20 May 2010

Sweat Shop Paris


Bir kaç gün önce, keşke dikiş dikebilseydim dememin arkasından, Sprinwise'da, Paris'te Singer'in sponsor olduğu dikiş dikilen bir cafe'nin açıldığı haberini görünce tam onikiden vuruldum.. Keşke orada olsam ya da cafe burada olsa; fırsat buldukça gitsem, keyifli bir şekilde öğrensem , ilk diksem sonra giysem... Lalalaaaaa

15 May 2010

Artshow 2010

Beşiktaş Belediyesi tarafından beş senedir düzenlenen Art Show'dan evimin dibinde olmasına rağmen bu sene ilk defa haberim oldu. Hadi o benim kabahatim olsun ama içerinin boşuğunu da medyaya yüklemeden edemeyeceğim keza kendileri neyi bağırsalar popüler oluyor. O yüzden bir önceki yazımda bahsettiğim Erdem Moralıoğlu'nun ve Artshow'un bilinmemesini tamamen onlara yüklemekte haklıyım..





Neyse sosyal yakarışlarımı geçersek, sergide gayet keyifli eserler olduğunu söyleyebilirim. Şahin Paksoy'un seramiklerine bakarken, karşımda tutkuyla dans eden tombiş bir çift buldum; Ali Alışır'ın fotoğraflarındaki gencecik vücuttaki yaşlı surat, asab bozucu olacak kadar gerçek gibiydi. Funda İyce Tuncel renk sevdama cevap verecek eserlerle katılmıştı ve ayrıca kendinin Ankara'lı olduğunu öğrenip içten içe -sanırım kendime pay biçip- gurur duydum


Sergi 16 Mayıs'a -yani yarına- kadar devam ediyor.. Fırsatı olanlara Akatlar MKM'e gidip gözatmalarını tavsiye ederim

14 May 2010

Erdem Moralıoğlu


Bu ay kendime bir kıyak yapıp yabancı moda dergileri aldım, aslında amacım resimlere bakıp saçımı nasıl kestireyim diye ilham almaktı.. Bir ilham alamadım ama Erdem Moralıoğlu ile tek taraflı olarak tanışmış oldum. Ingiliz Vogue'da okumaya başladığım Ingiliz modasını kim belirliyor diye başlayan yazının ilk röportajı Erdem: British Fashion Counsel /Vogue Fashion Fund Award Winner yazısı ile Erdem'e ilk merhabayı demiş oldum..


Erdem Moralıoğlu ilk moda kez Londra moda haftasına 2005 yılında katılmış; son kazandığı ödüle adayken jurinin karşına sadece bir koleksiyon değil, aynı zamanda markası ile ilgili bir iş planı ile çıkmış. Zaten Cnn'den öğrendiğime göre de kazandığı ödülü, markasının dünya açılması için kullanacakmış. Genelde ipek ve yün ağırlıklı çalışır ve aynı zamanda dijitalleştirilmiş çiçek desenlerinden faylanırmış..


Magazin programı benzeri -mış muş müş diye giden cümlelerim kendinden daha önce habersiz olmamdan kaynaklansa da, bundan sonra gözümün üzerinde olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim sanırım.

26 April 2010

f8: Facebook


Facebook 21 Nisan'da f8 ile, seni anlayan web deneyimi diye tabir edeceğim web 3.0'a attığı adımı herkese açıklamış oldu. Lanse ettiği yeni open graph ve plug-in 'lerle ilk defa Facebook dışına da taşarak , internetteki her tür deneyimi basitce, anında sosyalleştirilebilir ve kişiselleştirilebilir hale getirme fırsatını ortaya çıkardı.


Web 3.0'ın seni anlama fikrini genel olarak sevmiş olsam da, bugüne kadar "öyle olmaz" hissiyatı ile pek de olabileceğine inanmamıştım. Bugün f8 video'sunu izlerken, Facebook'un yanında duran Microsoft, CNN, Yelp gibi devlerle ilk defa bu deneyime çok yakınlaştığımızı düşündüm ve izlerken televizyonun icat edilişinin açıklandığı ana şahit oluyormuşcasına önemli bir anı yaşadığımı hissedip, heyecanlandım.. O yüzden daha fazla anlatmayayım, sizde Mark Zuckerberg ve Bret Taylor'ın ağzından video'yu izleyip, benimle aynı heyecanı paylaşın..
İyi seyirler!

