18 April 2008

No Pain; Just Gain

Her iş gezisinde döndüğümde; gördüklerimi ; dinledikleri anlatma isteği ile dolup taşarken ; gelen 3 basamaklı rakamlarla ifade edilen mailler; toplantılar; çalan telefonlar arasında kayboluyorum ama bu sefer kaybolmakla kalmadım hayatımın en kaotik haftasını da gecirdim..

Ve Cuma 23:53 itibariyle yazmaya başladığım bu yazı; sadece kendim için bir sey yapmak adına verilmiş bir mola ile hayata geciyor yani anlayacağınız kaos bitmedi; hala devam ediyor..

Bu arada kaçırılan doğum günleri; unutulan yemek rezervasyonları; söz verilen buluşmaların iptali de bu haftanın bir parçası oldu..

Kendimi final haftasında hissediyorum ama okul biteli dört seneden fazla oldu..

Söylenmeye ara verip; gezip gördüklerimden -nedense- en çok söylemek istediğim İspanyolların yemeğe lavanta koyması.. Çok acaip: Birincisi lavantanın yemeği yenilebilir parfüme dönüştürmesi dolayısıyla.. İkincisi benim en çok bunu anlatmak istemem dolayısıyla..

Ve uykuyu kaçırma yollarından kahve işe yaramazken; daha fazla dayanamayarak veda ediyorum.. Ve temennim 'no pain; no gain' in; bir gün 'no pain; just gain' şeklinde olması...

07 April 2008

SMS Reklamlarından Kurtuluş Günü


Özellikle Cuma günlerimin kabusu; hayatıma giren her markanın, firmanin, restraunt'ın; gece klubunun anısını yaşatan SMS reklamlarını engellemeyi öğrendim.. Öğrendiğimden beri de paylaşmak istiyorum ama bir türlü fırsat olmamıştı ama artık bunu bir sosyal sorumluluk bilinciyle ertelememem gerektiğini düşünmeye başladım:

İstemediğimiz reklam SMS'lerini bir daha almamak için; gelen SMS'i telefonunuzda forward veya ilet fonksiyonu ile 2780'e yönlendiriyorsunuz. Kısa süre sonra mesajı bir daha almayacağınıza dair onay geliyor..

Gerçi sadece Turkcell'de uygulandığını bildiğim engellemeyi; diğer operatörlerde nasıl yapabiliyorsunuz bilmiyorum.. Belki onu da baska bir bilen çıkar, bu vesileyle bizimle paylaşır:)

31 March 2008

Peşinden Kovalayan mı Var?


- Peşinden kovalayan mı var?
- Evet var: Zaman

diyesim geldi ama "hayat akıyor; tüh tüh yaşlanıyoruz" tadında değil...

Bu aralar hayatımın favori oyunu: kovalamaca - sadece onu anlatmak için..
Oyunda istediklerini aynı güne; aynı haftaya; aynı aya sığdırmak gibi bir biriyle iç içe geçmiş hedefler var ve aynı zamanda sürekli önüne çıkan engeller.. Pacman gibi basit bir oyun olmasına karşın, içine bir miktar strateji de katmanın gerekli olduğu bir yapısı var..

Mesela sabah arabada giderken kahvaltı ederek; oradan kazandığın zamanla kişisel maillerini kontrol edebiliyor; akşam yemeğini ofise söyleyip onun yerine çıkışta alışveriş edebiliyor; arabada telefonla banka işlerini halledip; oradan kazandığın zamanla spora gidebiliyor; To: ile mail atmak yerine BCC: ile atarak kazanılan zamanda bir projenin bir slaytını daha hazırlayabiliyor; uyumak yerine de blog'unu güncelleyebiliyorsun...

Herhangi bir şeyi atlama hakkın yok; her şeye yetişmelisin; hepsini bitirmelisin.. Yoksa bir üst "level"a geçemezsin..

