29 December 2007

Mutlu Yillar



Bu yil agacin altina astigim dileklerde radikal bir degisiklik oldu... Onceki senelerde istedigim her seyi hala istemekle beraber, ayni zamanda kolay olsun istiyorum..

Yillardir zor seylere olan ilgim dolayisiyla bana bunu sunmaya aliskin olan Noel Baba, bir sure catida affallayacak ve yanlis yere geldi sanacak sanirim

O yuzden Sevgili Nobel Baba, ustune basarak soyluyorum: Kolay gelecek ask, para, basari, saglik, huzur ve mutluluk istiyorum..

Herkese mutlu yillar!!

14 December 2007

Honda - Hate Something

Honda'nın gördüğüm en güzel reklam filmi sanırım.. İzlediğimden beri sürekli mutlu bir ifade ile "Hate Something, Change Something" diye mırıldanıyorum..

07 December 2007

Puzzle


Bütün puzzle tamamdır ama bir parça kayıptır.. Parça acaba nerededir? Kalp bu spekülasyonla çarpar durur; beyin onu durdur.. Kalp her kartonu o parça sanar; beyin yine bulamadın diye dalga geçer.. Kalp bulduğu kare kartonun köşeleri yuvarlasam buraya oturur der; beyin 2500 parçayı yerine oturttun bir parçayı da biraz daha ara, doğrusunu bul der.. Kalp mutsuz olur, beyin ciddiye alır.. Kalp bir ümit arar; beyin parçası eksik puzzle'ı kabullenir..
İşte Google'ı olmayan duygu dünyası bu şekilde aradıklarını bulamamak ve çelişki üzerinde yaşamak üzerine kuruludur..
Blog'u olan duygu dünyası, herkese seslenir.. Eksik parça aranıyor..
Blog'u olan beyin isyan eder.. Bu post'u sakın yayınlama..

29 November 2007

HP Personiva - Meşhur Oldum

Ben bir reklam oyuncusu oldum!!! Çiçekleri karavanın kapısına bırakın; Louboutin siparişlerimi aldırın; kuru temizlemeden siyah elbisem gelsin; jetimi hazırlatın; yemeği Paris'de yiyeceğim...

28 November 2007

Couture Elbisede Son Nokta: Style Shake


Internette renkleri değişen, tasarlanan çok şey gördüm ama hiç couture elbise tasarlamamıştım.. Hepsinden zevkli!!! Gerçekten almak istiyorsun!! US ve Western Europe shipping now available yazısı ile satınalma sürecine bakmadım bile ama çok keyifli bir site yapmışlar.. Genelde online'da yapılan güzel iş fikirlerini kıskanan biri olarak, kendimi denedim ama o kadar aklımın ucundan geçmeyecek bir e-ticaret fikri ki, sanırım kıskanamadım çünkü zaten aklıma gelse de -beni aşardı- yapmazdım..
Ama hem bu kadar kolay tasarlamaya ve değişiklik yapmaya bayıldım; hem de ayıp oluyor baskısı yaşamadan her rengi ve her modeli deneme suretiyle şımardım..
Bence hemen siz de şımarın!!

06 November 2007

Umudunu Geri Kazandığı Anda


Umudunu geri kazandığı anda kalbi tekrar konuşuyor insanın... Gözlerini açıyor, kirpikleri ağır ağır kalkan bir edayla yerinden oynuyor ve yeni doğmuş bir bebek gibi izliyor etrafını..

Kısık ve görmek istemeyerek bakan grileşmiş ruh halini çıkartıyor; makineye atıyor; Beyaz programda, 90 derecede yıkıyor... Tertemiz çıkan kostümü tekrar giyeceğini bilerek ama bir daha giymeyeceğini düşünerek askıya asıyor..

Ve gün geliyor, umudun üzerine sıçrayan bir çamurla tekrar üzerini değiştirmeye ihtiyaç duyuyor insan ve onun da kirleneceğini bile bile giyiyor tertemiz kostümünü ve tekrar sıçrayabilecek çamurun güvensizliği ve kostüm yedeksizliği ile yavaş yavaş susuyor kalbi..