Anjelique Açıldı = Yaz Geldi


Baharın gelişi ilk cemre düştüğü zamana, yazın gelişi Anjelique açıldığı zamana denk geliyor bu Istanbul'da... Bu senede kaide değişmedi sanırım, 22 Nisan'da erkenden açılan Anjelique, arkasından muhteşem bir havayla girdiğimiz 23 Nisan tatili "Tamam yaz geldi" dedirtti...

22 March 2010

Blippy


Yeni keşfim Blippy'i ile huzurlarınızdayım.. Amerika'da açılalı 2 ay olmuş site ve 50mio dolarlık satınalma teklifi dolayısıyla haber oluşuyla gündemime düştü.. Kendisi bana göre twitter'ın ne satınaldığını paylaştığın versiyonu.. Ben pek faydalanabilirmişim gibi hissetmedim ama nadiren "selin" kullanıcı adını alabbildiğim sitelerden biri olması dolayısıyla paylaşıyorum:)

16 March 2010

Need $ for Alcohol Research





Bunu yolda görmüş, çok gülmüştüm... Bilgisayarda bir sey ararken tesadüfen karşıma çıktı tekrar.. En azında dürüst, komik ve samimi bir dilenme yöntemi

14 March 2010

Picnik


Google'ın Picnik'i almış olmasıyla bir göz atmış ama fazla kurcalamamıştım. Bugün ilk defa bazı fotoğrafların üzerindeki oynamaları Picnik'te yaptım. Gördüğüm en iyi fotoğraf uyarlama sitesi olduğunu söyleyebilirim.. Fotoğrafın küçültülmesinden, renklerlendirilmesine, gece görüntüsünden 60'lar hissiyatına kadar yaratılabilen farklı etkilerden, çerçevelendirilip Facebook, Twitter hesaplarından paylaşılmasına kadar her özellik son derece kolay kullanılacak şekilde paketlenmiş.

Genel olarak online uygulamalara para ödememe isteğime karşın, Picnik'te Premium üye olmam an meselesi..

06 March 2010

Bang & Olufsen

Dün Akbank Private Banking'in katkılarıyla hazırlanan, Sapphire Istanbul 54. katta Bang and Olufsen "deneyim gecesi" denebilecek bir organizasyon vardı



Müzik, ses ve ev eğlence sistemlerine olan ilgisizliğim dolayısıyla -açıkcası- Dünya'nın ve Bang and Olufsen'in en büyük plazma ekranını görmek dışında bir beklentim yoktu.. Taaa ki, ışıklar karartılıp Andrea Bocelli'den Con te Partiro sesleri yükselene kadar... Ses ve görüntü o kadar gerçekti ki, kendimi konserde zannedip şarkı bitince bir anda alkışladım. Ardından ses sistemi Kerem Gürsev ve adını bilmediğim ama müziğini sevdiğim Dj ile de test edildikten sonra deneyim turu tamamlandı

Evde azıcık daha fazla vakit geçirsem kesinlikle evimde olmasını istediğim bir deneyim olurdu... Evde "azıcık" vakit geçirmeyenlere duyurulur

05 March 2010

Chat Roulette

Bu aralar yeni yeni karşıma çıkan Chat Roulette'e bir göz atmak istedim bu akşam, "ne çıkarsa bahtima" fikrinin bu kadar ivme kazanmasının arkadasında ne olduğunu anlama güdüsü dışında, karşılaşılan ilginç karakterlerden birine "belki" rastlama fikri de ayrıca meraklandırdı.. Merak da kediyi öldürdü mü? Hayır! Çünkü ortada kamera yoktu , kamera olmayınca Chat Roulette de olmuyordu..

Neyse araştırmalara devam edildi. Neredeyse belgesel kıvamında bu video bulundu..



Denerseniz deneyimlerinizi paylaşın, merak içindeyim..

01 March 2010

Soli Tantuni


Hayatımın hiç bir döneminde iştahlı bir insan olamadım... Küçükken yapılmasını istediğim tüm isteklerin ön şartı, sütünü içersen (ıykk hala yazarken için kalkıyor), yemeğini yersen, etlerini bitirirsen; gidebilirsin, oynayabilirsin şeklindeydi...


