14 August 2008

Dünya Olimpiyatları






Bu aralar tek eğlencem Dünya Olimpiyatları.. Aynı anda başka bir şey yapmadan TV seyrebildiğim nadir dönemlerden birini yaşıyorum, her sporcunun kazanınca ve kaybedince neler hissettiğini anlamaya çalışıyorum..

Kazananların yüzündeki ifadeyi gördükçe , bende yüzücü olabilirdim; bende bunu başarabilirdim diye "keşke" ruh haline girip, kafamda kendime bambaşka bir hayat çiziyorum: Sabah 4:00 uyanıp antremana gidip, 22:00'da sonlanan... Normalde daha neler diyeceğim bu günlük program bile, o anki mutluluk ve o ifade için şu an "yapılabilir" geliyor..





Mesela şu anda Michael Phelps olmayı, Eksrim'de kazandıktan sonra deliler gibi çığlık atan Maria Valentina Vezzali gibi içimden gele gele çığlık atmayı, Dünya rekoru kırıp Stephanie Rice gibi elimi kolumu nereye koyacağımı bilememeyi; kazanıp ağlayan bir çok sporcu gibi sevinçten ağlamayı ne kadar çoook isterdim anlatam

Bunlarında ötesinde, ülkemin spor konusunda -bari- başarılı olmasını; bir bakanımızdan sporculara sitem etmek yerine, futboldan, güreşten başka sporların da olduğu fark etmesini; neden gençleri teşvik edemediğini düşünmesini ; bununla ilgili kamu oyunun oluşmadığını; böyle büyük bir spor olayına rağmen neden hala Türk spor sitelerinde futbol manşetlerinin yer aldığını düşünmesini isterdim.

12 August 2008

Çöp Kutusundan Müzisyen Çıkınca



Levent'te ara sokakta doktorumun muayenehanesini bulmaya çalışıyorken - her zaman olduğu gibi- bir yandan da telefonla konuşuyordum.. Ve bir anda yanından geçtiğim çöp kutusundan bir adam çıkıp saksafon çalmaya başladı ve "Vodafone Arayana Dinlet" dedi ve geri içeri girdi.. Sokakta o an benden başka kimse olmaması dolayısıyla kendimi deli sanmak, doktora siz kalbimi , kolumu boşverin sanırım delirdim deme planları; beni uyandırın diye çığlık atma isteği ile dolup taştım..

Neyse doktora bundan bahsetmemek için kendimi zor tutarak muayene oldum ama tabiki Google'lamaktan ve araştırmaktan kendimi alamadım!! (Neden bahsetmedin derseniz, cidden delirdim sanar diye korktum)

Google'layınca da bu video'yu buldum.. Yakında benim de hoplayışımı ve aptal aptal etrafa bakışımı bir video paylaşım sitesinde görürseniz şaşırmayın! Dalga da geçmeyin!!

11 August 2008

igoogle Boğaz Köprüsü Manzaralı




igoogle'da -en azından benim gördüğüm- ilk Türk Theme eklendi..

Boğaz köprüsü manzaralı theme, dinamik bir yapıda.. Online oldugunuz saate göre köprü manzarası , daha doğrusu ışığı değişiyor..

Yoksa siz hala igoogle kullanmaya başlamadınız mı!!

07 August 2008

Youtube'a Nasıl Giriliyor?


Kapatılmasını en anlamsız bulduğum site olan Youtube açıldı açılacak diye beklerken yerini başka bir siteyle dolduramamam, onu çok özlemem dolayısıyla dünyaya yaydığm enerji karşıma Youtube'a -Türkiye'de engelli olsa da- girebileceğim kolay bir yöntemi karşıma çıkardı.

Hemen paylaşıyorum: Youtube'a www.vtunnel.com 'dan girilebiliyor... Önünüze bir sürü pop-up atlasa da sorun değil.. Çok sevindim.. Hatta yuppiii!!!

04 August 2008

BioGlobe, Ekosistem ve Karidescikler


Uzun süredir gördüğüm ve sahip olduğum en entresan şeyi paylaşmak istiyorum: BioGlobe.. Kendisi Nasa teknolojisi ile suni ortamda oluşturulmuş bir eko sistem...

Bu şekilde anlatınca hiç bir sey anlaşılmıyor ama Türkçesi şu: evimde yusyuvarlak bir cam fanus var, bu fanusun içinde 5 tane karides yaşıyor ancak fanusun herhangi bir yerinden yem verebilme imkanı yok ama yem vermeye gerek de yok çünkü suyun içindeki eko sistem karidesciklerime gerekli besini sağlıyor.

Karidesciklerim gerekli besini, suyun içindeki bir yosundan alıyor ancak aslında yosunun kendisini yemiyor,içindeki bir tabakayı ve yosunun üzerindeki bakterileri yiyerek besleniyor. Bu eko sistemi sağlamak için, günde 10 saat karanlıkta kalmaları gerekiyor ancak ben 10 saatten uzun sürede bırakıyorum -bir şey olmuyor-

Ancak gelin görün ki, bu eko sistemden bir yandan da korkuyorum.. Mesela artık şehir dışından dönünce, evin kapısının zorlanmış olması; içeriye hırsız girmiş olması gibi korkularımın yerini; dönüşte cam fanusun kırılmış olması, fanustan çıkan karideslerin insan boyunu geçmesi gibi korkular aldı.

Yine de hayatımda edindiğim hayvanlardan en zahmetsizi ve en estetiği olduğunu söyleyebilirim.. Değişik fanuslara ve hayvancıklara BioGlobe kataloglarından bakabilirsiniz..

Gelin Çiçeği


Düğün üstüne düğün yazar oldum ama ısrarla devam etmek durumundayım çünkü 12. düğünde bir ilk yaşadım ve gelin çiçeğini tuttum..

Gelinin çiçek atma merasimi esnasında çoğu zaman isteksiz ve otomatik olarak tutamayacağım noktalarda duran ben, olaya bu sefer sporcu bir ruhla yaklaşmış olabilirim çünkü merasim öncesinde, çiçek tutma teknikleri anlatarak bizi eğlendiren arkadaşımı gülerek dinlemiş ve o esnada kafamda canlandırmış olabilirim - hatta olabilirim değil; kabul ediyorum kafamda canlandırdım ama sadece spordan kalan bir alışkanlıkla (bunda da ciddiyim:)

Ama aynı zamanda gelinin en yakın arkadası ve hatta nikah şahidinin yanında durmamanın da, çiçeğin kucağıma düşmesinde etkili olabileceğini düşünsem de, teorik bilgiyi pratik'e geçirme konusundaki başarı egomu daha çok tatmin ettiği için bu konunun pek üzerinde durmuyorum..

