Kadin Kumandasi ?

Herkesin hayal etmeye hakki var:)
Denemek isteyenler urunu Amazon'da bulabilirler
hayatı deniyorum... oynuyorum, dağıtıyorum, topluyorum, sunuyorum, siliyorum, öğreniyorum, geziyorum... Hayatımın html versiyonu... Gerçek hayatımda olduğu gibi bir konusu, hedefi yok.. Sadece kalbimi dinliyorum, bakalım ne anlatmak istiyor..

Herkesin hayal etmeye hakki var:)
Denemek isteyenler urunu Amazon'da bulabilirler
Gönderen
Selin
1 yorum
Bu yazi Turkiye'de calistigim ve gozlemledigim markalar ve calisma yapilariyla ilgili uzun bir incelemenin urunu. Temelinde dijital iletisimde basarili olmak icin ne yapmak gerektigini ajans - marka iliskisi bazinda anlatiyor.. Umarim begenirsiniz
Pazarlama, reklam ve medya dünyasının dijital sularında disiplinli bir serbest stil yüzücüsüyken, bir uçak seyahati ile bir baktım ki Atlantik'in soğuk sularında yüzmeye başlamışım. Bulunduğum, büyüdüğüm topraklar adına kutunun dışında düşünmeye çalışırken, zaten kutunun dışında kalmışım. Düşünmek -sadece düşünmek- çaba harcamadan kutunun dışından gözlemleri kucağıma bırakmış. Ben de, hazira konduğum bu gözlemleri sizlerle paylaşmak için tuşlara vuruyorum.
Vurduğum tuşlarla, tuşlara en çok vurulan insanların yaşadığı kurumsal hayatın minik bir kısmına değinmek istiyorum çünkü bulunduğum noktadan en güzel kutunun o kısmını görebiliyorum. Kutunun bu dijital pazarlama, reklam ve medya kısmında bir sürü marka, iletişim fikri, görseller, kodlar, web siteleri, internet reklamları havalarda uçuyor. Bu uçuş, günümüz çağında uçan bir çok cisim gibi insanlar talep ettiği için, insan tarafından yaratılıyor, planlanıyor, işletiliyor, üretiliyor, takip ediliyor, başlatılıyor, bitiriliyor, sonuçlandırılıyor. Kendisi dijital olsa da, henüz insan doğasını anlayacak bir akıl olmadığı için onu ve arkası insan, sağı solu fazla mesai dolu olan bir dijital pazarlama fabrikası. Konumuz fabrika girişi ve çıkışı esnasında sobelenen markalar, yöneticiler, ajans sakinleri, ilçe yönetimleri.
Devami icin tiklayin..
Gönderen
Selin
1 yorum
Pulse New York 2011'den notlarim:
Mark Moore:
- Bazi resimler o kadar gercek ki, yanina gidip fotograf mi diye bakiyor insan
http://www.markmooregallery.com/
Molly Dilworth:
- Times Square'de yer alan dalgalari kendisi yapmis. Cok etkileyici gorunmese de, bence Times Square'deki kalabaligin dalgayla eslestirilmesi iyi bir fikir
http://www.mollydilworth.com
Gegory Euclide:
- 3 boyutlu calismalari ve kullandigi materyal, onune gidip noluyor diye baktiriyor.
http://www.gregoryeuclide.com/
Trey Speegle:
- Evime veya ofisimde olmasini kesinlikle isteyecegim resimleri var. Stella McCartney icin yaptigi resim muhtesem!
http://www.treyspeegle.com
Ala Ebtakar:
- Iranli olusunun icerdigi detaylar muhtesem. Fotograf uzerinde calistigi parcalar muhtesemdi... Evimde olsun isterdim
http://www.torandj.com/
Jorge Mayet:
- Aklimda tek kalan, ucan agaclar.. Ama yakindan bile bakinca gercekten ucuyorlar..
http://www.designboom.com/
Isidro Blasco
- Uc boyutlu bina calismalari inailmaz
http://www.isidroblasco.com/
Matthew Cox
- Rontgenlerin bir kismina yapilan orgu buyuleci..
http://matthewcoxartist.com/
Heather Gwen Martin
- Otelim veya cok odali bir evim olursa, bir odasina iddiali bir renk katabilmek icin koymak isteyecegim bir parca
http://www.luisdejesus.com/
Jens Schubert
- Ilk metal tabakalardan kalip cikartip, sonra uzerine bir kac kat calisilan degisik bir teknik.. Yakindan resimlerinde oldugundan daha guzel gorunuyor
http://www.artslant.com/
Gönderen
Selin
0
yorum