Bu durum ilerleyen yıllarda da pek bir değişiklik göstermedi. Yemek yememek için acıkmamayı -inanmayarak da olsa- dilediğim, yemek yerine geçecek hapların çıkarılması istediğim kendi çapımda iç ayaklanmalarım oldu...


Bu iç ayaklanmalarının tersi bir hamle ile bu haftasonu canım tantuni istedi.. Hah dedim daha yeni Etiler'de güzel bir yer olduğunu söylemişlerdi. En iyisi ben bir onları arayıp, hazırlatıyım geçerken de alır arkadaşıma giderim... amaaaa ne mümkünnn... Soli Tantuni'nin telefonunu bulan cennetlik...


Aslında bu "Dünya bir toz bulutuydu" kıvamında giriş yaptığım yazının temel amacı: Soli Tantuni'nin telefon numarasını yazıp, benden sonraki iştahlı veya iştahsız jenerasyonların erişebilmesini sağlamaktı ama konunun genel hatlarını çizene kadar 4 paragraf geçti.. Neyse daha fazla amaçtan sapmadan söylüyorum:

Soli Tantuni: 0212-3521133
Gayet de güzel, afiyetle yiyiniz:)

28 February 2010

Velev ki ciddiyim!


Gülse Birsel'in bu son kitabını okurken, sık aralıklarla kahkaha attım. Detaycı, aslında kendine göre kuralcı ve komik..

Ben olsam bahsederken homur homur yazacağım konuları,bu kadar komik bir hale getirip paketlemesine hayran kaldım...

27 February 2010

Ne ekersen onu biçiyordun hani...


Bu resimde gördüğünüz orkide, gecen sene Mayıs ayından beri ne ekiliyor, ne biçiliyor, akla geldikce su bardağının dibinde kalan su ile besleniyor.. Ölüp ölmediğine dair bir ipucu olmadığı için fişi çekilemeyen çiçek, geçen hafta itibariyle ölmedim ayaktayım sinyalleri ile tomurcuk verdikten sonra bir kaç gün önce de mutluluğunu ve bağımsızlığını ilan etti.

Hani bu çiçekler konuştuğunu anlarmış ya, -kendi kendime çiçekle konuşmak yine de garip geldiği için- belki yazılan post'u da anlar diyerek; onu, hayatın zor şartları altında bile çıkış yolu bulabildiği ve mutlu olabildiği için tebrik etme gereği duydum.. Tebrikler çiçek!

13 February 2010

Hakkasan Wanna olmuş..


Yerine 11.11'in açılmasıyla ortadan kaybolan Wanna'nın , dün Hakkasan'ın yerinde tekrar açılarak Kanyon'da hayatına devam edeceğini öğrendim..

İç dekorasyon her ne kadar değişmiş denilse de, eski halinden pek farklı değil. Farklı olan tek şey, ilerleyen saatlerde eski Wanna müziğini ve ortamını bulabiliyor olmak...

Ara ara gidilesi, eğlenilesi bir mekan..

08 February 2010

Çanta olsam kadın çantası olmak istemezdim...


Kadın çantasının, markasından, tarzından kim olduğu bellidir, görülür görülmez etiketlenir.. Kimse acaba içinden tırnak makası çıkar mı diye düşünmez ilk bakışta... Özel bir durumun peşinde olanlar merak eder ancak çantanın içindekileri.. Başı ağrıyordur, o koca çantada acaba bir Appranax bulunur mudur... Sahibine göre içinde her şey bulunabilir, ince bir olasılk hatta permütasyon, kombinasyon hesabı ile hazırlanmıştır.

Erkek çantaları daha nettir, içinde evrak mı, laptop mu vardır ya da kendisi seyahatte midir ilk bakışta bellidir.. İçindekiler konuşur, şekli şemali sadece içindekilerle ilgili fikir verir.. Sahibine göre değişse de, büyük süprizlere gebe değildir, basit bir arz-talep hesabıyla hazırlanmıştır.

