26 January 2011

Mombo


Uzun suredir gordugum en guzel sinema sitesini sizlere takdim ediyoru: Mombo. Mombo her sinema sitesi gibi filmlerle ilgili degerlendirme, fragmanlarini sunmak gibi temel bir islevi var ancak filmlerin degerlendirmelerini, Twitter'da film hakkinda yapilan Tweet'lerden ediniyor. Arkadaslarinin filmle ilgili tweet'leri varsa yanlarina eslestiriyor ve filmle ilgili haber sitelerinde cikan yorumlari listeliyor . Izledigin fimleri puanladiktan sonra sevecegin diger filmleri anlamaya basliyor ve onlari siraliyor. Baska baska diye dusunuyorum ama daha ne olsun, bu kadarina bile harika! Samimi, temiz ve gercekci! Bayildim...

25 January 2011

Vip Art Fair



Sanat galerilerine internetten ulasabilmek, hatta galeri ile sohbet edip internetten istenilen parcalari almak harika bir fikir.. Yaptin mi derseniz hayir henuz yapmadim ama fikre, uygulamasina bayildim.. 22 -30 Ocak 2011 arasinda Vip Art Fair'de, istediginiz kadar dolasabilir, dunyanin her yerinden bir cok galeriyi gezebilirsiniz...

20 January 2011

Fendi Gozlukler


Fendi gozluklere asik oldum... Bana yakisacagina cok inanmiyorum ama cani gonulden benim olsunlar istiyorum!

15 January 2011

Erdem Moralıoğlu @ Harper's Bazaar


Gecen sene Mayis ayinda, Erdem Moralıoğlu tek tarafli tanismam sonrasinda, gozumun uzerinde olacagini soylemistim ama gozumu oyle cok oraya buraya cevirmeye gerek kalmadan kendisini gorebilir oldum. Harper's Bazaar'in Amerika baskisi Subat ayinda, kendisine 2 sayfa ayirmis.. Kendisine direkt Ingiliz modaci denilmesine hafif bozulmus olsam da, dergide atilan baslik ve ayrilan 2 sayfa pek keyifli...

01 January 2011

Hosgeldin_ Yeni_Yil_2011.docx


Son dakikaci insanlarin yeni yil dilekleri de son dakika oluyor.. Pesinden kovalayan akreple yelkovan beyindeki dopamin seviyesini tetiklemeden yeni yil dilekleri , parmaktan, dudaktan, klavyeden veya tuslardan dokulemiyor..

Yelkovan akrebi doverken, kenardaki sutunun arkasina saklanan ben, saglik, mutluluk, huzur afislerinin golgesinde , golgeyi yaratan siluetleri ariyorum. Polisiye romanlar misali geriye sayan dakikalar esnasinda hafif stresli ama gunlerdir biriktirilen ipuclarina guvenerek afislerdeki yuzlerin, resimlerin, olaylarin izini suruyorum

Zaman daraliyor, akreple yelkovanin kavgasi bitene kadar cozume ulasmasi gerekenler icin topladigim ipuclarini beyaz tahtaya yapistiriyorum, Amerikan polisi edasiyla uzaktan bakarak inceleyip analitik yontemlerle mutluluk, saglik ve huzur golgesinin nereden dustugunu bulmaya calisiyorum..

Biriktirilen onlarca ipucundan ve emek harcanan takip surecinden sonra insanin eline ufak bir liste geciyor.

Onceki seneden daha mutlu, huzurlu ve saglikli olma listesi...

Ve hayat, kimi zaman listedekileri Emine Bedel tarifiymiscesine bire bir uyguladigim, kimi zaman teoride calisan ama uygulamada fire veren, kimi zaman Yasama'dan gecemeyen kurallari barindiran bir akrep yelkovan kavgasi olarak surup gidiyor... Bu gece akrep ve yelkovan uzlastiginda, kadehimi hepimiz icin, binbir hafiyelikle izini surdugumuz yeni listelere kaldiracagim ve 'save as' butonu ile yeni bir klasore yerlestirecegim..