Şimdi şunu merak ediyorum: Bu çiceği tutma konusu bir gün evleneceksin mi demek; kısa sürede evleneceksin mi demek; aniden evleneceksin mi demek; bu bir uyarı blog'unda evlilikle ilgili atar tutar oldun; yazdıklarını bir kere daha oku mu demek yoksa düğün konusundaki katılım ve katkıların dolayısıyla seni mezun ettik, bu da bizim diploma verme şeklimiz mi demek.. Öyleyse artık diplomalı bir düğün katılımcısıyım, iyi haberlerinizi beklerim; haberiniz olsun..

11 July 2008

Evlenmek Bir Kural Oldugu için


Bu yaz gittiğim 10. düğüne , gücüm yeterse Salı günü 11.sini ekleyeceğim.. O sebeple altta yazacaklarımı anlatmak için, yeterli birikime sahip olduğumu; düğün; davetiye, gelinlik; organizyon, müzik konusunda karşılaştırma, analiz ve puanlama yapabilecek kadar uzmanlaştığımı rahatça söyleyebilirim...

Bu uzmanlığı bir kenara bırakırsam, gezdiğim düğünler sonucunda gelin ve damadın gözlerinden; hareketlerinden; konuşmalarından evliliklerini kategorize etme yeteniğine de ulaştım.. Şu an oluşan temel iki kategori sevgiyle evlenenler ve evlenmek bir kural olduğu için evlenenler..



Şu anda, sevgiyle evlenenler duyduğum saygı kadar; evlenmek bir kural olduğu için evlenenlere hayret ; acıma ; üzülme duyguları ve hayatı gösterme isteği ile doluyum...
Hiç beklenmeyen insanların bile düştüğü bu yanılgı, belki de sadece tanımlanan "evlenme yaşında" yenilir yutunur bir ilişki yaşamanın ve/veya/bu sebeple ona aşk duyduğunu düşünmenin sonucu..

Özellikle (başıma gelmemesi için) büyük laflar etmeyeceğim.. Sadece bu yanılgının hayatın geri kalanında neler sunacağını merak etmeye devam edeceğim.. Insan oğlu -mış gibi yaptığı şeyi bir süre sonra gerçek sanar mı? İçten içe, başka bir yerlerde daha aşk, sevgi dolu bir şeylerin olduğunu bilir mi? Bunu bilirse kendini bastırarak mı yaşar , yoksa aktif veya pasif arayış devam eder mi?

Umarım bu soruların cevabını sonsuza dek öğrenemem..

04 July 2008

Jiklet Blog.not


Sevgili Jiklet,

Blog'daki güzel içeriği, sanal dünyadan koparmış. Elle tutulur, gözle görülür dünyaya aktarmış; mantığa bürümüş, isim koymuş: Bloknot + Blog = Blog.Not doğmuş..

Bence çok da güzel olmuş... Üstüne üstlük, beni onurlandırmış, ilk kopyalarından birini bana yollamış, Jiklet sevgimi pekiştirmiş..

Teşekkürler:)

01 July 2008

igoogle


igoogle temalarında D&G tarafından eklenen leoparlı tasarımı görünce hemen ekledim, bir sevindim.. Hep igoogle'ı açasım, ona bakasım geliyor.. Bayıldıgım halde giyip giyip çıkarttıgım leopar desenini, sonunda rahat rahat kullanabilecek olmanın sevinci herhalde.. Bir yandan da kendime de gülüyorum: Ne kadar kolay tav oluyorum diye.. Ama belki ben değil, insanoğlu böyle bir şey.. Kendini görünce seviniyor, sahipleniyor, bağlanıyor.. Yaşasın igoogle :)

09 June 2008

Gidilesi Butik Hoteller

Yaz; güneş; tatil; uçak ; hotel diye ilerken butik hoteller gözüme ilişti.. Baktım süzdüm; okudum, gitmek istediklerimin listesini oluşturdum.. Tabiki bir yaza veya bir seneye sığdıracak kadar indirgeyemedim..

İşte bana göre en gidilesi butik hoteller:

* A'jia Hotel /Istanbul
* Lush Hotel /Istanbul
* Hünnap Han / Adatepe Köyü
* Alahan Hotel / Çeşme - Alaçatı
* Tash Mahal / Çeşme - Alaçatı
* Sailors Otel / Çeşme - Alaçatı
* Taş Otel / Çeşme - Alaçatı
* Kırkınca Evleri / Şirince
* Villa Kılıç Hotel / Bodrum
* Sazlık China House / Antalya - Adrasan
* Villa Tamara / Antalya - Kaş
* Gamirasu / Nevşehir - Ürgüp
* Sacred House / Nevşehir - Ürgüp

05 June 2008

Sex and the City


Sex and the City, The Movie çıkışında içimde yazma isteği olacağını tahmin etmiştim.. Her diziyi izlerken de Carrie'e son derece özenip, hayatımı o şekilde kazanmayı diliyorum.. Yazarak.. Sanki hiç bir şey yapmıyormuşsun gibi..

Tüm stress'in, kendini iyi ifade edebilmek ve özünde kendin olabilmek
Ve gerçek anlamıyla tüm stress'in, kendini iyi ifade edebilmek ve özünde kendin olabilmek.. Tecrübe etmediğim bir rahatlık ve tecrübe etmediğim bir stress olsa gerek..

Filmi merak ediyorsanız, "güzel" demekle yetinmeliyim şimdilik
Gitmeli ; görmeli ve özellikle de kıyafetlere de bayılmalısınız

02 June 2008

Müzik Çalıyor


Ne zamandır kalbimi dinleyemiyorum çünkü yanında hep bir müzik çalıyor..
Bugün ilk defa müzik sustu ve kalbim, sesinin çıkacağından emin olmadan kendi kendine mırıldandığı esnada sesinin duyulduğunu fark etti.. Ellere emretti ve kendini satırlara yazdırdı..