Bu durumda kirlenmek cidden Omo'nun dediği gibi güzel midir? Sanırım bir çok kostüm seni hayata bağlamıyorsa değildir..

05 November 2007

Şimdi Haberler: Microsoft vs Google

Savaş Başlıyor! Kazanan Google mı Olacak Facebook mu?
FACEBOOK'A 240 MİLYON DOLAR

Dünyaca ünlü yazılım şirketi Microsoft, geçtiğimiz hafta 240 milyon dolar karşılığında, Facebook hisselerinin yüzde 1,6'sını satın almıştı. Bu satınalmayla Facebook'un piyasa değerinin 15 milyar dolar olduğu tescillenmişti. Bu satınalma sonucu devredışı kalan ve 'B' planını devreye sokan Google, yeni iş ortaklarıyla işbirliği yaparak, sosyalleşme siteleri alanında Facebook'tan öne geçmek için hamle yaptı.

FACEBOOK'A KARŞI BİR ORDU ÇIKIYOR

Facebook hisselerini Microsoft'a kaptıran Google, birçok şirketle işbirliği yaparak OpenSocial adlı bir sosyalleşme ağı kuruyor. Facebook'a karşı kıyasıya rekabet edecek olan OpenSocial adlı sosyal ağ sitesi, Orkut, Salesforce, LinkedIn, Ning, Hi5, Plaxo, Friendster, Viadeo ve Oracle hizmetlerinin bir çatı altında toplanmasından oluşacak ve Google üyelik hesapları üzerinden çalışacak. Çok sayıda hizmeti bir çatıda topladığı için, sosyal ağ alanında büyük bir devrim olarak kabul edilen OpenSocial'in detayları bugün açıklanacak.

KİMİN GÜCÜ NE KADAR?

BİRİNCİ CEPHE

Facebook 15 milyar dolar

Microsoft 274.3 milyar dolar

İKİNCİ CEPHE

Google 187 milyar dolar (Orkut dahil)

Salesforce 5.5 milyar dolar

LinkedIn 200 milyon dolar

Ning 214 milyon dolar

Hi5 102 milyon dolar

Friendster 53 milyon dolar

Vaideo 15 milyar dolar

Oracle 100 milyar dolar

30 October 2007

29 Ekim Kutlamaları


Geçen sene 29 Ekim'de televizyonda kutlamaları canlı gösteren programların yok denecek kadar az olması sonucunda bir yazı yazmıştım fakat yayınlamamışım.. Yayınlamayı ve aradaki farkı şimdi değerlendirmeyi çok isterdim...

O gün, eskiden 29 Ekim'lerde akşamları babamın beni alıp kutlamalara götürdüğü ve bunların herkesin katıldığı coşkulu kutlamalar olduğunu ve şimdi ise bundan eser olmadığını; 29 Ekim'in işe gitmemek dışında kalbe dokunan bir his yaratmadığını yazmıştım... Bir yıl geçti.. Sabah uyandım, televizyonu açtım, aynı anda hem Ankara; hem Istanbul; hem Tunceli; hem Anıtkabir, her yerdeydim... Akşam hem Bağdat Caddesi; hem Ortaköy; hem Kordon; hem Boğazdayım.. Boğaz'daki havai fişek gösterisi, yıllar önce videosunu izleyip, gerçek olamayacağını düşünecek kadar çok şaşırdığım -sanırım Singapur'daki- bir havai fişek gösterisini hatırlattı..

Gözlerim dolu dolu izledim bir çok anını ama kafamda sorular var: Insanoğlu elindekini kaybetme korkusu olmadan sevgisini gösteremiyor mu; bazı askerler şehit olmasa duygular bu kadar kabarmayacak mıydı; önceki seneleri cansız soluk bir geçişle sunan medyanın, bu seneyi şölene dönüştürmesindeki tutum farkı isteneni sunma gayreti miydi yoksa birilerinin strateji değiştirmesi mi?

Yönlendirmek veya ima etmek için sormuyorum, gerçekten bilmiyorum...

15 October 2007

JUICY COUTURE Günlük



Dünyanın en kokoş günlüğünü buldum..

