16 July 2014
10 July 2014
Balta Döner, Sap Döner
Sersemlemis beyin, olaylari bir araya getiremiyor ; ciglik atmak istiyor sesi cikmiyor ; eski dosttan dusman olmaz diye feryatlar ediyor ama kalp o arada bagimsizligini ilan etmis, bayragini dalgalandiriyor.
Sonra bir bakmissin, egriye dogru demissin, iki kere ikiye bes, olmaza olur, ota gulmussun, cicege sevinmissin, sarkiya aglamissin, arkadasini darlamissin, isi boslamissin...
Neyse ki, beyin vazgecen, yere yigilinca oyundan cekilen bir organ degil... Ne kadar sert vurursan vur, bir yolunu bulup yonetimi geri ele geciriyor, hadi onu beceremediyse ic savas cikartiyor.
Bu ic savastan kimi zaman karsimizdakine kizgin ve kalbimiz kirik ayriliyoruz ya, aslinda hoslandigimiz insan degil, beynimiz kalbimizi kiriyor. Daha onceki darbenin intikamini isler sogumusken aliyor.
O yuzden, siz siz olun birinden hoslaninca beyninize sopa ile vurmayin. "Balta döner, sap döner, gün gelir hesap döner" sozunde megerse bunu demek istemisler...
Gönderen
Selin
0
yorum
13 April 2014
Kadin Erkek Iliskisi & Karin Egzersizi
Kadin erkek iliskilerini bazen karin egzersizine benzetiyorum.
Ayni harekette hareketsizce bekledigin icin kaslarin calisiyor; yoruluyorsun, karnin aciyor, 60 saniye bir an once bitsin istiyorsun. Iliskilerde de kimi zaman sadece durman ve hic bir sey yapmaman gerekiyor, ayni yorgunlugu, karin acisini, hareketsiz kalmaktan rahatsizligi hissediyorsun.
Tek suphem, karin egzersizinde oldugunu gibi ayni yerde durmanin iliskiye yarayip yaramadigi...
Yariyorsa, 24 saatlik 2 set yaptim. Azimliyim, Halle Berry gibi olmadan birakmam
Gönderen
Selin
0
yorum
07 April 2014
DNS Degistirebilen Agustos Bocegi
Gectigimiz senelerin -ozellikle son bir senenin- politik olaylari tarih kitaplarina nasil gececek cok merak ediyorum. Olanlari icindeki anlami ve hissi kaybetmeden tarihe dokebilmenin yolu yok bence. Okul kitaplari, tekrar tekrar secimleri kazanan AKP hukumeti ile Turkiye'de degisim basladi ; ulke laikligi ve demokrasiyi kaybetmenin ilk sinyallerini verdi mi diyecek mesela... O arada insanlarin nasil birlestigini, ayni zamanda kutuplastigini, vatandaslarin oylarina neler oldugunu anlatabilecek mi? Ya da zaten ulkenin geldigi nokta itibari ile bu bir zafer gibi mi aktarilacak? Gercekten tarih kitaplarina bu gunlerin nasil yansiyacagini hic goremiyorum.
Biz onlar konusulurken, o ara biz birimizle didisiyorduk, ayrica trafoya kedi kacmisti , butun ulke bununla ugrastik , sonra hep beraber DNS'i degistirmeyi ve VPN kullanmayi ogrendik, o yuzden bir kalem yenilik yapamadik diyecegiz. Tabi dunya bizi hakli gorup, ulkemize izin kagidi yazacak. Boylece dahil olamadigimiz herhangi bir gelismeden sorumlu olmayacagiz ama emin olun o gune gelince olmak isteyecegiz. Gelismeler bizde Avrupa Birligi etkisi yapacak. Bizi de alin diye tutturacagiz ama icini dolduracak donanimimiz olmayacak
O yuzden ulkenin gundemi bizi boylesine yutarken aslinda DNS degistirebilen Agustos bocegi olmaktan cok daha fazlasini basarmak zorundayiz. Mumkun olabilir mi bilmiyorum ama Pazartesi ise gidince, iki haber az okuyup kendi alanimizda ne yapabiliriz diye dusunsek sanki ulke icin daha faydali olur.