Yalnız kaldığında; gerçekten yalnız olmayı özlemişti.. Ne zamandır baş başa zaman geçiremediği ev sahibi ile hasret giderdi.. Sahibini özleyen köpekler gibi, kuruğunu sallaya sallaya, en kıvrak numaralarını gösterdi.. Ev sahibi onu özlesin ve ona vakit ayırsın diye tüm cilvesini yaptı ve kazandı...

Ev sahibi, kalbin boynuna elini attı.. Uzun uzun tüylerini okşadı, içi huzurla doldu ve yanında öylece uyuyakaldı..

23 May 2008

TonlaKazan.com


Flash flash flash. Turkcell yıllardır olmasını istediğim reklam modelini hayata geçirdi. Bu reklam modelini tek benim düşünmediğimi ; o kadar da cin olmadığımı biliyorum ama görünce -sonunda- dedim ve tabi ki kıskandım da.. Neyi kıskandın derseniz bilmiyorum..Herhalde bu kadar hayata geçmesini istediğim bir projede toplu iğne ucu kadar katkım olmadığı için olabilir.

"Acaba nedir; nedir" seslerini duymam dolayısıyla hissiyatımı bir kenara bırakarak; bir soru-bir cevap yöntemi ile anlatıyorum:

Neyi tonla kazaniyoruz?
- Bedava dakikayı; kontörü

Nasıl bedava kazanıyoruz?
- Telefon hattımıza reklam alarak

Telefon hattına reklam almak nedir; lütfen açınız
- Telefon hattına reklam almak demek; arama geldiği süreçten; cevaplandığı süreç arasında markaların reklamlarının yayınlanıyor olması

Telefon hattımıza nasıl reklam alıyoruz?
- Tonlakazan.com veya wap.tonlakazan.com 'a kayıt olarak

Sadece kayıt olmak yetiyor mu?
- Tabi ki hayır

E baska ne lazım?
- Arandığınız zaman hangi reklam çıkacağına karar vermeniz lazım; bir de telefonları calar calmaz açmamanız lazım:)

Başka sorusu olan?

12 May 2008

Graffitti


Graffitti yapıyorummm..
La La laaaa

10 May 2008

Kendine Acemi

Cevap: "Bilmiyorum neden" Kendine acime olmak böyle bir şey..
Kendini dans pistinde ilk defa denemek gibi.. Elini kaldırmayı neden unuttun diye sorulasa; neden unuttun bulabilir misin?

03 May 2008

SivasSpor



Futbol'dan pek anlamıyorum; pek ilgimi de çekmiyor ama küçüklüğünden itibaren taraf olmak gerektiği beynimize işlendiğinden olsa gerek; Fenerbahçe'liyim. Fenerbahçe'li olmaktan çok da mutluyum ama bu sene Sivas Spor şampiyon olsun istiyorum!!

Şampiyon olsun çünkü, inancın, azmin, çalışmanın gücünün; paranın, şöhretin üzerinde bir değer olduğunu ispatlasın.. Bir de Oyak Bank reklamını haklı çıkartsın: İyiler mutlaka kazansın...

O yüzden bu hafta sonu tüm kalbim Sivasspor'la..

01 May 2008

Made of Japan


Made of Japan bir blog networkü olabilir ama emin de değilim.. Kafamda netleşmese de sevdim kendisini.. Sadece ayakkabı şeklindeki grafikle bile oynamak pek keyifli...

18 April 2008

No Pain; Just Gain

Her iş gezisinde döndüğümde; gördüklerimi ; dinledikleri anlatma isteği ile dolup taşarken ; gelen 3 basamaklı rakamlarla ifade edilen mailler; toplantılar; çalan telefonlar arasında kayboluyorum ama bu sefer kaybolmakla kalmadım hayatımın en kaotik haftasını da gecirdim..

Ve Cuma 23:53 itibariyle yazmaya başladığım bu yazı; sadece kendim için bir sey yapmak adına verilmiş bir mola ile hayata geciyor yani anlayacağınız kaos bitmedi; hala devam ediyor..

Bu arada kaçırılan doğum günleri; unutulan yemek rezervasyonları; söz verilen buluşmaların iptali de bu haftanın bir parçası oldu..

Kendimi final haftasında hissediyorum ama okul biteli dört seneden fazla oldu..

Söylenmeye ara verip; gezip gördüklerimden -nedense- en çok söylemek istediğim İspanyolların yemeğe lavanta koyması.. Çok acaip: Birincisi lavantanın yemeği yenilebilir parfüme dönüştürmesi dolayısıyla.. İkincisi benim en çok bunu anlatmak istemem dolayısıyla..

Ve uykuyu kaçırma yollarından kahve işe yaramazken; daha fazla dayanamayarak veda ediyorum.. Ve temennim 'no pain; no gain' in; bir gün 'no pain; just gain' şeklinde olması...

07 April 2008

SMS Reklamlarından Kurtuluş Günü


Özellikle Cuma günlerimin kabusu; hayatıma giren her markanın, firmanin, restraunt'ın; gece klubunun anısını yaşatan SMS reklamlarını engellemeyi öğrendim.. Öğrendiğimden beri de paylaşmak istiyorum ama bir türlü fırsat olmamıştı ama artık bunu bir sosyal sorumluluk bilinciyle ertelememem gerektiğini düşünmeye başladım:

İstemediğimiz reklam SMS'lerini bir daha almamak için; gelen SMS'i telefonunuzda forward veya ilet fonksiyonu ile 2780'e yönlendiriyorsunuz. Kısa süre sonra mesajı bir daha almayacağınıza dair onay geliyor..

Gerçi sadece Turkcell'de uygulandığını bildiğim engellemeyi; diğer operatörlerde nasıl yapabiliyorsunuz bilmiyorum.. Belki onu da baska bir bilen çıkar, bu vesileyle bizimle paylaşır:)

31 March 2008

Peşinden Kovalayan mı Var?


- Peşinden kovalayan mı var?
- Evet var: Zaman

diyesim geldi ama "hayat akıyor; tüh tüh yaşlanıyoruz" tadında değil...

Bu aralar hayatımın favori oyunu: kovalamaca - sadece onu anlatmak için..
Oyunda istediklerini aynı güne; aynı haftaya; aynı aya sığdırmak gibi bir biriyle iç içe geçmiş hedefler var ve aynı zamanda sürekli önüne çıkan engeller.. Pacman gibi basit bir oyun olmasına karşın, içine bir miktar strateji de katmanın gerekli olduğu bir yapısı var..