Çantamdan çıkartmaya bile utanabilirim ama yine de şu üstteki altın rengi olan benim olsun istiyorum.. Çeyizlere konan ve kullanılmayan tüylü terlikler gibi bir sey veya ilkokulda aldığımız kocaman ayıcıklı silgili ama elde durmayan kalemler gibi..

Beynimin estetik tarafı; fonksiyonunun üzerine bastı; hatta nanik yaptı geçti.. Frapan, rüküş bir estetik sinir ucu ile aldatılan fonksiyon hücreleri duruma çok bozuk; onda ne buldum anlamıyor ama bir gün eve döneceğimden emin beni bekliyor..

Facebook


Facebook'la ilgili bir yazı yazmamak için uzun süredir gerçekleştirdiğim direnişi bugün sonlandırıyorum çünkü babam Facebook'a üye oldu!!!
Babam 99 yılından beri bir internet kullanıcısı, fırsat buldukça internette vakit geçirir; üye olduğu forumlar ve takip ettiği siteler vardır ancak bu zamana kadar hiç ortak bir yerde karşılaşmamıştık... Ta ki ilk defa bir tartışma programında adını duyduğu Facebook ile her okuduğu gazetede ilgili, bir köşe yazısı veya minik notlar görene kadar..
İlk, bizleri güldürme amaçlı söylenen "Ben de Facebook'a üye olayım" espirisi ile gerçekleşen girişimin sadece espiri olmadığını sezdiğim süreden beri babamın Facebook'a üye olmasına kendimi hazırlamaya çalışıyordum ama bu espri ile üyelik arasında bir gün olması dolayısıyla da pek hazırlıklı yakalanmadım ; gerçekten affalladım ve babamın bekleyen requesti ile bakışıyorum.
Arkadaşlarımla çıktığım bir tatile babamın da geliyor olması gibi bir his.. Bir yandan da aklın bir oyunu.. Ben olsam cocugumun community sayfasına sahte bir request yollayıp, hayatında neler olup bittiğini izlerdim diye düşünürken, babam gerçeğini yolladı(gerçi bunu hayatlarımızı takip için yapmadığına eminim) ; aynı zamanda da babamın online trend'leri takip ediyor olması çok da hoşuma gittiği için Facebook'un karmaşık uygulamalarında takılıp düşmemesi için ona destek bile oldum ama hala şaşkınım..
Şimdi izninizle buradan ayrılıyor; request confirmation bölümünde "How are you related" sorusuna "is my parent" diyor ve buna ben bile inanamıyorum..

04 October 2007

Tarife Yumurtlayan Tavuk


İlk gördüğümde kahverengi olması dolayısıyla ilk anda hep çikolata reklamı sandığım Tarife Yumurtlayan Tavuk, cidden tarife yumurtladı ve sonunda Turkcell olduğunu kavramımı sağladı; hem de beni çok güldürerek.. Size uygun tarifeyi biliyorsanız da, sırf tavuk'un yumurtlaması için mutlaka denemelisiniz!

22 September 2007

The Cool Hunter | Istanbul


İşte size işe bir süre ara verip kafanızı dağıtmak istediğinizde çok keyif alacağınız bir site: TheCoolHunter.com.tr

Siteye ilk girdiğimde yazıları Türkçe olduğunu, Ortaköy'den çekilmiş Istanbul resmini fark edene kadar algılayamadım. Neden olduğunu bilmiyorum ama tasarım ve yaratıcı uygulamalarla ilgili siteler, genelde yabancı uyruklu oluyor.. O sebeple siteyi görünce çok sevindim "Yaşasın reklam verecek şahane bir yer diye" ; tam bunları derken siteden bilgi isteklerime kimsenin dönmemesi üzerine hevesim kursağımda kalmış olsa da, sitenin hakkını yememek lazım.. Oldukca keyifli bir site..

Sitede reklamlar bölümünden, İlk yardım biliyor musunuz? ; Guys pray for rain ve Ebay reklamları favorilerim, bakmanızı şiddetle öneririm!!

Nur Yol Duası



Lütfen biri bu bir photoshop aldatması desin. AMIN.