Taaaa 2006 yilinda yazdigim Kadinlara Hediye Alma Kilavuzu yazim hala blog'da en cok okunan yazilardan biri.. Oyle olmasina cok sasirmiyorum, kadina hediye almak , vermek cidden zor bir sey. O zaman yazdigimin hala arkasinda duruyorum ve bir daha Kadınlar için yazılan hiç bir kılavuzun tüm kadınları kapsamadigini hatirlatmak istiyorum! ama ne yapilmamasina yonelik karsima cikan sahane bir ornegi paylasmak ve en azindan bu yaziyi okuyacak erkekleri boyle hatalar yapmaktan sakinabilirim.
Bir kiz arkadasimin yeni cikmaya basladigi erkek arkadasi dogum gununden sonra "Sana cok yaratici bir hediye verecegim, daha hazir olmadi birazcik daha bekle" diyor.. Merak dorukta bekleyis surerken 'yaratici' kelimesinin altina girebilecek sonsuz secenekten hangisi olduguna yonelik akillar yurutuluyor. Gun geliyor, gozlerini acabilirsin direktifi ile gordugu karsisinda, yuzunde Istinye Park'ta oglen yemek yemege gelen orta yas ve uzeri kadinlardaki Botox'un verdigi donma ifadesi olusuyor ve ifade yuzunde sabitleniyor. Karsisinda, beyaz kurk ceketinin gozkusagi renklerine boyanmis sekilde buluyor.
Arkadasim olayi anlatirken hala bir sok icerisinde ve olayi nereye koyacagini pek bilemez haldeydi.. Ceketin resmini gordum ve agzimda olusan "aaa" ifadesi bir sure yok olamadi. Beyaz kurk buradaki resimdeki kumasi andirir bir hal almisti... A harfi ile arkadasligim ve yasadigim sok gectikten sonra aslinda olay aklima geldikce gulmekten kendimi alamadigimi itiraf ediyorum. Neye guluyorsun derseniz, cidden cok da emin degilim. Bunun gercek bir olay olmasina guluyor olabilirim...
Neyse asil noktaya gelirsek, demek ki neymis:
1) Kadinlarin kendine ait esyalarinda kalici izler birakacak hediyelerden sakiniyormusuz
2) Hediyemiz icin onden "yaratici" gibi kelimelerle reklam yapmiyormusuz. Bir kadinin yaratici kelimesinden bekleyebileklerine bir erkegin yaraticiliginin kolay kolay yetebilecegini dusunmuyorum
Not: Bu hikayeyi magdurundan izinli yazilmistir
Gönderen
Selin
0
yorum

Uzun suredir gordugum en guzel sinema sitesini sizlere takdim ediyoru: Mombo. Mombo her sinema sitesi gibi filmlerle ilgili degerlendirme, fragmanlarini sunmak gibi temel bir islevi var ancak filmlerin degerlendirmelerini, Twitter'da film hakkinda yapilan Tweet'lerden ediniyor. Arkadaslarinin filmle ilgili tweet'leri varsa yanlarina eslestiriyor ve filmle ilgili haber sitelerinde cikan yorumlari listeliyor . Izledigin fimleri puanladiktan sonra sevecegin diger filmleri anlamaya basliyor ve onlari siraliyor. Baska baska diye dusunuyorum ama daha ne olsun, bu kadarina bile harika! Samimi, temiz ve gercekci! Bayildim...
Gönderen
Selin
0
yorum

Sanat galerilerine internetten ulasabilmek, hatta galeri ile sohbet edip internetten istenilen parcalari almak harika bir fikir.. Yaptin mi derseniz hayir henuz yapmadim ama fikre, uygulamasina bayildim.. 22 -30 Ocak 2011 arasinda Vip Art Fair'de, istediginiz kadar dolasabilir, dunyanin her yerinden bir cok galeriyi gezebilirsiniz...
Gönderen
Selin
0
yorum

Fendi gozluklere asik oldum... Bana yakisacagina cok inanmiyorum ama cani gonulden benim olsunlar istiyorum!
Gönderen
Selin
0
yorum

Gecen sene Mayis ayinda, Erdem Moralıoğlu tek tarafli tanismam sonrasinda, gozumun uzerinde olacagini soylemistim ama gozumu oyle cok oraya buraya cevirmeye gerek kalmadan kendisini gorebilir oldum. Harper's Bazaar'in Amerika baskisi Subat ayinda, kendisine 2 sayfa ayirmis.. Kendisine direkt Ingiliz modaci denilmesine hafif bozulmus olsam da, dergide atilan baslik ve ayrilan 2 sayfa pek keyifli...
Gönderen
Selin
0
yorum