Mesela sabah arabada giderken kahvaltı ederek; oradan kazandığın zamanla kişisel maillerini kontrol edebiliyor; akşam yemeğini ofise söyleyip onun yerine çıkışta alışveriş edebiliyor; arabada telefonla banka işlerini halledip; oradan kazandığın zamanla spora gidebiliyor; To: ile mail atmak yerine BCC: ile atarak kazanılan zamanda bir projenin bir slaytını daha hazırlayabiliyor; uyumak yerine de blog'unu güncelleyebiliyorsun...

Herhangi bir şeyi atlama hakkın yok; her şeye yetişmelisin; hepsini bitirmelisin.. Yoksa bir üst "level"a geçemezsin..

18 March 2008

Ruha Iyı Gelen Yiyecekler


Oturduğum yerde kocaman bir Elle dergisi buldum; şu okurken kolunun yorulduklarından; yavaş yavaş sayfaları çevirmeye başladım.. Zaten sadece sayfaları çevrilsin diye yapılmış bir dergi.. Öyle içerik; röportaj; özgün haber arıyorsanız doğru yer değil orası değil ama haklarını yemeyelim; Ruha Iyi Gelen Yiyecekler yiyelim diye bir haber yapmışlar, aklımda tutmak isteyeceğim kadar hoşuma gitti ve aklımda tutamayacağıma karar verip dergiyi yırtma yöntemi ile haberi çaldım!! Ve direkt aktarıyorum:

Ruha Iyi Gelen Yiyecekler:

Genelde kızgın ve öfkeli bir insansanız, sizi daha da sinirlendirebilecek, uyarıcı niteliklere sahip çay ve kahve gibi içeceklerden uzak durun. Kırmızı ete dokunmayın.
Eğer genel olarak yalnız ve iç sıkıntılı bir tuh haliniz varsa, domates, patlıcan,biber, patates, karnabahar ve yumurta sizi rahatlatacaktır.
Güvensizlik ve bezginlik hissediyorsanız peyniri ve kırmızı eti unutun.

Bir süredir hiçbir şeyden memnun olmuyorsanız ve genel olarak keyifsizseniz soğan ve pırasayı tercih edin.
Karşılıksız bir aşk yaşıyorsanız, pirinç ve şekerden kaçının. Bu iki gıdanın melankoliyi azdırıp, romantik yaklaşımı ağırlaştırdığı biliniyor
Eğer özgüvene ihtiyacınız varsa turunçgillere başvurun
Heyecanlı ve stresli durumlarda, özellikle gerilim yaşanan önemli toplantılar ya da sınavlar öncesinde turunçgillere ağırlık vererek olumsuz durumunuzu hafifletebilirsiniz
Kereviz ve havuç, kaybolan hayallerin ve düş kırıklıklarının yaralarını sarmaya birebir.
Kuşku ve çekingenliğe karşı en iyi ilaç mercimek.
Çalışmaktan yıpranmaya karşı bezelye yiyin.
Üzerinizde endişeyi atmak, hata yapabileceğiniz saplantısını aklınızdan çıkartmak için marula güvenin.
Saldırganlığınızı kontrol altında tutmak için cevize başvurun
Her türlü isteği kamçılamak ve ihtirasları şahlandırmak için çikolata ilk adresiniz olmalı
Patlama durumundaysanız ve sinirden önünüzü göremiyorsanız makarna, ekmek, taze meyve ve sebze iyi gelir.
Kafanız karışıksa nane çiğneyin
Bergamot ve maydanozun depresyona karşı bir numaralı ilaç olduğunu unutmayın

***Dikkat dikkat yukarıda okuduklarınız Elle Mart 2008'den çalıntıdır: Sonra bu yazıyı bir yerden gözüm ısırıyor; Selin bizi kandırdın; kabul etmem:)

11 March 2008

PTT: "Posta Kutunuzu Nasıl Alırdınız?"


Türkiye'de şu ana kadar karşıma çıkan en demokratik şey budur desem çok abartmış olur muyum? Daha önce günlük hayatımda defalarca karşılaşacağım her hangi bir şeyle ilgili hiç fikrimin soruldu mu merak ediyorum... Hala bulamadım.. Sanırım sorulmadı...

PTT posta kutularını nasıl yapalım soruyor... Bence en üst soldaki gibi yapın.. Sizce nasıl yapsınlar???

09 March 2008

Ben Senin Bildiğin Kadınlardan Değilim


Fark ettiniz mi bilmiyorum ama gerçekten önemsenen ve toplum için önemli olan unsurların "günleri" olmuyor.. "Dünya Erkekler Günü" ; "Türkiye Futbol Günü" ; "Dünya Para Günü" ne kadar zihninizi tırmalıyorsa; önemini yitiren veya önemini sonradan kazanmış unsurların "günleri" zihinde o kadar hızlı yer buluyor. O sebeple zihnimde barış; dostluk; sanat günlerini gibi Kadınlar Günü de oldukça kolay yer buldu..

Yer buldu ama bulduğu yere oturmasına da bir yanım izin vermedi ve kendisi ayakta kaldı.. Ikna için verilen kırmızı güller; tebrikler; güzel mesajlar da sonuç yaratmadı çünkü bir günlük ağza bal çalma yerine, kadınlar gününü kutlamayacak kadar kadın olmanın rahat yaşanabildiği; kadınların etkin ve önemli olduğu bir dünyayı tercih ediyorum...

O sebeple, Dünya Kadınlar Gününü tek gecelik bir flört olarak görüyor ve "Ben senin bildiğin kadınlardan değilim" diyerek gururumu korumaya çalışıyorum...

07 March 2008

En Açık Yol Ona Sorulur!!!


Taksici bir arkadaş edinmeden de hangi yol açık; nerede yoğunluk var öğrenmek isterseniz Kopilot bu konuda servis vermeye başlamış.. Ya da servisiyle ilgili yeni reklam vermeye başlamış.. Hangisi bilemiyorum.. Çok merak ediyorsanız 10 saniyesine 2 SMS bedeli ödeyerek öğrenebilirsiniz..