18 March 2008

Ruha Iyı Gelen Yiyecekler


Oturduğum yerde kocaman bir Elle dergisi buldum; şu okurken kolunun yorulduklarından; yavaş yavaş sayfaları çevirmeye başladım.. Zaten sadece sayfaları çevrilsin diye yapılmış bir dergi.. Öyle içerik; röportaj; özgün haber arıyorsanız doğru yer değil orası değil ama haklarını yemeyelim; Ruha Iyi Gelen Yiyecekler yiyelim diye bir haber yapmışlar, aklımda tutmak isteyeceğim kadar hoşuma gitti ve aklımda tutamayacağıma karar verip dergiyi yırtma yöntemi ile haberi çaldım!! Ve direkt aktarıyorum:

Ruha Iyi Gelen Yiyecekler:

Genelde kızgın ve öfkeli bir insansanız, sizi daha da sinirlendirebilecek, uyarıcı niteliklere sahip çay ve kahve gibi içeceklerden uzak durun. Kırmızı ete dokunmayın.
Eğer genel olarak yalnız ve iç sıkıntılı bir tuh haliniz varsa, domates, patlıcan,biber, patates, karnabahar ve yumurta sizi rahatlatacaktır.
Güvensizlik ve bezginlik hissediyorsanız peyniri ve kırmızı eti unutun.

Bir süredir hiçbir şeyden memnun olmuyorsanız ve genel olarak keyifsizseniz soğan ve pırasayı tercih edin.
Karşılıksız bir aşk yaşıyorsanız, pirinç ve şekerden kaçının. Bu iki gıdanın melankoliyi azdırıp, romantik yaklaşımı ağırlaştırdığı biliniyor
Eğer özgüvene ihtiyacınız varsa turunçgillere başvurun
Heyecanlı ve stresli durumlarda, özellikle gerilim yaşanan önemli toplantılar ya da sınavlar öncesinde turunçgillere ağırlık vererek olumsuz durumunuzu hafifletebilirsiniz
Kereviz ve havuç, kaybolan hayallerin ve düş kırıklıklarının yaralarını sarmaya birebir.
Kuşku ve çekingenliğe karşı en iyi ilaç mercimek.
Çalışmaktan yıpranmaya karşı bezelye yiyin.
Üzerinizde endişeyi atmak, hata yapabileceğiniz saplantısını aklınızdan çıkartmak için marula güvenin.
Saldırganlığınızı kontrol altında tutmak için cevize başvurun
Her türlü isteği kamçılamak ve ihtirasları şahlandırmak için çikolata ilk adresiniz olmalı
Patlama durumundaysanız ve sinirden önünüzü göremiyorsanız makarna, ekmek, taze meyve ve sebze iyi gelir.
Kafanız karışıksa nane çiğneyin
Bergamot ve maydanozun depresyona karşı bir numaralı ilaç olduğunu unutmayın

***Dikkat dikkat yukarıda okuduklarınız Elle Mart 2008'den çalıntıdır: Sonra bu yazıyı bir yerden gözüm ısırıyor; Selin bizi kandırdın; kabul etmem:)

11 March 2008

PTT: "Posta Kutunuzu Nasıl Alırdınız?"


Türkiye'de şu ana kadar karşıma çıkan en demokratik şey budur desem çok abartmış olur muyum? Daha önce günlük hayatımda defalarca karşılaşacağım her hangi bir şeyle ilgili hiç fikrimin soruldu mu merak ediyorum... Hala bulamadım.. Sanırım sorulmadı...

PTT posta kutularını nasıl yapalım soruyor... Bence en üst soldaki gibi yapın.. Sizce nasıl yapsınlar???

09 March 2008

Ben Senin Bildiğin Kadınlardan Değilim


Fark ettiniz mi bilmiyorum ama gerçekten önemsenen ve toplum için önemli olan unsurların "günleri" olmuyor.. "Dünya Erkekler Günü" ; "Türkiye Futbol Günü" ; "Dünya Para Günü" ne kadar zihninizi tırmalıyorsa; önemini yitiren veya önemini sonradan kazanmış unsurların "günleri" zihinde o kadar hızlı yer buluyor. O sebeple zihnimde barış; dostluk; sanat günlerini gibi Kadınlar Günü de oldukça kolay yer buldu..

Yer buldu ama bulduğu yere oturmasına da bir yanım izin vermedi ve kendisi ayakta kaldı.. Ikna için verilen kırmızı güller; tebrikler; güzel mesajlar da sonuç yaratmadı çünkü bir günlük ağza bal çalma yerine, kadınlar gününü kutlamayacak kadar kadın olmanın rahat yaşanabildiği; kadınların etkin ve önemli olduğu bir dünyayı tercih ediyorum...

O sebeple, Dünya Kadınlar Gününü tek gecelik bir flört olarak görüyor ve "Ben senin bildiğin kadınlardan değilim" diyerek gururumu korumaya çalışıyorum...

07 March 2008

En Açık Yol Ona Sorulur!!!