Oradan konusmasi kolay derseniz -muhtemelen- haklisiniz, sadece gordugumu ve kendi dusundugumu soyluyorum. Hak vermeme hakkina sahipsiniz ama bir yanda da yanlis anlasilmaya cok elverisli bir yazi, eger tepki duyduysaniz ikinci bir sans verip tekrar goz atarsaniz sevinirim.
Iyi Haftalar!
Gönderen
Selin
0
yorum
17 February 2014
Korkutma Bir Yonetim Bicimi
Medyada surekli basina bir felaket gelen insanlarin tradejisini izleyip kendimize korkudan kalkanlar oruyoruz, gunluk hayatimizi yasarken biri cantamizi calar mi, kafamiza silah dayar mi, cekip iki el ates eder mi, polis bizi iceri alir mi, ucagimiz duser mi, otobus duragimizda patlama olur mu, etek giyersek taciz edilir miyiz, evimizi, arabamizi sigortalatmazsak cok daha fazla para kaybeder miyiz, bulasik makinemize Calgon koymazsak makinemiz bozulur mu, yerleri camasir suyuyla silmezsek bebegimiz bir hastaliga kapilir mi gibi farkli korkularla dolu.
Hepsi olabilir... (Hele ki Turkiye'de yasiyorsaniz)
Sadece atladigimiz bir sey var, bunlarin olma olasiligi, olmama olasiligina gore cok daha dusuk. Her gun basina bir felaket gelmeden gununu tamamlayan bir suru insan olmasina ragmen, trajik olaylarin yaydigi kacinma duygusu ve olumlu olaylarin varligini unutmamiz dolayisiyla korkuya esir yasiyoruz ve hatta korku ile yonetiliyoruz.
Korku ile yonetmeyi yonetici adina cok guclu bir taktik olarak goruyorum. Istatistiksel bilgim yok ama gozlemlerime dayanarak yeterince korkutulan insanin fazla sorgulamadan istenilen hareketi yerine getirdigini dusunuyorum. Korktugumuz zaman normalde tepki verecegimiz olaylara tepki veremiyoruz. Kriz cikacagindan korkan calisan, is yerinde maas artisi olmadan uzerine eklenen ek gorevleri kabulleniyor ; yazdigi yazinin karakolda bitecegini dusunen siradan bir vatandas twitter denen "beladan" uzak duruyor ; meyve, sebze yemezse kanser olacagini dusunen insan sevmese de meyve, sebze yiyiyor; belli urunleri kullanmazsa kizlari etkileyemeceginden endiselenen erkek butcesinin uzerinde urunler aliyor; guzel gorunmezse sevilmeyecegini dusunen kizlar kendini ac birakiyor; en pahali urunu almazsa cocugunun cildini tahris edecegini dusunenen anne kredi kartini odeyemeyecek olsa da harcama yapiyor; cocugu olmazsa kocasini evde tutamayacagindan endiselenen es, henuz hazir olmasa cocuk yapiyor.
Korkuyu denklemden cikartirsak, kim hazir olmadan cocuk yapar; kredi kartini odeyemecegini bilerek alisveris eder; kendini ac birakir; butcesini sarsacak urunler alir; sevmedigi bir yiyecegi yer; herhangi bir seyi yazmaktan cekinir; maas artisi olmadan ek gorevi kabul eder. Bence hic birimiz durduk yere bu saydiklarimi herhangi bir korku barindirmasak yapmayiz.
Bu ufak orneklere bakarak kararlarimizin, yaptiklarimizin altinda ogretilmis korkular yattigini dusunmemi herhalde kimse yadirgamaz. Bunu daha da net gormek isterseniz , izledigimiz filmlere, reklamlara, haberlere bir de bu gozle bakarsaniz ne demek istedigim ve korkunun kararlarimizi guclu sekilde etkileyebilen bir yonetim bicimi oldugu anlayacaksiniz.