Bir de yolda canı sıkılana, sohbet-muhabbet paketi çıkartırlarsa hem süper olur; hem de ofisten çıkıp yolda canı sıkıldığı için ajansı arayan müşterilerden de bizleri korur ..

24 February 2008

22 February 2008

Herkes Uyurken...

Türkiye'de herkes uyurken çalışan birileri var..

Atom mühendisi, bilim adamı, MIT ajanı filan olmalarını bekliyorsunuz ama değiller... Bunlar Reklam ve Medya Uzmanları

Hayatınızın ne kadar yoğun bir algısını kavradığını fark etmediğiniz reklamlar, TV'inize, Derginize, Radyonuza, Sokaktaki Panolara, Web sitelerine, MSN pencerenize düşene kadar , bir otomobil fabrikasının işleyişi kadar entregre bir süreçten geçiyor... Hem de Türkiye'de, az insanla çok iş yapmaya çalışarak...

Yeşil formaları giyen "Reklamveren" topu havaya atıyor, Kırmızı formaları giyen "Medya Uzmanları" topu yakalamaya çalışıyor..

Insan haklarının önemli olduğu ülkelerde, toplar 18:00 sularına kadar, oldukça yükseğe atılıyor; insan haklarının önemli olmadığı ülkelerde toplar her saatte ancak 1-2 metre havalanıyor..

Ve ben bugün kızgınım, topu gögüsüme atıp; tutamadın dedikleri için..

17 February 2008

Dinlemeyi Sevmeyen Dosta - Not



Burnunun dibindeyken, seni özledim diyememek ve bir günü daha yaşamayı ertelemek nedir biliyorum. Olmasını çok istediğin, olup olmayacağını öngörmeye enerjinin yetmediği, kalbinin sev dediği; mantığının dur dediği arada sıkışmış bir durum..

Belki de "arada sıkışmış" da doğru kelimeler değil çünkü bu hem sevip, hem de durarak yaşanan bir nevi dondurulmuş tüketim.. Ve aslında buzdolabi ile ocak arasında gidip gelirken tüketilmeden önce tükenen kendinsin..

O yüzden ya buzluk, ya ocak ama ikisinin arası değil...

Biliyorum cevap: Demesi kolay.. ve ben de katılıyorum; demesi kolay, bende olsam uygulayamazdım..

Sanırım şu an sadece başkasının duygularıyla yazı yazabiliyor muyum deneyerek Sezen Aksu'culuk oynuyorum.. En azından bu denemem için oku ama kendini dinle...

Sevgiler...

Kara Teslim



Istanbul kara teslim ve içim huzur dolu... Koşuşturmalı ve her şeye karşı tetikte hayatların, teslim olmaya da ihtiyacı varmış. Teslim oldum, evmin tadını çıkartıyorum; çok güzel bir his..

14 February 2008

Olan Olmuş


Olan olmuş, diyecek pek bir şey yok aslında: Ilk bakışta aşk...
Cidden ona karşı kalbimde bir yerde bir duygu oluştu..

Aşkıma onunla bir gece geçirmeyi bırak, azıcık yürümeyi bile teklif etmeyin, lakin bir miktar kıskanabilirim ama aşkımın familyasında akrabaları ile tanışmak isterseniz tıklayın...

Banksy



Basit ve anlamlı.. Devamını görmek Banksy.co.uk

11 February 2008

Valentine's Smoochie


Sevgililer günü ile ilgi hissiyatım budur. Embed linkini bulamadığım için videoyu ekleyemedim ama mutlaka izleyin!!!

10 February 2008

Estetik Yaptım


Değişikliğim geldi.. Kuaförüm pazar günü kapalı.. Bende blog'uma (makyaj diyemeyeceğim) estetik yaptım..
Önceki hali daha mı sıcaktı diye düşünüyorum ama değişikliğe o kadar ihtiyacım varmış ki, su anda umrumda değil.. Ama bu bembeyaz sayfa için buzzz diyorsanız; yorumlarınız itina ile incelenecek ve dikkate alınacaktır

Öküz Olmamak

Bekir Çoşkun'un Öküz Olmamak yazısını okudum az önce ve anlattığı video'yu izledim. Cidden muhteşem.. Insana hayatı değiştirme gücü veriyor.. Doğadan esinlenerek , politik bir strateji kurgulayabilirmiş insan, bugun bunu öğrendim.. Şimdi, ben de kalabalığımı arkama alıp; boynuzumu takip havaya atmak istiyorum bir iki kişiyi!!

24 January 2008

A.E.S Nedir? Teşhis | Tanı | Tedavi alttadır



Birazcık hastayım. Geçti zannnediyordum ama geçmemiş; belki de hiç bir zaman geçmeyecek. Bir hafta ; on gün kendini göstermese de; onbirinci gün nüksediyor.. Yalnız yaşayanlarda kendini gösteren A.E.S: Ailem Evde Sendromu olarak açıklanıyor.

A.E.D (Ailem Ev Dışında) durumunda iken ; özlemle çağrılan aile mensupları; eve katılımından bir süre sonra, yoğun bir mutluluk hissi ile sarıp sarmalanıp; iyi ki geldiler, la la la durumundan; aniden ters veya inişli çıkışlı bir ruh haline geçiyor. Dolapta bulunamayan kıyafetler; yerleri değiştirilen eşyalar; TV'den gelen dizi muzikleri veya LigTV sesleri; zamanlı zamansız "xx yer misin?" sorusu hastalığı tetikleyen unsurlar olarak değerlendiriliyor.

A.E.S geçiren hastalarda, etrafı yoksaymak için elektrik süpürgesi yapmak; uzun uzun saçlarını kurutmak; uzun uzun banyoda kalmak; gönüllü olarak fazladan mesai yapmak gibi ileri ve orta düzeyli anormallikler görülebiliyor.

A.E.Sendromunu gidermek için, A.E.D durumunda iken onları ne kadar özlediğinizi düşünmek; spor yapmak veya blog yazmak öneriliyor..

Bu durumda hastalığımı yarına atlatamazsam, sanırım spor yapmam gerekiyor..

22 January 2008

Dining in 2015


Bir plaza insanı olarak, hemen hemen her öğünü bir yandan calışırken, bir yandan yemek yemeğe uğraşarak geçiriyorum. Sanırım da bu yüzden, rastgele rastladığım resme takılıp kaldım. Fotografi gördüğüm blog'da buncağızlara "Dining in 2015" demişler ama bence "Dining since 2000" filan olmalılarmış...