13 September 2007

Eşitlik

Daha önceki bir yazımda bahsettiğim Eşitlik filmi sonunda bitti.. Sadece izlemek yeterli..

Tuvalu


Bir an önce gidilmesi gerekenler listesi diye bir listem yoktu ama aniden oldu.

Listede sıralama şu şekilde:
1 - Tuvalu
2 - Henüz yok çünkü daha önce böyle bir panik yaşamamıştım.

Pasifik'teki ada global ısınma nedeniyle 30-50 yıl arasında bir sürede yok olma tehlikesi içerisindeymiş ama o kadar güzel görünüyor ki, yok olmamalı..

Yok olursa , dünyadan böyle bir güzelliğin silinmesi dışında, mutsuz insan sayısının 10.000 kişi artması da kaçınılmaz olacak. Orada yaşayan insanların başka bir yerde yaşayabileceklerini; egsoz dumanına, gürültüye ve karaya alışabileceklerini sanmıyorum..

05 September 2007

Meyve Çiçeği - FruitandtheCity


Daha önce yazdığım kadınlara hediye alma kılavuzu yazısına ek olarak aramıza katılan yeni bir hediye var: Meyve Çiçeği..
Bugün ofiste bir arkadaşımızın doğum günü için gelen sevgili çiçek oldukça lezizdi- hatta bütün ofisi de tepesinde toplamayı da başardı
Ayrıca resimlerinde olduğundan çok daha güzel görünüyor! İlk fırsatta hediye olarak alınması gereken bir ürün, Fruit and The City'den sipariş verebilirsiniz ilgililere duyurulur!!

03 September 2007

Strawberrynet


Kozmetik alışverişi konusunda hep takdir ettiğim ama bir türlü alışveriş etmek kısmet olmayan Strawberrynet'den sonunda alışveriş ettim. Inanılmaz çok çeşit ürün var ve ücretsiz shipping olmasına rağmen Pazar günü sipariş ettiğim ürünler, 1 hafta sonra Pazartesi günü elimdeydi. Özellikle sizde Melis'in bahsettiği gibi kozmetik alışverişi esnasında, satış elemanlarının bilgisizliklerinden; tavırlarından rahatsızsanız mutlaka Strawberrynet.com 'dan alışveriş yapmalısınız
Ayrıca fiyatlar gerçekten oldukça ekonomik ve Kerastase şampuandan, Anna Sui cilt bakım ürünlerine; Michael Kors parfümden , Bobbi Brown makyaj malzemelerine her şey var..
Tek dezavantaj, sitenin ne almak istediğini bilenler için tasarlanmış olması: Ürünlerle ilgili detaylı açıklama veya ihtiyaç duyduğun soruna cevaben ürün sorgulaması yok ama zaten kullandığım ürünleri cok değiştirmediğim için benim için sorun olmadı..
En az bir saatinizi ayırabileceğiniz bir aralıkta, detaylıca göz atmanızı tavsiye ediyorum!

21 August 2007

Mektup Arkadaşlığı


Ondan ona atlayarak kontrolsüzce düşünürken, bir anda artık çook çok silikleşmiş bir şey hatırladım: Mektup arkadaşlığı

Eskiden aldığımız dergilerin arkasında birbiriyle mektup arkadaşı olmak isteyenler için bir sayfa olurdu. Hayal meyal hatırlıyorum, kişilerin kendilerini kısaca tanıttıkları ufak bir paragraf olur ve hemen altında adresleri yer alırdı. Benim de bir iki denemem olmuştu; birincisi mektup postalanmadan önce vazgeçilmiş bir deneme (9 yaşlarında); ikincisi Ingilizce öğretmenimizin Ingilizcemizi geliştirmek için yaptığı mektup arkadaşlığı çöp çatanlığı üzerine yazılmış bir mektup (12 yaşlarında). Bana yazan Brezilya'lı kızın tüm aile sorunlarını anlatıp, sonra bana sonsuz detaylı soru sorması sonucunda -o zamanda hızlı özelime girilmesine tepki duyuyordum demek ki- arkası gelmeyen bir deneme..