Sonra belki siz de benim gibi kendi korkularinizi kendiniz secmek isteyeceksiniz. Kolay gibi geliyor ama gerekli gereksiz biriktirdigimiz o kadar cok korku var ki, kullanmadigin kiyafetleri bir iki saatini ayirip dolaptan ayiklamaya benzemiyor. Her bir korkuyu ustune bir kere daha giyip , bunu bir yerde giymem gerekir mi, giymezsem ne olur, hayatimda ne kadar yer kapliyor diye uzerinde tek tek dusunmeyi gerektiriyor.
Ben hala korku dolabinin onunde ayiklama modundayim. Size de benimle ayni yerlerdeyseniz kolay gelsin, korkunun temizligi kolay bitmiyor...
Gönderen
Selin
0
yorum
13 December 2013
Ah be Yithsak

Seni kaybettigimize olan uzuntum, beraber gecirdigimiz zamanla ters orantili
Butun gun "ah be Yithsak" dedim.. Hasta olduguna inanmadigim gibi, seni kaybettigimize de inanmak istemedi bir yanim. Ilk yas tutamadim, daha cok hayal kirikligina ugradim, Sanki sen bir seyi yanlis yapmissin, ben de bu pozitif dusunce olayini basaramamisim...
Sanki hayat sen onu severken, arkandan is cevirdi...
"Runaway buddy" , Broome Bar... Hep hatirlayacagim...
Kendine bu sefer iyi bak...
Gönderen
Selin
0
yorum
10 December 2013
Hayat Hala Analog
Sanirim ilk dijital kameraya sahip oldugum zaman , hayata karsi sabirli olmanin gerekli oldugu fikrini yitirdim. Daha sahip oldugum ilk gun, "Naber analog, seni 36 poz beklememe gerek yok, dijital aninda goruntu" deyip nanik yapti bir tarafim hatta analog kamerayi hor gordu.
Hayatima diger giren e-posta, ICQ, MSN, cep telefonu, SMS, MMS,Yonja, Facebook, Skype, Twitter, Facetime gibi uygulamalar da bunlarin tuzu biberi oldu. Hayata karsi sabirli olmaya gerek yoktu. Ulkeler, zaman dilimleri, tanisikliklar, arkadasliklar, ogrenmek, paylasmak sen istedigin anda, senin oldugun yerde oluveren seylere donustu. Acikcasi sevdigi bir suru insandan uzakta olan bir insan olarak durumdan son derece keyif aldim. Uzakta olmak boyle cekilir hale geldi ve kendimi hep degisime sahit olan sansli bir jenerasyon olarak gordum.
Bunu ama aslinda analog kamera, mektup, posta gibisi yok, nerede eski gunlere baglamayacagim korkmayin. Bugun geldigim noktada hala her birini kullaniyor olmaktan cok mutluyum, hatta her yeni cikan uygulamada heyecanlaniyorum. Icten ice hayatimiza daha neler gelecek acaba diye tahmin yurutmekten kendimi alamiyorum.
Sikayetim daha yeni kaybettigimi fark ettigim sabretme fikri uzerine. Dunya teknolojiklestikce, hayatimin da "user friendly" bir arayuzden, sonraki butonuna basip onaylandigim zaman ilerleyecegini sanmaya basladim. Oysa ki, hayatin buyuk bir kismi hala el emegi mantigiyla calisiyor ve o hizda da ilerliyor. Iki ilmek atiyorsun, iki sira oruyorsun bazen bakiyorsun olmuyor, bir daha basliyorsun, bu sefer on ilmek atiyorsun, bir ters bir duz oruyorsun, belki tam istedigin olmuyor ama yine de olani kabul ediyorsun veya sokup bir daha basliyorsun. Bazen tum malzemeyi tencereye koyuyorsun, illa iki saat atesle kaldiktan sonra yenilebilir hale geliyor.
Diyecegim, hayatin bir deneme yanilma, ogrenme ve pisme suresi var ama biz bunun gerektirdigi sabri gostermeyi artik gerekli gormuyoruz. Sorun su ki, gerekli gormemiz , gerekmedigi anlamina gelmiyor. Hayati hala en az iki saat ocakta pisirmemiz, on degil belki yuz ilmegi bir ters bir duz ormemiz gerekiyor fakat artik bunu yapmamiz gerektiginde isyan ediyoruz, hayat bize kotu davraniyor saniyoruz. Aslinda yaniliyoruz cunku hayat hala analog, dijitallesen sadece bizleriz ve sabretme fikrinden yoksun ve emek harcamaktan biraz aciziz...