Kaşık; Çatal ve Bıçak kalemlere ,tasarımsal olarak bayılmakla beraber, kalemliğimin içinde olacaklarını düşünerek, temizliklerinden şüphe duydum ama yine de onları sevmeme olmadı. Zaten hiç kullanılamayacak bile olsa, o kadar çok şey anlatıyor ki; tasarımın fonksiyonelliğini umursamıyor insan..

17 January 2008

Pudra Car


İçinden inmekten en çok utanacağım arabayı buldum! Pudra Car!!!



Pudra Car, kadınlara özel araç kiralama şirketiymiş. Kadınlara özel olması dolayısıyla pembe boyanmış BMW filosuna sahip! Garip rengi; siyah camları; beyaz kapı kolları ve beyaz cantları ile Pimp My Ride'daki araçlar da dahil olmak üzere, gördüğüm en kıro görüntü..

Bu kıro görüntüyü trafikte ilk gördüğümde, içinde Lerzan Mutlu veya benzer bir karakter olduğuna o kadar emindim ki ve kendimi teyit etmek için önümdeki araca çarpma riskini göze alarak ilerledim ama içini görecek kadar yaklaşamadım. Allahtan arkasına pudra car yazmışlardı da, Google sağolsun; aradım bulduk

Neden böyle bir araç kiralayacağımla ilgili sitede verilen açıklamadan da hiiiç tatmin olmadım; beni hiç yakalamadı.. "Neden Pudra Car?" anlayan veya ilgisini çeken varsa, neden ilgisini çekti bana da anlatsın nolur..

07 January 2008

Etys.com // El Yapımı Site


Tamam biraz abarttım; tabi ki el yapımı site değil; zaten o nasıl olur aklımda almıyor ama bu sitede; sitenin kendisi dışında her şey el yapımı sanırım. El yapımı dendiği zaman genelde zihnimde uyanan "kermes ürünleri" algımı tamamen değiştirecek güzellikte ürünler var. Türkiye'den eklenen ürünler bile Türkiye'de herhangi bir sitede gördüğüm ürünler değil; çok orjinaller. Dünyanın her yerinden gönderilmiş bir sürü var. Bak bak bitmiyor.. Ilk bol vakitiniz oldugunda www.etys.com 'a mutlaka göz atın!

WagS


Herkese şeker gülümsemeler atarken; bazı dişilere de diş bilemekten kendimizi alamıyoruz: -karşımızdakinin suçuna, sevimsizliğine; soğukluğuna; güzelliğine..vs vs göre- saçlarını çekmek; yüzünü boyamak; yumruk atmak; topuğunu kırmak;üzerine araba sürmek; itmek; vurmak; devirmek gibi vahşi güdülerimiz uyanabiliyor.. Pek etrafımda kimse bu güdülerle hareket etmese de; bunu güdüyü içimizde taşıdığımızı hepimiz biliyoruz ve bunu da artık blog'umdan resmi olarak itiraf ediyorum...çünkü bu güdünün banner'ını yapmışlar.. Hem de cok başarılı olmuş!!
Aynı formattaki banner'lar için Double Click'in beyan ettiği %9.50'de tıklanma ortalamasını; %45 tıklanma ile ezmiş geçmişler ve cidden hak etmişler!
Lütfen; Wag diğer Wag'ı yakarken; üzerine araba sürerken ve öbürünü iterken görebileceğiniz banner'ları izleyin..
Umarım benim kadar eğlenirsiniz..

Özel Not: Benim gibi daha önceden WAG nedir bilmeyenlere yapılan açıklama: That’s the Wives And Girlfriends of England’s footballer’s for those of you who don’t read Hello or OK magazine

29 December 2007

Mutlu Yillar



Bu yil agacin altina astigim dileklerde radikal bir degisiklik oldu... Onceki senelerde istedigim her seyi hala istemekle beraber, ayni zamanda kolay olsun istiyorum..

Yillardir zor seylere olan ilgim dolayisiyla bana bunu sunmaya aliskin olan Noel Baba, bir sure catida affallayacak ve yanlis yere geldi sanacak sanirim

O yuzden Sevgili Nobel Baba, ustune basarak soyluyorum: Kolay gelecek ask, para, basari, saglik, huzur ve mutluluk istiyorum..

Herkese mutlu yillar!!

14 December 2007

Honda - Hate Something

Honda'nın gördüğüm en güzel reklam filmi sanırım.. İzlediğimden beri sürekli mutlu bir ifade ile "Hate Something, Change Something" diye mırıldanıyorum..

07 December 2007

Puzzle


Bütün puzzle tamamdır ama bir parça kayıptır.. Parça acaba nerededir? Kalp bu spekülasyonla çarpar durur; beyin onu durdur.. Kalp her kartonu o parça sanar; beyin yine bulamadın diye dalga geçer.. Kalp bulduğu kare kartonun köşeleri yuvarlasam buraya oturur der; beyin 2500 parçayı yerine oturttun bir parçayı da biraz daha ara, doğrusunu bul der.. Kalp mutsuz olur, beyin ciddiye alır.. Kalp bir ümit arar; beyin parçası eksik puzzle'ı kabullenir..
İşte Google'ı olmayan duygu dünyası bu şekilde aradıklarını bulamamak ve çelişki üzerinde yaşamak üzerine kuruludur..
Blog'u olan duygu dünyası, herkese seslenir.. Eksik parça aranıyor..
Blog'u olan beyin isyan eder.. Bu post'u sakın yayınlama..

29 November 2007

HP Personiva - Meşhur Oldum

Ben bir reklam oyuncusu oldum!!! Çiçekleri karavanın kapısına bırakın; Louboutin siparişlerimi aldırın; kuru temizlemeden siyah elbisem gelsin; jetimi hazırlatın; yemeği Paris'de yiyeceğim...