Hosgeldin_ Yeni_Yil_2011.docx

06 November 2010

"Alistin mi?" Sorusuna Itafen


Alismak yadirgamamaksa ilk hafta alismistim zaten ama hala ufak cocuklar gibi gozlerim her detayi seciyor ve yeni okumayi ogrenmis ilkokul ogrencileri gibi uzerinde yazi olan her seyi okuyup -sanki- parcalari yerine dizmeye calisiyordum...

Bence artik alistim, gozlerim her yaziyi okuyup hafizaya almaya calismiyor ama alismak istiyor muydum cok da emin degilim.. Merakli olusumu; sehrin rutin hallerinin heyecan vermesini, safari yapmadan siradan anlarla 'kesfetme' hissini seviyordum sanirim

O yuzden merakimi , kesfetme istegimi kaybetmemek icin kendimi uyanik tutmaya gayret ediyorum... Alisma uykusunu, sogukta mahsur kalmiscasina engellemeye calisiyorum.. Arada kafam omzuma dusunce, genelde kafeinli bir New York etkinligi seciyorum kendime.. Iki yudum aliyorum iyi geliyor..

Yani kestirme cevabi alistim ama alismamaya calisiyorum...

30 September 2010

The Social Network


Her gun onunden gectigimiz bakkalin, kullandigimiz otobusun, vapurun, dolmusun, cep telefonunun veya asansorun filminin yapilmasi ne kadar garipse, Facebook’a itafen bir film yapilmasi o kadar garip geldi ilk gordugumde… Bugun aksam ustu yine girdim, bir video paylastim, Seckin ve Doruk `like` etti diye ilerleyecek bir Hollywood yapimi olamayacagini tahmin ederek , filmin arka planda Facebook tarafindan yaptirilan bir basari hikayesi olduguna cok emindim –izleyene kadar-

Filmi, bu Sali gunu Mashable.com tarafindan organize edilen on gosterimde izledim. On gosterim organizasyonunu, bir araba veya icki markasi yerine sosyal platformlarla ilgili onemli bir bilgi kaynagi olan Mashable.com’un yapmasi –veya benim onun yaptigi on gosterime gitmem- filmi goruntusu ve sinemaya olan katkisi ve teknik ozellikleri ile incele(ye)meyecek olmami sanirim uzun bir yoldan da olsa sizlere aktarmistir. Kisa yoldan, ben sinema bilmem, internet bilirim desem yeri...

Internetle ilgili profosyonel veya kisisel olarak ilgilenen cogu kisinin Facebook’u `devir degistiren` bir olgu oldugunda hem fikir olacagini tahmin ediyorum. Yine de film olacak kadar heyecanli olur muydu derseniz konunun icine hali hazirda en genc milyarderlerden olan ve her ay bir yerlerde mutlaka haber olan Mark Zuckerberg’I katmasaniz olmazdi bence ancak Mark Zuckerberg’in konuya katilmasi Hollywood’un filmdeki bir kisiyi kahramanlastirma aliskanligindan uzak yapildiginin dikkati oldukca cektigini soylemek gerekli bence… Hatta izledigim videolarindan edindigim Mark Zuckerberg imajindan cok uzak, zayif , asosyal ve hizli bir imaj cizildigini dusunuyorum. Bu sebeple filmle ilgili bir cok yorumda, filmde Mark Zuckerberg’in konumlanisinin imajina zarar verecegine dair yorumlarin neden yapildigini anliyorum. Gerci anlasam da cok katilmiyorum cunku bugune ortaya koydugu urunun onune gecen bir imaj yaratmadigini, hep gri kaldigini ve bundan sonra renk degistirse de fark etmeyecegini dusunuyorum.

The Social Network Preview from Christopher Smith on Vimeo.



Filmin bence en onemli ozelligi , 500 milyon kullanicisi olan bir sosyal platformun nasil olustugunu anlatma vesilesiyle yola cikip, Amerikan universite hayati, erkeklerin sosyal hayatta kendilerini ispatlamalari –erkek olmalari- icin icten ice verdikleri savas , yenilikci yollardan hayata atilmayi planlayan genc is adami profili, zengin ailelerden gelen profillerin olaylari cozme bicimi gibi bir cok kulturel konuya da vurgusuz olsa da deginmesi.