Kadın çantasının ağzı açıldı mı kişiliği düşer yere; kitap, ruj, ilaç, bilet, mendil, Orkid, kalem, takı, toka, cetvel, defter, krem, şemsiye.. Lazım olacak ve lazım olabilecek şeyler dökülür içinden

Erkek çantasının ağzı açıldı mı gündemi düşer sadece, o günün ihtiyaçlarından daha fazlasını taşımaz yanında

O yüzden çanta olsam, kadın çantası olmak istemezdim.. Hayatın sadece beklediklerini taşımak varken, olasılıklarını yüklenmeye ne gerek var

02 February 2010

Ardan Özmenoğlu


Ardan Özmenoğlu'nun bu haftasonu Süzer Plaza'daki sergisine gittim.. Yaptığı işler gerçekten muhteşemdi.. Sergi bu Pazar bitti ama baska zaman, baska bir yerde mutlaka tekrar olacaktır. Zamanı gelince mutlaka uğrayın, o zamana kadar da websitesine mutlaka göz atın derim..

24 January 2010

Çin'de...

Google'ın sansür konusunda sorun yaşadığı Çin'de yaptığı, pazarı terk edebileceği açıklaması üzerine..

17 January 2010

Lumosity


Lumosity beyin jimnastiği ve eğitimi için açılmış bir site.. Aynı zamanda içinde yer alan test'ler ve oyunlar dolayısıyla da oldukça eğlenceli bence.. Dikkat Bozukluğu (ADD) , unutkanlık gibi hemen hemen herkese sıçramış beyin sorunlarına yönelik de ayrı eğitim kategorileri var.. Kelimelerle oynanan bazı test'lerin Ingilizce olması dolayısıyla, sonuçların yanıltıcı olduğunu düşünüyorum ama kelime oyunları içermeyen başka bir sürü test de mevcut. Özetle keyifli , eğlenceli ve faydalı bir site...

13 December 2009

Noel Baba Terapide



Moschino, New York

Luxinabox.com


Lüks ürün kiralaması, ne zaman kim yapacak diye beklediğim servislerden biriydi ve Luxinabox.com çanta koleksiyonu ile kiralık çanta sunmaya başlamış görünüyor.

Balenciaga, Bottega Veneta, Burberry, Celine, Chanel, Chloe, Christian Dior, Devi Kroell, Dolce & Gabbana, Escada, Fendi, Ferragamo, Gucci, Hermes, Jimmy Choo, Judith Leiber, Louis Vuitton, Marc Jacobs, Oscar De Le Renta, Prada, Roger Vivier, Sergio Rossi, Tod's, VBH, Yves Saint Laurent çantalar şu anda Luxinabox'da bulunan markalar. Bundan sonra sanırım takı kiralama ile servisi geliştirecekler.

Sitenin tasarımı ve kullanım rahatlığını da ayrıca alkışlıyorum. Sade ve kolay olmuş. Fiyatlara gelince, benim aklımdaki bir gecelik kiralama fiyatlarından yukarıda ama koleksiyon çok zengin.. İhtiyacı olanın kıyafetine uygun çanta bulamadan siteden çıkacağını sanmam..

12 December 2009

Yaratıcı 2010 Takvimleri

En çok beğendiğimden başlayarak sıralıyorum:

Bubble Calendar: Çekirdek etkili -başlayınca duramadığın- adını bilmediğim malzemeden yapılmış patlatmalı takvim. Bayıldım




Puzzle Calendar: Uğraşması zor ama bakışmasının zevkli olacağına eminim



Flip Book: İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış 30 saniyede yaşanmaktadır



Melissa Design: Nesini beğendim ben de bilmiyorum ama bir nedenle yakaladı beni



Mynoneba: Astroloji haritası görünümü ile kuşbakışı 2010

Sağ Beyinli, Sol Beyinli, Her İkisili ?


"Beyninin ne tarafını kullanıyorsun?" haberler, testler gazetelerde uzunca bir süre gündemi kaplamıştı ama sizlere anına beynin hangi tarafını kullandığınıza görebileceğiniz bir eğlencelik...

Resmini gördüğünüz kızcağızın, tıkladıktan sonra saat yönüne mi yoksa tersine mi döndüğüne bakın.. Gördüğünüz yönün tersini görebiliyor musunuz diye de sağlamasını yapın

İlk sağ görüp, 5 saniye sonra sola döndüğünü gördüm.. Her ikisili miyim yoksa yoğun iş haftasında sol beyni cok çalıştırdım, sağın koştuğunu görünce önüne mi geçmek istedi tam çözemedim. Uzun lafın kısası bakın işte sağ beyinli, sol Beyinli, her ikisili misiniz?