Son dakikaci insanlarin yeni yil dilekleri de son dakika oluyor.. Pesinden kovalayan akreple yelkovan beyindeki dopamin seviyesini tetiklemeden yeni yil dilekleri , parmaktan, dudaktan, klavyeden veya tuslardan dokulemiyor..
Yelkovan akrebi doverken, kenardaki sutunun arkasina saklanan ben, saglik, mutluluk, huzur afislerinin golgesinde , golgeyi yaratan siluetleri ariyorum. Polisiye romanlar misali geriye sayan dakikalar esnasinda hafif stresli ama gunlerdir biriktirilen ipuclarina guvenerek afislerdeki yuzlerin, resimlerin, olaylarin izini suruyorum
Zaman daraliyor, akreple yelkovanin kavgasi bitene kadar cozume ulasmasi gerekenler icin topladigim ipuclarini beyaz tahtaya yapistiriyorum, Amerikan polisi edasiyla uzaktan bakarak inceleyip analitik yontemlerle mutluluk, saglik ve huzur golgesinin nereden dustugunu bulmaya calisiyorum..
Biriktirilen onlarca ipucundan ve emek harcanan takip surecinden sonra insanin eline ufak bir liste geciyor.
Onceki seneden daha mutlu, huzurlu ve saglikli olma listesi...
Ve hayat, kimi zaman listedekileri Emine Bedel tarifiymiscesine bire bir uyguladigim, kimi zaman teoride calisan ama uygulamada fire veren, kimi zaman Yasama'dan gecemeyen kurallari barindiran bir akrep yelkovan kavgasi olarak surup gidiyor... Bu gece akrep ve yelkovan uzlastiginda, kadehimi hepimiz icin, binbir hafiyelikle izini surdugumuz yeni listelere kaldiracagim ve 'save as' butonu ile yeni bir klasore yerlestirecegim..
Hosgeldin_ Yeni_Yil_2011.docx
Gönderen
Selin
0
yorum

Alismak yadirgamamaksa ilk hafta alismistim zaten ama hala ufak cocuklar gibi gozlerim her detayi seciyor ve yeni okumayi ogrenmis ilkokul ogrencileri gibi uzerinde yazi olan her seyi okuyup -sanki- parcalari yerine dizmeye calisiyordum...
Bence artik alistim, gozlerim her yaziyi okuyup hafizaya almaya calismiyor ama alismak istiyor muydum cok da emin degilim.. Merakli olusumu; sehrin rutin hallerinin heyecan vermesini, safari yapmadan siradan anlarla 'kesfetme' hissini seviyordum sanirim
O yuzden merakimi , kesfetme istegimi kaybetmemek icin kendimi uyanik tutmaya gayret ediyorum... Alisma uykusunu, sogukta mahsur kalmiscasina engellemeye calisiyorum.. Arada kafam omzuma dusunce, genelde kafeinli bir New York etkinligi seciyorum kendime.. Iki yudum aliyorum iyi geliyor..
Yani kestirme cevabi alistim ama alismamaya calisiyorum...
Gönderen
Selin
0
yorum