Film, 500 milyon kullanicisi olan bir sosyal platformun nasil olustugunu mu anlatiyor derseniz `Hah, tam ustune bastin, konusu budur` diyemem.. `The Social Network` son kasigi cok lezzetli Hollywood yemeklerinden degil , daha cok icindeki bir cok malzeme ile her kasiginda ayni tadin alindigi tarzda bir corba.. Corba olarak da, domates corbasi gibi diyemeyecegim cunku bitince tam olarak bir tad birakmiyor, icinde ne vardi acaba diye dusunduruyor…

Ben bitirince icinde, Facebook nasil olustudan ziyade, nasil gunluk hayattan beslendi, sahipligi hangi sureclerden gecti, hukuki surecler nasil isledi ve Mark Zuckerberg neden basarili oldu, dijital platformlarin patronlari neden gormeye alistigimiz Donald Trump modeli olmuyor gibi malzemeler buldum. Bakalim siz ne corbasi oldugunu cikinca anlayabilecek misiniz veya icinde hangi malzemeleri bulacaksiniz...

23 August 2010

Hosgeldin New York

Hayatimda bir kere daha severek ayrildim.. Cok sevdigim bir sehri, cok sevdigim insanlara emanet ederek kapiyi cekip New York'a dogru yola ciktim.. New York'taki kapiyi az once actim desem yalan olmaz.. Karsima tanidik bir surat cikti. Evine gelen yabancilara ilk basta, kendilerini egriti hissedecegi seyler yapacagini tahmin ediyordum, yanilmadim da - Daha once Istanbul da benzer bir karsilama yapmisti, beni sevmedigini dusunup biraz kisisel almistim ama sonra durumun oyle olmadigini anladim - Istanbul'un bana ogrettikleri dolayisiyla da, simdi New York'un yaptiklarina ne bozuluyorum, ne kiriliyorum.. Her buyuk sehir gibi evinde yasayacaklara ilk basta sopayi gostererek duzene uydurmaya yonelik calismalar bunlar.. Bu calismasinda seviyeyi yavasca zorlastiracak oldugunu bilsem de, bunu bilmenin - ama bunu bildigimi bilmemesinin- verdigi rahatlikla onunla bu oyunu oynuyorum..

Yarin oyunun yeni bir bolumu basliyor. Neredeyse alti yildir yaptigim isi, yeni topraklarda devam ettirmece.. Oyunun bu versiyonun pazarda kopyasi, kacak cd'si veya demosu olmadigi icin neye benzeyecegini pek tahmin edemiyorum, sanirim ancak oynarak gorebilecegim..

Yeni oyun oncesi heyecanli misin sorusuna cevabim ise: Pek degilim, uzun yaz tatilinden sonra okulun acilacagi gunden onceki Pazar aksaminda gibi hissediyorum... Alistigin duzenin degisecegini bilmenin rahatsizligi ile 'yeni okul yilinda neler olacak' sorusunun yarattigi meragin karisimi gibi... Aslinda tek kelimeyle aktarilacak tarifi yok ama ic sesinin 'naptin' ve 'iyi yaptin' sozlerine beste yazdigi ama ic ses oldugu icin bagirarak soyleyemedigi bir sarki simdilik.. Ama sesli sorsaniz 'gayet iyi' derim gecerim -nasil oldugumun bestesi tamam ama sozlerde biraz oynama oluyor diyecek kadar dantelli, agdali cumleler kuramam -

Neyse uzatmayalim, sampanyayi patlatalim cumlelerin kapanisini, yeni oyunun baslangicini kutlayalim

Hayatima Hosgeldin New York Cok yakinda , seckin muzik marketlerde, oyuncakcilarda, internette ve bir kac blogda

23 July 2010

Hayat


Hayat, bazen ortaya koyduğun fişlerin ne kadar ettiğini bilmeden, heyecan ve aynı zamanda stresle beklemek galiba...

