan, dudaktan, klavyeden veya tuslardan dokulemiyor..

Yelkovan akrebi doverken, kenardaki sutunun arkasina saklanan ben, saglik, mutluluk, huzur afislerinin golgesinde , golgeyi yaratan siluetleri ariyorum. Polisiye romanlar misali geriye sayan dakikalar esnasinda hafif stresli ama gunlerdir biriktirilen ipuclarina guvenerek afislerdeki yuzlerin, resimlerin, olaylarin izini suruyorum

Zaman daraliyor, akreple yelkovanin kavgasi bitene kadar cozume ulasmasi gerekenler icin topladigim ipuclarini beyaz tahtaya yapistiriyorum, Amerikan polisi edasiyla uzaktan bakarak inceleyip analitik yontemlerle mutluluk, saglik ve huzur golgesinin nereden dustugunu bulmaya calisiyorum..

Biriktirilen onlarca ipucundan ve emek harcanan takip surecinden sonra insanin eline ufak bir liste geciyor.

Onceki seneden daha mutlu, huzurlu ve saglikli olma listesi...

Ve hayat, kimi zaman listedekileri Emine Bedel tarifiymiscesine bire bir uyguladigim, kimi zaman teoride calisan ama uygulamada fire veren, kimi zaman Yasama'dan gecemeyen kurallari barindiran bir akrep yelkovan kavgasi olarak surup gidiyor... Bu gece akrep ve yelkovan uzlastiginda, kadehimi hepimiz icin, binbir hafiyelikle izini surdugumuz yeni listelere kaldiracagim ve 'save as' butonu ile yeni bir klasore yerlestirecegim..

Hosgeldin_ Yeni_Yil_2011.docx