Gönderen
Selin
4
yorum
09 December 2013
Amerikan Konsolosluguna
Turkiye'ye geldigimde , Amerika konsolosluguna yaptigim gunibirlik ziyaret sonrasinda kendilerine iki cift lafim var:
Gönderen
Selin
0
yorum
21 November 2013
Beyin Ici Siddet
Bugun fark ettim ki, aslinda mutlu olmak,yaptiklarinla degil yapabileceklerinin olasilik dahilinde olmasi ile alakali...
Mevcut olasiliklar, isler, insanlar hayatindan cikinca, aslinda ilerde karsina cikabilecek firsatlari da kaybettin zannedip, hayal gucunu baltaladigin icin mutsuz oluyorsun. AMA bugun bu bilge yaziyi yazmamin sebebi hayal gucume karsi mutlu yenilgimi kutlamak. Iki gun once bir firsati kacirdigimi dusundugum sirada, baska bir firsat cikar , cikmaz diye kendimle tartisirken hayal gucu kafama vurup "her sey cok guzel olacak" diyip beni susturdu, "hayir olmayacak, o firsati kacirdim" demeye calisirken cumlemi tamamlayamadan karnima tekme atti, yigildim kaldim.Yerde debelenirken, hayal gucum beynimi ele gecirdi, her seyin cok guzel olacagina icerideki herkesi inandirdi. Su anda topluca sefil olacagimiza, bir senliktir gidiyor. Hani o esnada beni ararsaniz bulamayacaksiniz. Artik hayal gucume not birakin, iletirse size geri donerim.
Gönderen
Selin
0
yorum
17 November 2013
Kendine Ait Olmayan Gucun Ozguveni
Politikaci eslerinin bir cogunun gozunde hoslanmadigim bir isik ve ortak enerji var, televizyonda kendileri ile goz goze gelirken icten ice rahatsiz olusum, aslinda arkada calisan bir analiz sureci baslatmis olacak ki, dun televizyonda Obama'nin konusmasini dinlerken bir anda aydinlandim.

Bu bayanlar, kendilerine ait olmayan bir gucun ozguvenini yasiyorlar. O yuzden kocalarinin ifadesindeki yorgunlugun aksine, kendilerini sansli hissetmenin verdigi enerji ve yuzlerinde emek harcanmadan edinilmis basarinin yarattigi piyango kazanmis etkisi var. Bu Michelle'de de var, Emine'de de.. Yani tahminimce ulke bagimsiz bir durum.
Olur da hic bir bilimsel ve akademik degeri olmayan bu durumu ve yazdiklarimi sorgularsaniz. aktif siyaset yapan bir iki kadini kontrol grubu olarak kullanmanizi oneririm. Mesela Hillary Clinton, Emine Tarhan..
Ayrica simdiden soyleyeyim, sosyolog filan degilim. Yazdiklarimin hic bir kaynagi yok. Oyle aklima geldi yazdim, yani politikaci esiyseniz ve okuyorsaniz cok umursamayin. Michelle pek takmaz ama Emine gonul koyarsa diye aciklamak istedim.
Gönderen
Selin
0
yorum
22 October 2013
Tek Tek Gelin... Sevgiler, New York
New York'ta gercek ustu bir hafta gecirdik. Biz Turkiye'ye gitmedik, Turkiye ayagimiza geldi.
Gönderen
Selin
0
yorum
09 August 2013
Monkey Town 3
Bir bilge kisi hayat ne istersen sana onu veriyor temali bir cumle kurmussa, kendisine katiliyorum. Tam bu New York beni hic sasirtmiyor artik ama ben hala sasirmak istiyorum dedim ve sasirdim.
Gönderen
Selin
0
yorum
29 May 2013
Karl
Gönderen
Selin
0
yorum
18 April 2013
Laf Olsun Diye
Bu büyümek acaip bir sey.. Anladigim kadariyla laf olsun diye herhangi bir sey yapamiyorsun...