Her gun onunden gectigimiz bakkalin, kullandigimiz otobusun, vapurun, dolmusun, cep telefonunun veya asansorun filminin yapilmasi ne kadar garipse, Facebook’a itafen bir film yapilmasi o kadar garip geldi ilk gordugumde… Bugun aksam ustu yine girdim, bir video paylastim, Seckin ve Doruk `like` etti diye ilerleyecek bir Hollywood yapimi olamayacagini tahmin ederek , filmin arka planda Facebook tarafindan yaptirilan bir basari hikayesi olduguna cok emindim –izleyene kadar-
Filmi, bu Sali gunu Mashable.com tarafindan organize edilen on gosterimde izledim. On gosterim organizasyonunu, bir araba veya icki markasi yerine sosyal platformlarla ilgili onemli bir bilgi kaynagi olan Mashable.com’un yapmasi –veya benim onun yaptigi on gosterime gitmem- filmi goruntusu ve sinemaya olan katkisi ve teknik ozellikleri ile incele(ye)meyecek olmami sanirim uzun bir yoldan da olsa sizlere aktarmistir. Kisa yoldan, ben sinema bilmem, internet bilirim desem yeri...
Internetle ilgili profosyonel veya kisisel olarak ilgilenen cogu kisinin Facebook’u `devir degistiren` bir olgu oldugunda hem fikir olacagini tahmin ediyorum. Yine de film olacak kadar heyecanli olur muydu derseniz konunun icine hali hazirda en genc milyarderlerden olan ve her ay bir yerlerde mutlaka haber olan Mark Zuckerberg’I katmasaniz olmazdi bence ancak Mark Zuckerberg’in konuya katilmasi Hollywood’un filmdeki bir kisiyi kahramanlastirma aliskanligindan uzak yapildiginin dikkati oldukca cektigini soylemek gerekli bence… Hatta izledigim videolarindan edindigim Mark Zuckerberg imajindan cok uzak, zayif , asosyal ve hizli bir imaj cizildigini dusunuyorum. Bu sebeple filmle ilgili bir cok yorumda, filmde Mark Zuckerberg’in konumlanisinin imajina zarar verecegine dair yorumlarin neden yapildigini anliyorum. Gerci anlasam da cok katilmiyorum cunku bugune ortaya koydugu urunun onune gecen bir imaj yaratmadigini, hep gri kaldigini ve bundan sonra renk degistirse de fark etmeyecegini dusunuyorum.
The Social Network Preview from Christopher Smith on Vimeo.
Gönderen
Selin
1 yorum
Hayatimda bir kere daha severek ayrildim.. Cok sevdigim bir sehri, cok sevdigim insanlara emanet ederek kapiyi cekip New York'a dogru yola ciktim.. New York'taki kapiyi az once actim desem yalan olmaz.. Karsima tanidik bir surat cikti. Evine gelen yabancilara ilk basta, kendilerini egriti hissedecegi seyler yapacagini tahmin ediyordum, yanilmadim da - Daha once Istanbul da benzer bir karsilama yapmisti, beni sevmedigini dusunup biraz kisisel almistim ama sonra durumun oyle olmadigini anladim - Istanbul'un bana ogrettikleri dolayisiyla da, simdi New York'un yaptiklarina ne bozuluyorum, ne kiriliyorum.. Her buyuk sehir gibi evinde yasayacaklara ilk basta sopayi gostererek duzene uydurmaya yonelik calismalar bunlar.. Bu calismasinda seviyeyi yavasca zorlastiracak oldugunu bilsem de, bunu bilmenin - ama bunu bildigimi bilmemesinin- verdigi rahatlikla onunla bu oyunu oynuyorum..
Yarin oyunun yeni bir bolumu basliyor. Neredeyse alti yildir yaptigim isi, yeni topraklarda devam ettirmece.. Oyunun bu versiyonun pazarda kopyasi, kacak cd'si veya demosu olmadigi icin neye benzeyecegini pek tahmin edemiyorum, sanirim ancak oynarak gorebilecegim..
Yeni oyun oncesi heyecanli misin sorusuna cevabim ise: Pek degilim, uzun yaz tatilinden sonra okulun acilacagi gunden onceki Pazar aksaminda gibi hissediyorum... Alistigin duzenin degisecegini bilmenin rahatsizligi ile 'yeni okul yilinda neler olacak' sorusunun yarattigi meragin karisimi gibi... Aslinda tek kelimeyle aktarilacak tarifi yok ama ic sesinin 'naptin' ve 'iyi yaptin' sozlerine beste yazdigi ama ic ses oldugu icin bagirarak soyleyemedigi bir sarki simdilik.. Ama sesli sorsaniz 'gayet iyi' derim gecerim -nasil oldugumun bestesi tamam ama sozlerde biraz oynama oluyor diyecek kadar dantelli, agdali cumleler kuramam -
Neyse uzatmayalim, sampanyayi patlatalim cumlelerin kapanisini, yeni oyunun baslangicini kutlayalim
Hayatima Hosgeldin New York Cok yakinda , seckin muzik marketlerde, oyuncakcilarda, internette ve bir kac blogda
Gönderen
Selin
1 yorum
Gönderen
Selin
5
yorum
Gönderen
Selin
0
yorum
Gönderen
Selin
0
yorum
Gönderen
Selin
0
yorum
Beşiktaş Belediyesi tarafından beş senedir düzenlenen Art Show'dan evimin dibinde olmasına rağmen bu sene ilk defa haberim oldu. Hadi o benim kabahatim olsun ama içerinin boşuğunu da medyaya yüklemeden edemeyeceğim keza kendileri neyi bağırsalar popüler oluyor. O yüzden bir önceki yazımda bahsettiğim Erdem Moralıoğlu'nun ve Artshow'un bilinmemesini tamamen onlara yüklemekte haklıyım..
Gönderen
Selin
0
yorum
Gönderen
Selin
0
yorum