Ayrıca önemli not: Sevgili Pınar Süt, bence Beyin'i bu sene böyle bir test kurgulayarak kullan... Ne tarafa doğru görüyorsan da, Okan Bayülgen'in sesinden sana kim olduğunu anlatsın...
Uygulanırsa telifini isterim:)

08 December 2009

Temel Reis Google'da :)



Bugün nostalji oldu :) Temel Reis'in yaratıcısı Segar ile ilgili bilgi de bonusu

28 November 2009

Cercis Murat Konağı

Uzun süredir herhangi bir yemek, tadının güzel olması dışında bir deneyim sunmamıştı, ta ki Cercis Murat Konağına gidene kadar. Cercis Murat Konağı Mardin yemekleri değişik bir deneyimle sunuyor. Süper eğitimli servis ekibi, sushi restrauntlarında uzak doğu mutfağını tanıtır gibi her ince detaya kadar yiyecekleri, nasıl ve ne kadar sunulması gerektiğini anlatıyorlar.



Meze delisi "ben" için, kaşıklar içinde ortaya gelen mezeler; kaselerde sunulan Sürrani şarabı ve narlı rokalı salata "muhteşem" kelimesinin hakkını verdi. Yemekten sonra gelen mırra , sunumu ve nasıl içilmesi gerektiğine dair açıklama da cidden keyif vericiydi..

Kendimi yurtdışında, bilmediğim bir ülkenin mutfağını deniyor gibi hissettim..




Ayrıca Türk kahvesinin güzel sunumundan etkilenen biri olarak, bu konuda da Cercis Murat konağının benden tam not aldığını söylemeden edemeyeceğim..

Tek sorun: yiyebileceğinden çoook daha fazlasını yiyip, sonrasında nefes almakta zorlanmak ve soda ile bir bağ kurmak olabilir ama bunu göze almaya cidden değer...

21 November 2009

Hediye Zamanı KamingSuun


Yılın sonuna yaklaşmanın, "yine ne kadar çabuk geçti" klasiğinden daha çok kafa kurcalayan yeni yıl hediyesi sendromuna TIME bazı önerilerde bulunmuş, içlerinden sadece -Children's Chopsticks- beni yakaladı ama tüm önerilere göz atmak fikir verebilir..

11 November 2009

DNArtist


Digitalage tarafından yapılan Yakınsama Çağı konferansında, hayattaki tüm teknolojilerin iç içe geçtiği bir dönem yaşamayı pazarlama ve medya gözünden dinledikten hemen sonra karşıma DNArtist çıktı. DNArtist kendi DNA'nızın potresini yaparak size iletiyor..

Bence sanatla, genetiğin, kimyanın ve teknolojinin birleşmesi olan bu proje, yakınsama olarak Türkçe'leştirilem convergence olgusunun bundan sonra hayatın her alanında yer bulduğunun da bir kanıtı..

Aynı zamanda da, entresan bir hediye arama bunalımında olanların da uğrak yeri olacağını düşündüğüm potreleri, siteden verdiğiniz online sipariş ile evinize gelen pamuklu çubuğa gerekli uygulamayı yaptıktan sonra DNA potresine istediğiniz boyutlarda ve renklerde kavuşabiliyorsunuz

İlgi duyanlar DNAartist'e web sitesinden info@dnartist.com'dan veya 0212-3433895 'dan ulaşabilir

31 October 2009

İlk başta çocuklar ağaçlara tırmanıp, büyüklerin yüreyiğini hop ettiriyor sonra büyükler ağaçlara çıkıp ellerini bırakıyor... Bir kısmı "büyüklüğünü" kabul etmiş çıkıyor, bir kısmı inatçı "ben düşmem" diyor ama her durumda da kalp o hoplamayı hissediyor... Çocuklar aşağıda, tutmaya hazırlıklı, düşmemesini umut ederek, gün olup devranın dönmesini yaşıyor

Çocuk gibi doğasına bırakmaktan başka seçenek yok...