Laf olsun diye bir şöyle çıkıp gezeyim bile desen, yaşın, aklın kapının önüne geçip ölümü çiğnemen lazim diye karşında dikiliyor.
Hadi çiğneyip gecsen, insan cignedigi yasin altina dusmuyor hatta sanki laf olsun diye yaptiklarin hayat hanesine +1 ekliyor.
Bu arti birler birikmesin diye o her seye bir deney, deneyim olarak baktigin “laf olsun” diye yasadigin gunleri geride birakiyorsun.Muzigi, mekani etrafindaki insanlari degistirdik ne oldu diye test etmek yerine, kontrol grubu olmayi tercih ediyorsun.
Bunu neden yaziyorum? Kendimi test etmek istedim bugun ve yaşım, aklım kapının önüne geçip “ölümü çiğnemen lazim” dedi. Ilk defa kendisinden bu kadar siddetli bir tepki gordum, saskinim, paylasmak istedim.
Gönderen
Selin
2
yorum
23 January 2013
Eski & Yeni + Guven + Galatasaray Universitesi
Yeni beni heyecanlandirsa da, eski beni hep guvende hissettirir. Eski dostlar, eski iliskiler, eski mahalleler, eski binalar, eski evler, eski kiyafetler, eski sarkilar hizli akan ve surekli degisen hayatta -degismedigi icin- dinlenmemi saglar. Tekrar kesfe gerek yoktur, paylasilmisligi, yasanilmisligi vardir. Yanindayken konusmak, melodisini ogrenmek durumunda, tuvalet neredeydi diye sormak veya ustune ne giysen diye dusunmek zorunda kalmazsin. Eski orada durdugu icin, konforlu hissettirdigi ve iyi bir opsiyon oldugu icin yeniyi kesfe cikmaya guc bulursun genelde...
Oysa her Turkiye'ye geldigimde (ki en az alti ayda bir geliyorum) biraz daha guvensiz hissediyorum kendimi. Eski yikiliyor, uzerine yenisi yapiliyor. Sehrin kismen yeni Etiler'inde surekli adi ve dekorasyonu degisen mekanlari saymiyorum bile. Yillarin Inci Pastahesi yikiliyor, Emek sinemasi yerine AVM yapilmasi tartisiliyor, Taksim meydanina yeni projeler getiriliyor, Kuleli Askeri Lisesi hotel oluyor, aile evimizin oldugu apartmanin oy coklugu ile tekrar insaa edilmesine karar veriliyor, milli bayramlarin kutlanisi degisiyor....
Bu degisime -kismen daha az- maruz kalan bir insan olarak bile kendimi huzursuz hissediyorum. Altimdan oturdugum koltugu, giydigim kiyafeti, kullandigim arabayi "artik eskidi bu" diye alacaklar gibi geliyor.
Dersi hala almadiysaniz ben notlarimi paylasayim: Gelismekte olmak, eskiyi yok saymak veya ona ragbet etmemek degil; onu korumak, var oldugu icin yeniyi ogrenecek, yaratacak gucu kendinde bulmak..
Sozlusu yok, tek sinav yazili... Suraya bagista bulunursaniz belki kanaat notundan geceriz...
Gönderen
Selin
2
yorum
31 December 2012
Sevgili 2012
Sevgili 2012,
Biliyorsun geçen sene İstanbul'da tanıştık, ertesi gün beraber New York'a uçtuk, bir yıl boyunca iyi & kötü zaman geçirdik ve yarın ayrılacağız. Pek kolay bağlanamayan ben, ilişkimizin raf ömrü olduğunu bilsem de sanırım sana biraz bağlandım. (Ya da sadece bitişlerden hoşlanmıyorum, bknz gecen seneye )
Neyse lafı uzatmayacağım, ikimizde 24 saatten az vaktimiz kaldığını biliyoruz. Hırçın bir ayrılığa veya duygusal lala'lara bağlamaya pek gerek yok. Hatta gelenek direkt ayrılığı kutlama üzerine. O yüzden yarın Selin'i dışarıda başkasıyla gördük diye kulağına gelirse şaşırma. Miladı takvimin çöpçatanlığı dolayısıyla 2013'le zaten bir süredir mesajlaşıyoruz. Aramızda resmi bir şey yok ama neler istiyorum biraz bahsettim, fazla tepki vermedi.