28 November 2007

Couture Elbisede Son Nokta: Style Shake


Internette renkleri değişen, tasarlanan çok şey gördüm ama hiç couture elbise tasarlamamıştım.. Hepsinden zevkli!!! Gerçekten almak istiyorsun!! US ve Western Europe shipping now available yazısı ile satınalma sürecine bakmadım bile ama çok keyifli bir site yapmışlar.. Genelde online'da yapılan güzel iş fikirlerini kıskanan biri olarak, kendimi denedim ama o kadar aklımın ucundan geçmeyecek bir e-ticaret fikri ki, sanırım kıskanamadım çünkü zaten aklıma gelse de -beni aşardı- yapmazdım..
Ama hem bu kadar kolay tasarlamaya ve değişiklik yapmaya bayıldım; hem de ayıp oluyor baskısı yaşamadan her rengi ve her modeli deneme suretiyle şımardım..
Bence hemen siz de şımarın!!

06 November 2007

Umudunu Geri Kazandığı Anda


Umudunu geri kazandığı anda kalbi tekrar konuşuyor insanın... Gözlerini açıyor, kirpikleri ağır ağır kalkan bir edayla yerinden oynuyor ve yeni doğmuş bir bebek gibi izliyor etrafını..

Kısık ve görmek istemeyerek bakan grileşmiş ruh halini çıkartıyor; makineye atıyor; Beyaz programda, 90 derecede yıkıyor... Tertemiz çıkan kostümü tekrar giyeceğini bilerek ama bir daha giymeyeceğini düşünerek askıya asıyor..

Ve gün geliyor, umudun üzerine sıçrayan bir çamurla tekrar üzerini değiştirmeye ihtiyaç duyuyor insan ve onun da kirleneceğini bile bile giyiyor tertemiz kostümünü ve tekrar sıçrayabilecek çamurun güvensizliği ve kostüm yedeksizliği ile yavaş yavaş susuyor kalbi..

Bu durumda kirlenmek cidden Omo'nun dediği gibi güzel midir? Sanırım bir çok kostüm seni hayata bağlamıyorsa değildir..

05 November 2007

Şimdi Haberler: Microsoft vs Google

Savaş Başlıyor! Kazanan Google mı Olacak Facebook mu?
FACEBOOK'A 240 MİLYON DOLAR

Dünyaca ünlü yazılım şirketi Microsoft, geçtiğimiz hafta 240 milyon dolar karşılığında, Facebook hisselerinin yüzde 1,6'sını satın almıştı. Bu satınalmayla Facebook'un piyasa değerinin 15 milyar dolar olduğu tescillenmişti. Bu satınalma sonucu devredışı kalan ve 'B' planını devreye sokan Google, yeni iş ortaklarıyla işbirliği yaparak, sosyalleşme siteleri alanında Facebook'tan öne geçmek için hamle yaptı.

FACEBOOK'A KARŞI BİR ORDU ÇIKIYOR

Facebook hisselerini Microsoft'a kaptıran Google, birçok şirketle işbirliği yaparak OpenSocial adlı bir sosyalleşme ağı kuruyor. Facebook'a karşı kıyasıya rekabet edecek olan OpenSocial adlı sosyal ağ sitesi, Orkut, Salesforce, LinkedIn, Ning, Hi5, Plaxo, Friendster, Viadeo ve Oracle hizmetlerinin bir çatı altında toplanmasından oluşacak ve Google üyelik hesapları üzerinden çalışacak. Çok sayıda hizmeti bir çatıda topladığı için, sosyal ağ alanında büyük bir devrim olarak kabul edilen OpenSocial'in detayları bugün açıklanacak.

KİMİN GÜCÜ NE KADAR?

BİRİNCİ CEPHE

Facebook 15 milyar dolar

Microsoft 274.3 milyar dolar

İKİNCİ CEPHE

Google 187 milyar dolar (Orkut dahil)

Salesforce 5.5 milyar dolar

LinkedIn 200 milyon dolar

Ning 214 milyon dolar

Hi5 102 milyon dolar

Friendster 53 milyon dolar

Vaideo 15 milyar dolar

Oracle 100 milyar dolar

30 October 2007

29 Ekim Kutlamaları


Geçen sene 29 Ekim'de televizyonda kutlamaları canlı gösteren programların yok denecek kadar az olması sonucunda bir yazı yazmıştım fakat yayınlamamışım.. Yayınlamayı ve aradaki farkı şimdi değerlendirmeyi çok isterdim...

O gün, eskiden 29 Ekim'lerde akşamları babamın beni alıp kutlamalara götürdüğü ve bunların herkesin katıldığı coşkulu kutlamalar olduğunu ve şimdi ise bundan eser olmadığını; 29 Ekim'in işe gitmemek dışında kalbe dokunan bir his yaratmadığını yazmıştım... Bir yıl geçti.. Sabah uyandım, televizyonu açtım, aynı anda hem Ankara; hem Istanbul; hem Tunceli; hem Anıtkabir, her yerdeydim... Akşam hem Bağdat Caddesi; hem Ortaköy; hem Kordon; hem Boğazdayım.. Boğaz'daki havai fişek gösterisi, yıllar önce videosunu izleyip, gerçek olamayacağını düşünecek kadar çok şaşırdığım -sanırım Singapur'daki- bir havai fişek gösterisini hatırlattı..

Gözlerim dolu dolu izledim bir çok anını ama kafamda sorular var: Insanoğlu elindekini kaybetme korkusu olmadan sevgisini gösteremiyor mu; bazı askerler şehit olmasa duygular bu kadar kabarmayacak mıydı; önceki seneleri cansız soluk bir geçişle sunan medyanın, bu seneyi şölene dönüştürmesindeki tutum farkı isteneni sunma gayreti miydi yoksa birilerinin strateji değiştirmesi mi?

Yönlendirmek veya ima etmek için sormuyorum, gerçekten bilmiyorum...

15 October 2007

JUICY COUTURE Günlük



Dünyanın en kokoş günlüğünü buldum..

Çantamdan çıkartmaya bile utanabilirim ama yine de şu üstteki altın rengi olan benim olsun istiyorum.. Çeyizlere konan ve kullanılmayan tüylü terlikler gibi bir sey veya ilkokulda aldığımız kocaman ayıcıklı silgili ama elde durmayan kalemler gibi..

Beynimin estetik tarafı; fonksiyonunun üzerine bastı; hatta nanik yaptı geçti.. Frapan, rüküş bir estetik sinir ucu ile aldatılan fonksiyon hücreleri duruma çok bozuk; onda ne buldum anlamıyor ama bir gün eve döneceğimden emin beni bekliyor..