Seçeneksizlik de bu yüzyıl insanın işi değil sanırım

23 October 2009

TurkuaZoo


Türkiye'de ilk ve tek modern akvaryumu TurkuaZoo açılmış. Beni çok heyecanlandırmadı ama kuzeni, yeğeni, oğlu, kızı olanlar için heyecan verici olabilir...

17 October 2009

Moda ve Siyaset



Fashion & Politics adında bir sergi görünce hemen gezmek , görmek istedim; siyaset mezunu bir insan olarak modanın da, her şeyde olduğu gibi siyasi unsurlardan etkileniyor olması süpriz değildi ama nasıl ele alındığını; tarihsel gelişimini de hep merakımı kabarttığından uzun uzun yürüyerek müzeye ulaştım

Fashion Institute of Technology tarafından hazırlanan sergide; eski Amerikan filmlerinde gördüğümüz korseli kıyasetlerden başlayarak incelenmeye başlanmıştı. Kadınların içlerine giydikleri korselerin ve yuvarlak hatları görünmeleri için taktıkları adını bilmediğim eklentinin dişiliğin ; kadınlığın ayrımı olması şeklindeki algıdan, daha düz korsesiz kıyafetlere geçiş; kadının eşitliğini kazanması ve bisiklete binmesi ile ortaya çıkan etek görünümlü pantalonlara; daha teknolojinin hayatın bir parçası olması ile üretilen uzay-çağı kıyafetlerine kadar zaman su gibi geçti. Malesef güvenliğinin ; kamerayı bırakın telefonu elimde tutmama bile izin vermemesi sonucunda hiç bir kıyafet resmi çekemedim...



Batıda modanın politikadan etkilenişi hakkında bilgilenme sonucunda aslında Türkiye'de süreç olarak çok hızlı kadın ve erkeği eşit saydığımızı düşünsem; Amerikanlaşmayı Levis ve ReeBok çağını hatırlasam ve politik olarak gerilemenin de özellikle kadın kıyafetlerine yansımasına bugün şahit olsam da tam olarak Türkiye'deki kıyafetin kronolojisini siyasetle eşleştirebildim diyemem. Umarım bizden de bir baba-yiğit modacı çıkar; siyasetçilerle kafa kafaya verir ve durumu inceler

Lokma


"Rumelihisar'ında yeni bir yer keşfettim yaşasın" çığlıkları ile içinde girdiğim Lokma'nın dekorasyonuna; hemen hemen her masanın deniz görmesine bayıldım! Gerçekten çok keyifli bir yer olmuş.. Ancaaaak tek ve büyük eksiği, alkollu içecek olmaması bence.. Alkolsuz mojito bile koyarak çığır açmış durumdalar hatta..

Bu konuyu dikkate almazsanız servis guzel; menu çeşitli; manzara süper; dekorasyon çoook keyifli.. Özellikle haftasonu kahvaltı için ideal bir yer olabileceğini düşünüyorum.. Yolunuz düşerse en azından bir kafayı boğazdan çevirip mekana bakın derim...

10 October 2009

Havaalanındaki Altın Dişler


Hangi insan takma altın diş takar ve havaalanın kapısında çıkartıp kenara bırakır aklım almasa da; gördük, çektik, çoook eğlendik!

06 September 2009

Serv'den İtibaren..

Bu videoyu gündemi anlamak, bir çok seyi de hatırlatmak için koyuyorum blog'uma.. Banu Avar'ın hikayesimsi anlatımıyla hem üzülerek, hem de keyif alarak izledim...


02 September 2009

Buzdolabi için Alışveriş Listesi


Bu markete gidip alacaklarının ne oldugunu hatırlamak için reyonlarda beklemekten sıkıldım..

Buzdolabının üstüne asılacak elektronik bir alışveriş listesi istiyorum. Oraya ekleyip Satın Al dediğim zamanda, internet üzerinden alışveriş siparişimi geçsin.. Huup diye her şey evime gelsin..

Bence güzel fikir.. Şu an üretime başlamak istiyorum...

16 August 2009

Büyümek


Gözlemlemeyi bırakıp, gözlemlenmeye başlamak sanırım..

04 August 2009

İyi çok iyi!