Şimdi düşününce tanımadığın birine yazdığın bir mektup olduğu için, paylaşım isteğinden öte yazma isteğiydi gibi geliyor bana ve bu sebeple de blog yazma ile de benzeştiklerini düşünüyorum.. İlk başta kendi yazma ihtiyacını gidermek için başladığın blogging sonra paylaşıma dönüşse de, temelinde istediklerini anlatma ihtiyacını barındırıyor; tıpkı internetsiz dönemin mektup arkadaşlığı gibi..

Teknoloji yeni yaratımlar ortaya atıyor olsa da, insan ve ihtiyaçları değişmiyor.
Biz ise her şey değişiyor zannederken belki de sadece at arabasından inip, motorlu araçlara geçiyoruz ve bu hızı ve konforu bir icat zannederken aslında tarih dijital versiyonlarda tekerrür ediyor..

20 August 2007

Moda Vakko'dur


Çok eski bir kumaş parçası buldum evde.. Annemin eski bir kıyafetinin, sökülen bir parçasıymış.. Kendisini kafama bant yapıp çıkarttığım esnada arkasında Moda Vakko'dur yazısını gördüm.. Gördüm ve mest oldum.. Hemen anneme sakın bu parçayı atma, bana ver dedim.. Sanki bir müzayede parçasına sahip olmanın çok yakınındaymışım gibi hissetim.. Eski , özenli ve yaşanmışığı olan ufak bir parça; daha önemlisi Vakko'nun pazarlama iletişimin bana göre eski bir kalıntısı..
Benim göremediğim bir dönem olan 1978'den kalmış; o döneme ait dokunarak gözlemleyebildiğim tek pazarlama unsuru...
Ve aynı zamanda benim dönemimin Vakko'sunun da devam eden, istikrarlı söylemi: Moda Vakko'dur

İstanbul Modern - Ağustos |SıfırYedi|

Bugün yaklaşık 3 saatimi İstanbul Modern'de geçirdim..
İstanbul Modern bambaşka bir dünya.. Bir nevi ruh beslenmesi ve sesini kullanmaya korktuğun bir terapi..



Benim terapim Andreas Gursky ile başladı. Sergilenen Andreas Gursky fotoğrafları, göz bozacak kadar büyük ve detaylı; aynı zamanda da önünde kalakalacağınız kadar ihtişamlıydı.. Zaten daha fotoğrafları görmeden kuratörü Thomas Weski tarafından yazılan tanıtımda bile duraklıyorsunuz: Hatta ben son paragrafı çok beğendiğim için fotoğraf çekme yasağını bile deldim. Tamam ayıp ettim ama o fotoğrafı çekmesem, asla "Gerçekliğin ancak biri onu yarattığında yakalanabileceğine inanan sanatçı, gerçekliğin belgesi gibi görünenin, aslında gerçeklik görünüşü taşıyan bir kurmacadan ibaret olduğunun altını çiziyor" lafını hatırlamayacaktım.


Andreas Gursky fotoğraflarına bakarken, sergiyi kesin görmeli dediğim ve 26 Ağustos'a kadar Istanbul'a gelme şansı olmayan çok sevdiğim bir iki kişi için de resim çekmek istedim ancak bu konuda çok ileri gitmedim ama sergideki favorilerim olmasa da bazı fotografları internette buldum. Göz atmak için bir tık yeterli..

Andreas Gursky sergisi biter bitmez ayaklarınızın sizi götürdüğü ikinci fotoğraf sergisi de Ahmet Polat'a aitti.. Gursky'den sonra fazla gerçekci geliyordu insana ama son derece etkileyiciydi. Yakaladığı yüzler, ifadeler çok başarılıydı. Davetlerde yakaladığı değişik ifadelerden, deprem döneminde çektiği duyguları karışık bakışlara kadar değişik bir yelpazede fotoğrafları vardı..

Düşleri Düşlemek Video Programları da oldukça değişik kurgulu ve "ne yaratıcı insanlar" dedirten türdendi ama ilk iki sergi yanında favorilerim içine giremedi.

Blogger'ın Notu: Bu post'ta bahsettiğim tüm sergiler 26 Ağustos'da bittiği için herhangi biri ilginizi çekiyorsa, bu hafta gitmelisiniz.