Facebook


Facebook'la ilgili bir yazı yazmamak için uzun süredir gerçekleştirdiğim direnişi bugün sonlandırıyorum çünkü babam Facebook'a üye oldu!!!
Babam 99 yılından beri bir internet kullanıcısı, fırsat buldukça internette vakit geçirir; üye olduğu forumlar ve takip ettiği siteler vardır ancak bu zamana kadar hiç ortak bir yerde karşılaşmamıştık... Ta ki ilk defa bir tartışma programında adını duyduğu Facebook ile her okuduğu gazetede ilgili, bir köşe yazısı veya minik notlar görene kadar..
İlk, bizleri güldürme amaçlı söylenen "Ben de Facebook'a üye olayım" espirisi ile gerçekleşen girişimin sadece espiri olmadığını sezdiğim süreden beri babamın Facebook'a üye olmasına kendimi hazırlamaya çalışıyordum ama bu espri ile üyelik arasında bir gün olması dolayısıyla da pek hazırlıklı yakalanmadım ; gerçekten affalladım ve babamın bekleyen requesti ile bakışıyorum.
Arkadaşlarımla çıktığım bir tatile babamın da geliyor olması gibi bir his.. Bir yandan da aklın bir oyunu.. Ben olsam cocugumun community sayfasına sahte bir request yollayıp, hayatında neler olup bittiğini izlerdim diye düşünürken, babam gerçeğini yolladı(gerçi bunu hayatlarımızı takip için yapmadığına eminim) ; aynı zamanda da babamın online trend'leri takip ediyor olması çok da hoşuma gittiği için Facebook'un karmaşık uygulamalarında takılıp düşmemesi için ona destek bile oldum ama hala şaşkınım..
Şimdi izninizle buradan ayrılıyor; request confirmation bölümünde "How are you related" sorusuna "is my parent" diyor ve buna ben bile inanamıyorum..

04 October 2007

Tarife Yumurtlayan Tavuk


İlk gördüğümde kahverengi olması dolayısıyla ilk anda hep çikolata reklamı sandığım Tarife Yumurtlayan Tavuk, cidden tarife yumurtladı ve sonunda Turkcell olduğunu kavramımı sağladı; hem de beni çok güldürerek.. Size uygun tarifeyi biliyorsanız da, sırf tavuk'un yumurtlaması için mutlaka denemelisiniz!

22 September 2007

The Cool Hunter | Istanbul


İşte size işe bir süre ara verip kafanızı dağıtmak istediğinizde çok keyif alacağınız bir site: TheCoolHunter.com.tr

Siteye ilk girdiğimde yazıları Türkçe olduğunu, Ortaköy'den çekilmiş Istanbul resmini fark edene kadar algılayamadım. Neden olduğunu bilmiyorum ama tasarım ve yaratıcı uygulamalarla ilgili siteler, genelde yabancı uyruklu oluyor.. O sebeple siteyi görünce çok sevindim "Yaşasın reklam verecek şahane bir yer diye" ; tam bunları derken siteden bilgi isteklerime kimsenin dönmemesi üzerine hevesim kursağımda kalmış olsa da, sitenin hakkını yememek lazım.. Oldukca keyifli bir site..

Sitede reklamlar bölümünden, İlk yardım biliyor musunuz? ; Guys pray for rain ve Ebay reklamları favorilerim, bakmanızı şiddetle öneririm!!

Nur Yol Duası



Lütfen biri bu bir photoshop aldatması desin. AMIN.

13 September 2007

Eşitlik

Daha önceki bir yazımda bahsettiğim Eşitlik filmi sonunda bitti.. Sadece izlemek yeterli..

Tuvalu


Bir an önce gidilmesi gerekenler listesi diye bir listem yoktu ama aniden oldu.

Listede sıralama şu şekilde:
1 - Tuvalu
2 - Henüz yok çünkü daha önce böyle bir panik yaşamamıştım.

Pasifik'teki ada global ısınma nedeniyle 30-50 yıl arasında bir sürede yok olma tehlikesi içerisindeymiş ama o kadar güzel görünüyor ki, yok olmamalı..

Yok olursa , dünyadan böyle bir güzelliğin silinmesi dışında, mutsuz insan sayısının 10.000 kişi artması da kaçınılmaz olacak. Orada yaşayan insanların başka bir yerde yaşayabileceklerini; egsoz dumanına, gürültüye ve karaya alışabileceklerini sanmıyorum..

05 September 2007

Meyve Çiçeği - FruitandtheCity


Daha önce yazdığım kadınlara hediye alma kılavuzu yazısına ek olarak aramıza katılan yeni bir hediye var: Meyve Çiçeği..
Bugün ofiste bir arkadaşımızın doğum günü için gelen sevgili çiçek oldukça lezizdi- hatta bütün ofisi de tepesinde toplamayı da başardı
Ayrıca resimlerinde olduğundan çok daha güzel görünüyor! İlk fırsatta hediye olarak alınması gereken bir ürün, Fruit and The City'den sipariş verebilirsiniz ilgililere duyurulur!!

03 September 2007

Strawberrynet


Kozmetik alışverişi konusunda hep takdir ettiğim ama bir türlü alışveriş etmek kısmet olmayan Strawberrynet'den sonunda alışveriş ettim. Inanılmaz çok çeşit ürün var ve ücretsiz shipping olmasına rağmen Pazar günü sipariş ettiğim ürünler, 1 hafta sonra Pazartesi günü elimdeydi. Özellikle sizde Melis'in bahsettiği gibi kozmetik alışverişi esnasında, satış elemanlarının bilgisizliklerinden; tavırlarından rahatsızsanız mutlaka Strawberrynet.com 'dan alışveriş yapmalısınız
Ayrıca fiyatlar gerçekten oldukça ekonomik ve Kerastase şampuandan, Anna Sui cilt bakım ürünlerine; Michael Kors parfümden , Bobbi Brown makyaj malzemelerine her şey var..
Tek dezavantaj, sitenin ne almak istediğini bilenler için tasarlanmış olması: Ürünlerle ilgili detaylı açıklama veya ihtiyaç duyduğun soruna cevaben ürün sorgulaması yok ama zaten kullandığım ürünleri cok değiştirmediğim için benim için sorun olmadı..
En az bir saatinizi ayırabileceğiniz bir aralıkta, detaylıca göz atmanızı tavsiye ediyorum!