Tatilden döneli neredeyse iki hafta oldu ama yediğimi, içtiğimi anlatmaya ancak fırsat bulabiliyorum..

Bu sene Alaçatı'daki yeni keşif benim için "İyi" oldu.. "İyi" bir adama itafen açılmış bir yer.. İtaf sanırım yerini bulmuş; "İyi" gerçekten çok iyi.. Özellikle avlu gibi görünen orta kısımda oturunca, Alaçatı kalabalığından sıyrılmış; detaylarını yakalayabildiğiniz samimi bir mekanın huzuru çöküyor üstünüze..



Menü'yü elime alır almaz yazmaya karar verdiğim mekanın aslında bir süre menüsündeki ayrıntıları anlatsam yeridir ama ne yazık ki zaman aşımına uğradığından tam hatırlayamıyorum..

Ama insan yediği güzel yemeği hiç unutmazmış ya, cidden doğru sanırım.. Yediğim et (sanırım naturel bonfile'ydi adı) sunuluşu ve tadıyla muhteşemdi... Menüdeki kokteyl'lerin hepsini -özellikle şampanyalı olanları- denemek istemiş olsam da, alkolle olan münhasebetim buna izin vermedi.. Yemek sonrasında gelen kahvenin yanındaki suda, sakıza daldırılmış kaşık, hem suya süper bir tat bırakmıştı; hem de Türk kahvesine uyumlu lolipop etkisi yaratmıştı..

Tıka basa yedikten sonra bile iştahim kabarık bir sekilde ayrıldığım İyi'ye tekrar gitmek, bu sefer yiyemediklerimi yemek ; içemediklerimi içmek istiyorum!

01 August 2009

3G ile ilk Görüntülü Konuşma Deneyimim |31 Temmuz 2009|


3G 3G 3G..

vınn, zırr, pırr , mırr derken meraktan ölüp bittiğimiz 3G yuvasına kavuştu. Türkiye 3G'lendi. Ben de nasibimi aldım. Dün ilk görüntülü konuşmamı yaptım.

İlkini ofisin bir ucundan öbür ucuna , telefonumun başında 5 kişi beklerken gerçekleştirdik. Kendimi, televizyonun ilk defa köye geldiği anların çekildiği bir Türk filmi karesinde gibi hissettim. Uzaktan da hepimizin resmimizi çekip, çocuklarıma göstermek üzere saklayasım geldi.

Görüntülü konuşma deneyimine gelince: Cep telefonundan karşındaki görmek değişik bir his olmakla beraber; bir usturuplu durasın, makyaj yapasın filan geliyor. Aynı zamanda şimdilik sadece bakışmak için yapılmış gibi.. Ya benim telefonumdan kaynaklanan, ya da genel altyapıdan kaynaklanan bir duyamama sorunu oluyor. Görüntü ise gayet net, piksellenme; kırılma cok nadiren oluyor.

Daha olgunlaşması, pişmesi ve bizi daha da şaşırtacak yeniliklerle gelmesini ümit ediyorum...

28 July 2009

Nars


Nars'ı içinde yürürken büyülendim.. Her şey çok detaylı, karışık, sade ve yerli yerinde..

İçeri girer girmez insanın derin nefes alıp, kokusunu ; hissini içine çekesi geliyor..

Kahvaltı içinde, Çeşme'deki bir çok seçeneğin içinde olup olabilecek en zengin ve keyiflisi sanırım..

Yolu düşenler uğrasın, hatta düşmeyenler yolunu düşürsün derim..

11 July 2009

Fantastik Yatak Örtüleri


Blog'uma istemediğim bir ziyaretçi akını olur diye korkarak yazıyorum ama yazmadan edemeyeceğim..

Altı üstü kırmızı yatak takımını neden bu kadar pahalı derken, gözüme ilişen "Ağına Düşür" başlığı beni cidden ağına düşürdü ve detaylarına baktım.. Meğerse bildiğimiz yatak takım takımlarından değilmiş bu takımlar. Her biri ayrı bir fantastık.. Bakarken manken canlandırmalarını atlamayın, onlar da ayrı komik.. Bir göz atın derim :)

05 July 2009

Hüseyin Bey Cafeteria




Duvarda BJK Çarşı yazmasa, Amsterdam gibi görünen bu yer, aslında Göksu nehrinin Boğaz'a bağlandığı noktaymış..