Kendisi çöpçatanlığın yarattığı mecburi tanışma fikrinden olsa gerek henüz biraz donuk, analitik ve heyecansız. Belki de birbirimizi fazla tanımanın verdiği elini kolunu nereye koyacağını bilememe durumlarını yaşıyor. Ben ise sayende, kendimle mutlu olmayı, varsaymamayı, önüme geldikçe yaşamayı öğrendim. O yüzden de onun heyecansızlığını çok umursamıyorum, biliyorum ki ben mutluyken o da mutlu olacak.
Ayrıca bu ayrılığı fazla sorgulama, diğer ayrılıklardan farklı olarak sorun ne sende, ne de bende.. Sorun miladı takvimde. Seni özleyeceğim, bir iki kadeh içince arada mesaj da atarım.
Kendine iyi bak
Selin
Gönderen
Selin
0
yorum
13 November 2012
Demedi Demeyin... Gelecek Calisma Duzeni
"Demedi demeyin... Suraya yaziyorum" serisinin ucuncu yazisi yil sonunda sadece bir kere, sonraki senenin hedeflerini belirlemek icin yapilan toplantida olusuverdi. Toplantiya calistigim ajanstaki ekip, marka yoneticileri, kreatif ajans, teknoloji ekipleri , tedarikciler ve hatta hukuk departmaniyla calisan marka temsilcileri katildi. Bu uc gun boyunca, bilgi akisi ve islerin cozulme hizina sahit oldugum icin ilerleyen donemlerde ofis konseptinin, calisma seklinin ve ayni zamanda ofis mimarisinin degisecegine dair bir fikre kapildim.
Bence o noktaya geldigimizde, isleri proje gruplari olarak ele almaya baslayacagiz. Herkes kendi ofisinde baska isleri yapan insanlarla beraber oturmak yerine, farkli sirketlerden ayni isi yapan insanlar bir arada calisiyor olacak. Is iliskiler bu kadar birbirine gecik hale geldigi icin, sirket isbirlikleri, ise alimlar cok daha itinayla secilecek ve uzun sureli olacak ; sirketler musterileri ile bulusmak yerine, calisanlari ile bulusup bilgi alisverisinde bulunacak ; sirketler arasindaki mahremiyeti korumak icin mimari gereksinimler ortaya cikacak.
Hani bu degisimi ben gorurmuyum bilmem ama demedi demeyin... Suraya yaziyorum...
Gönderen
Selin
0
yorum
04 November 2012
Mükemmel
Her seyin mükemmel olmasi gayretinden kurtulunca , her sey daha mükemmel oluyor cunku geriye sadece samimi istediklerin kaliyor. Basarmak istedigin kadar; paylasmak istedigin kadar; aglamak veya gulmek istedigin kadar ; yemek, icmek istedigin kadar.
Kurulu mükemmellik tanimlarinda egriti hissetmek yerine, kendi taniminda konforlu hissediyorsun ve konforlu hissetmek icin kafani kuma gommuyorsun. Sadece tanimlanani gerceklestirme cabasindan kurtulup, kalbinden geceni hakkiyla hayata gecirme konusuna mukemmellesiyorsun...
Gönderen
Selin
0
yorum
11 September 2012
Suraya Yaziyorum: Mobil Gelecek
Benim deginmek istedigim nokta bambaska: Bu degisim tuketiciden kabul gordukce, telefon ureticileri daha kolay internet baglantisi saglayacak telefonlar uretmeye, daha hizli islemciler kullanmaya basladi. Operatorler artik internet erisiminin ve hizinin bir satinalma kriter olmasi dolayisiyla urunlerini bu yonde gelistirdi ve bunun reklamini yapmaya basladi ancak su anki mobil iletisim dunyasinin iki guclu oyuncusu -yani- telefon ureticisi ve operator -bence- yakin zamanda - 3 ile 5 yil arasinda- guc kaybetmeye baslayacaklar. Nedenlerini anlatabilmek icin once alt alta bir kac sey yazacagim
- Akilli telefon
- Kablosuz intenet erisimi
- Internet uzerinde aninda mesajlasma/
telefon ve video konusmasi saglayan uygulamalar.. (Whatsapp, Skype,
Viber, Tango... vb gibi)
- Gelecekte yasadigimiz sehri kablosuz internet baglantisi ile donatacak yeni sirketler olacak ve/veya bu buyuk sirketler sehirde kablosuz internet baglantisi saglama isine soyunacak.