Taksici bir arkadaş edinmeden de hangi yol açık; nerede yoğunluk var öğrenmek isterseniz Kopilot bu konuda servis vermeye başlamış.. Ya da servisiyle ilgili yeni reklam vermeye başlamış.. Hangisi bilemiyorum.. Çok merak ediyorsanız 10 saniyesine 2 SMS bedeli ödeyerek öğrenebilirsiniz..

Bir de yolda canı sıkılana, sohbet-muhabbet paketi çıkartırlarsa hem süper olur; hem de ofisten çıkıp yolda canı sıkıldığı için ajansı arayan müşterilerden de bizleri korur ..

24 February 2008

22 February 2008

Herkes Uyurken...

Türkiye'de herkes uyurken çalışan birileri var..

Atom mühendisi, bilim adamı, MIT ajanı filan olmalarını bekliyorsunuz ama değiller... Bunlar Reklam ve Medya Uzmanları

Hayatınızın ne kadar yoğun bir algısını kavradığını fark etmediğiniz reklamlar, TV'inize, Derginize, Radyonuza, Sokaktaki Panolara, Web sitelerine, MSN pencerenize düşene kadar , bir otomobil fabrikasının işleyişi kadar entregre bir süreçten geçiyor... Hem de Türkiye'de, az insanla çok iş yapmaya çalışarak...

Yeşil formaları giyen "Reklamveren" topu havaya atıyor, Kırmızı formaları giyen "Medya Uzmanları" topu yakalamaya çalışıyor..

Insan haklarının önemli olduğu ülkelerde, toplar 18:00 sularına kadar, oldukça yükseğe atılıyor; insan haklarının önemli olmadığı ülkelerde toplar her saatte ancak 1-2 metre havalanıyor..

Ve ben bugün kızgınım, topu gögüsüme atıp; tutamadın dedikleri için..

17 February 2008

Dinlemeyi Sevmeyen Dosta - Not



Burnunun dibindeyken, seni özledim diyememek ve bir günü daha yaşamayı ertelemek nedir biliyorum. Olmasını çok istediğin, olup olmayacağını öngörmeye enerjinin yetmediği, kalbinin sev dediği; mantığının dur dediği arada sıkışmış bir durum..

Belki de "arada sıkışmış" da doğru kelimeler değil çünkü bu hem sevip, hem de durarak yaşanan bir nevi dondurulmuş tüketim.. Ve aslında buzdolabi ile ocak arasında gidip gelirken tüketilmeden önce tükenen kendinsin..

O yüzden ya buzluk, ya ocak ama ikisinin arası değil...

Biliyorum cevap: Demesi kolay.. ve ben de katılıyorum; demesi kolay, bende olsam uygulayamazdım..

Sanırım şu an sadece başkasının duygularıyla yazı yazabiliyor muyum deneyerek Sezen Aksu'culuk oynuyorum.. En azından bu denemem için oku ama kendini dinle...

Sevgiler...

Kara Teslim



Istanbul kara teslim ve içim huzur dolu... Koşuşturmalı ve her şeye karşı tetikte hayatların, teslim olmaya da ihtiyacı varmış. Teslim oldum, evmin tadını çıkartıyorum; çok güzel bir his..

14 February 2008

Olan Olmuş


Olan olmuş, diyecek pek bir şey yok aslında: Ilk bakışta aşk...
Cidden ona karşı kalbimde bir yerde bir duygu oluştu..

Aşkıma onunla bir gece geçirmeyi bırak, azıcık yürümeyi bile teklif etmeyin, lakin bir miktar kıskanabilirim ama aşkımın familyasında akrabaları ile tanışmak isterseniz tıklayın...

Banksy



Basit ve anlamlı.. Devamını görmek Banksy.co.uk

11 February 2008

Valentine's Smoochie


Sevgililer günü ile ilgi hissiyatım budur. Embed linkini bulamadığım için videoyu ekleyemedim ama mutlaka izleyin!!!

10 February 2008

Estetik Yaptım


Değişikliğim geldi.. Kuaförüm pazar günü kapalı.. Bende blog'uma (makyaj diyemeyeceğim) estetik yaptım..
Önceki hali daha mı sıcaktı diye düşünüyorum ama değişikliğe o kadar ihtiyacım varmış ki, su anda umrumda değil.. Ama bu bembeyaz sayfa için buzzz diyorsanız; yorumlarınız itina ile incelenecek ve dikkate alınacaktır

Öküz Olmamak

Bekir Çoşkun'un Öküz Olmamak yazısını okudum az önce ve anlattığı video'yu izledim. Cidden muhteşem.. Insana hayatı değiştirme gücü veriyor.. Doğadan esinlenerek , politik bir strateji kurgulayabilirmiş insan, bugun bunu öğrendim.. Şimdi, ben de kalabalığımı arkama alıp; boynuzumu takip havaya atmak istiyorum bir iki kişiyi!!