Oldukça tenha bir ara sokakta tebeşirle , kara tahtaya yazılan menü hoşuma gitmiş olsa da, kapısında manzarası hakkında en ufak bir ipucu vermeyen Hüseyin Bey Cafeteria pek bir keyifli, orası da bir başka Istanbul.. Sanki her bölümü başka bir şehir bu Istanbul'un..

Video Oyunları Hafızayı Güçlendiriyor


Genelde keyif almadığım ve vakit kaybı olduğunu düşündüğüm video oyunlarının da faydası araştırmalarca ispatlanmış. Okuduğum yazıya göre video oyunu oynayan insanların hafızasının güçlendiğine ve oyun oynamayanların doğru hatırlama oranı %30'lardayken, oynayanların %80'e çıktığı bulunmuş..

Nasıl faydacı bir insansam, seveceğim bir oyun bulmak için yanıp tutuşuyorum.. :)

30 June 2009

Verita Dilim Meyve: Tembellere Meyve


Sebze & meyve reyonunda gezip, keşke görevliler isteyince burada yıkayıp soysalar diye düşünürken, hayallerim kısmen gerçek oldu.. Tembellere yıkanmış, dilimlenmiş meyveler hazırlamışlar.. Adına da Verita Dilim Meyve koymuşlar.

Ufak plastik kutulara dilimleyip, yıkayıp koymakla kalmamış, hatta bir de çatalcık iliştirilmişler. Her şey düşünülmüş, geriye sadece yemesi kalıyor..

22 June 2009

Yeni Sevgilim: Tripit


Tripit'e seyahet organize edici mi desek, seyahat içerikli sosyal ağ mı desek ne desek bilmiyorum ama yeni keşfettim çok seviyorum..

Kullanmak için bir yerler gitmek istiyorum veya gitmek istiyorum, giderken de kullanmak istiyorum :)

14 June 2009

Galata Şenlikleri


Cuma günü, Galata Şenliklerinin açılışı vardı.. Her sene Galata kulesinin altında yer alan şenlik bu sene Galata Derneğindeydi ve benim bundan açılışta yer alan Viyola Piyano Resitali ile haberim oldu.. Cuma günü iş çıkışı uçarak Galata'ya gidildi ve Aslı Demirağ ve Kerem Bahar'dan çok güzel bir resital dinlendikten sonra dönüldü..

Bu "Gitme" ve "Dönme" durumunun arasına sıkışan zaman dilimi, bana Istanbul'u bir kere sevdirdi.. Galata'da yürürken yaşanmışlığı, kendine has duruşu, daha önce adım atılmamış sokaklardan yürümenin verdiği turistik heyecanı, dik yokuşlardan inerken yaşattığı adrenelini, tarihi bir bina içindeki resitali beynim keyifli günler defterine tüm detayları ile kaydetti..

Dinlerken de hayatı düşündürdü: Hayatta hep en sevdiğimiz şeyleri seçip onlar arasında gidip gelmek istiyoruz ya, aslında piyanonun "en sevdiğimiz" iki , üç notası arasında gidip gelmeyi istemek gibi bu.. Hayat da, en kalından, en inceye farklı notalar arasında gidip gelmedikçe bir müzik oluşturmuyor.. Hayatın müziğini hissedebilmek için, doğru notaları yan yana getirmek ve hissederek çalmak gerekli sanırım.. Bunu yaparken de, kendi notalarını derinden hisseden bir viyola ile çok daha renkli, keyifli ve güçlü olacağına da şüphe yok sanırım...

10 June 2009

İniyor, çıkıyor..




Heyecanla bekleyişler, kısa zamanda geçen tepe noktasından tekrar aşağıya iniyor.. Sonra tekrar çıkıyor ve tekrar iniyor.. Düşerken attığın çığlıklar ve çıkarken karnına giren kramplar bir bakmışsın ki, hayatının düzenli bir parçası olmuş..

06 June 2009

Entertainbul


Entertainbul yeni hayatımıza giren yaşam sitelerinden.. Henüz beta olmasına ve eksikleri olmasına karşın, ufak detaylar özen gösterildiğini hissettirdi.. Benim kanım kaynadı..