- Telefonun donanimi yerine kullanabildigi yazilim satinalma kriteri haline gelecek.
- Mobil uygulamalar yeni telko krali haline gelecek. Telefon ureticileri ve yazilim saglayicilar ; uygulamalari kendi isletim sisteminde oncelikli
yazilmasi icin gayret gosterecek, (Su anda tipik olarak gordugumuz, her
yazilimin ilk iPhone IOS icin yazilmasiyla mucadele baslayacak)
- Mobil uygulamalari kendi isletim sistemlerine
"exclusive" kullanma hakki almaya calisiyor olacak, Mesela
“Shazam” sadece IOS’da calisacak gibi.
- Sirket evliliklerinde alisilmadik
kombinasyonlar eklenecek. Mesela AT&T / Vodafone / Turkcell gibi operatorler, Whatsapp gibi ufak yazilim sirketlerini satin alacaklar.
- Kucuk capli mobil uygulama gelistiren sirketleri bir cati altinda toplayacak mobil uygulama ajanslari olusacak ve bunlar telekomunikasyon pazarinin yeni gucleri haline gelecek.
Gönderen
Selin
4
yorum
08 September 2012
Madonna ve Gelecege Notum
Dun hayatimin ilk Madonna konserine gittim. Konserini begenmedim dersen tas olursun dedi icimdeki ses o yuzden konuyu tekrar gozden gecirmek durumunda kaldim.
Hakikaten Madonna konserinden de pek keyif almadiysan, Mars'da bir konsere gitmek mumkun oldugunda onu denemek lazim artik.. Muzikse muzik, sahneyse sahne, gorsel efektse gorsel efekt, danssa dans. Madonna'nin sarki soyleyerek sahnede yaptigi hareketi ben sarki soylemeden yapamam. Kesinlikle cok calisilmis, her sey cok ciddiye alinmis, cani gonulden takdir ediyorum, etmiyorum diyemem. ( Hatta hic bir uzun suren basari tesadufen olmuyor diye dusundum izlerken )
Amaaaa takdir etmek , eglenmek degil. Cidden eglenemedim ama tas olurum diye bunu boyle soylemeden iki kere daha dusundum, Neyse vardigim sonuc su ki ; konser konseptinde yapilan herhangi bir aktivitede benim eglenmemin son derece zor oldugu. Bunu da yazma sebebim, bundan sonraki konsere gitme ihtimallerinde ayni hatalari yapmamak icin kendime yazili bir notum olmasi
Sevgili Selin,
- Eger konsere "family & friends" kategorisinde davetli degilsen bir daha gitme. (Bu resimde, sahnenin gobegi olan o ucgen alana denk geliyor)
- Konsere gitmeden once yemek yiyememissen ve konser alaninda bir seyler yemegi planliyorsan yanlis yoldasin. Disarida ye sonra konsere git.
- Konserlere kesinlikle gec kalabilirsin, en az bir saat gecikmeden sakin gitme
- Bu yukaridaki saydigim uc kosul olmasina ragmen , konser stadyum'daysa yine de bes on kere daha dusun. O alani konser icin yapmamislar ; bayramlarda camiye sigmadigi icin sokakta namaz kilinmasi gibi bir sey. Olayin buyusu cevre kosullarindan oturu bastan kacmis durumda.
- Her seye ragmen yine de gidiyorsan, dikkatli giyin. Kacis planlarin kiyafet engeline takilmasin
Gönderen
Selin
0
yorum