24 January 2008

A.E.S Nedir? Teşhis | Tanı | Tedavi alttadır



Birazcık hastayım. Geçti zannnediyordum ama geçmemiş; belki de hiç bir zaman geçmeyecek. Bir hafta ; on gün kendini göstermese de; onbirinci gün nüksediyor.. Yalnız yaşayanlarda kendini gösteren A.E.S: Ailem Evde Sendromu olarak açıklanıyor.

A.E.D (Ailem Ev Dışında) durumunda iken ; özlemle çağrılan aile mensupları; eve katılımından bir süre sonra, yoğun bir mutluluk hissi ile sarıp sarmalanıp; iyi ki geldiler, la la la durumundan; aniden ters veya inişli çıkışlı bir ruh haline geçiyor. Dolapta bulunamayan kıyafetler; yerleri değiştirilen eşyalar; TV'den gelen dizi muzikleri veya LigTV sesleri; zamanlı zamansız "xx yer misin?" sorusu hastalığı tetikleyen unsurlar olarak değerlendiriliyor.

A.E.S geçiren hastalarda, etrafı yoksaymak için elektrik süpürgesi yapmak; uzun uzun saçlarını kurutmak; uzun uzun banyoda kalmak; gönüllü olarak fazladan mesai yapmak gibi ileri ve orta düzeyli anormallikler görülebiliyor.

A.E.Sendromunu gidermek için, A.E.D durumunda iken onları ne kadar özlediğinizi düşünmek; spor yapmak veya blog yazmak öneriliyor..

Bu durumda hastalığımı yarına atlatamazsam, sanırım spor yapmam gerekiyor..

22 January 2008

Dining in 2015


Bir plaza insanı olarak, hemen hemen her öğünü bir yandan calışırken, bir yandan yemek yemeğe uğraşarak geçiriyorum. Sanırım da bu yüzden, rastgele rastladığım resme takılıp kaldım. Fotografi gördüğüm blog'da buncağızlara "Dining in 2015" demişler ama bence "Dining since 2000" filan olmalılarmış...


Kaşık; Çatal ve Bıçak kalemlere ,tasarımsal olarak bayılmakla beraber, kalemliğimin içinde olacaklarını düşünerek, temizliklerinden şüphe duydum ama yine de onları sevmeme olmadı. Zaten hiç kullanılamayacak bile olsa, o kadar çok şey anlatıyor ki; tasarımın fonksiyonelliğini umursamıyor insan..

17 January 2008

Pudra Car


İçinden inmekten en çok utanacağım arabayı buldum! Pudra Car!!!



Pudra Car, kadınlara özel araç kiralama şirketiymiş. Kadınlara özel olması dolayısıyla pembe boyanmış BMW filosuna sahip! Garip rengi; siyah camları; beyaz kapı kolları ve beyaz cantları ile Pimp My Ride'daki araçlar da dahil olmak üzere, gördüğüm en kıro görüntü..

Bu kıro görüntüyü trafikte ilk gördüğümde, içinde Lerzan Mutlu veya benzer bir karakter olduğuna o kadar emindim ki ve kendimi teyit etmek için önümdeki araca çarpma riskini göze alarak ilerledim ama içini görecek kadar yaklaşamadım. Allahtan arkasına pudra car yazmışlardı da, Google sağolsun; aradım bulduk

Neden böyle bir araç kiralayacağımla ilgili sitede verilen açıklamadan da hiiiç tatmin olmadım; beni hiç yakalamadı.. "Neden Pudra Car?" anlayan veya ilgisini çeken varsa, neden ilgisini çekti bana da anlatsın nolur..

07 January 2008

Etys.com // El Yapımı Site


Tamam biraz abarttım; tabi ki el yapımı site değil; zaten o nasıl olur aklımda almıyor ama bu sitede; sitenin kendisi dışında her şey el yapımı sanırım. El yapımı dendiği zaman genelde zihnimde uyanan "kermes ürünleri" algımı tamamen değiştirecek güzellikte ürünler var. Türkiye'den eklenen ürünler bile Türkiye'de herhangi bir sitede gördüğüm ürünler değil; çok orjinaller. Dünyanın her yerinden gönderilmiş bir sürü var. Bak bak bitmiyor.. Ilk bol vakitiniz oldugunda www.etys.com 'a mutlaka göz atın!