02 July 2010

Son Dakika Olsun, Sizin Olsun


Tüketici araştırmalarında "kaliteli ürün ve servis için daha fazla öderim" sorusunu onaylayanları daha iyi anlayabilmek için ne yapalar, ne ederler; ne yerler , ne içerler soruları mercek altına alınıp anlaşılmaya çalışıldı... Mikro-organizmadan en azından boyut olarak büyük olan bu hedef kitleyi anlamak için uygulanan mikroskobik yöntemler sonucunda pazarlamacıların bu kitlenin davranışlarını anlamada başarıya ulaştığını tahmin ediyorum ama gelecek bir kaç yıl içinde mercek altında tutulacak tüketici "spontane yaşamak için daha fazla öderim" diye cevaplayanlar olacak bence...


Şehrin planlama konusunda bünyelere kattığını uzmanlığı bir kenara bırakıp; o an aklına eseni planlamadan yapabilmenin verdiği özgürlük duygusu için fazladan para ödemeyi, daha az kaliteli servise tercih edenlerin dönemi gelecek bana göre... Business class fiyatına, economy'de uçanların; rezervasyonsuz gittiği restaurantda ek bir para ödemeyi kabul edenlerin; gece alışveriş yapabilmek için normalde satınalmayı tercih etmeyeceği ürünleri, satın almayı tercih edeceği ürün fiyatına alanların...


Öngörülerim doğruysa -daha doğrusu bu hedef kitle sadece benden oluşmuyorsa-umarım mikroskoplar bir an önce buraya döner ve bu zavallıcık spontanların hayatına yeni servisler, ürünler girer...


Sloganınızı da ben söyleyeyim: Son dakika olsun, sizin olsun..

22 June 2010

A Modern History of Human Communication


Google Voice ile ilgili yazıda yayınladıkları modern iletişim tarihini anlatan resim çok hoşuma gitti.. Aslında her şey ne kadar yeni..

31 May 2010

Dünya Kupası ve Louis Vuitton


Yazın büyük olayı Dünya Kupasından Louis Vuitton da faydalanmak istemiş belli ki.. Pele, Maradona gibi efsaneleri kullanmış iletişimde; louisvuittonjourneys.com diye bir site açmış hatta, (video yüklenemediği için site ilgili bilgi veremiyorum) ama lüks markalar popüler kültürden esinlenmesinler demeden edemeyeceğim çünkü Luois Vuitton'un futboldan esinlendiği "özel" koleksiyonu gördüğüm en olmamış koleksiyonu.... Kuş var, çiçek var, böcek var.. neden futbol topu?

20 May 2010

Sweat Shop Paris


Bir kaç gün önce, keşke dikiş dikebilseydim dememin arkasından, Sprinwise'da, Paris'te Singer'in sponsor olduğu dikiş dikilen bir cafe'nin açıldığı haberini görünce tam onikiden vuruldum.. Keşke orada olsam ya da cafe burada olsa; fırsat buldukça gitsem, keyifli bir şekilde öğrensem , ilk diksem sonra giysem... Lalalaaaaa

15 May 2010

Artshow 2010

Beşiktaş Belediyesi tarafından beş senedir düzenlenen Art Show'dan evimin dibinde olmasına rağmen bu sene ilk defa haberim oldu. Hadi o benim kabahatim olsun ama içerinin boşuğunu da medyaya yüklemeden edemeyeceğim keza kendileri neyi bağırsalar popüler oluyor. O yüzden bir önceki yazımda bahsettiğim Erdem Moralıoğlu'nun ve Artshow'un bilinmemesini tamamen onlara yüklemekte haklıyım..





Neyse sosyal yakarışlarımı geçersek, sergide gayet keyifli eserler olduğunu söyleyebilirim. Şahin Paksoy'un seramiklerine bakarken, karşımda tutkuyla dans eden tombiş bir çift buldum; Ali Alışır'ın fotoğraflarındaki gencecik vücuttaki yaşlı surat, asab bozucu olacak kadar gerçek gibiydi. Funda İyce Tuncel renk sevdama cevap verecek eserlerle katılmıştı ve ayrıca kendinin Ankara'lı olduğunu öğrenip içten içe -sanırım kendime pay biçip- gurur duydum


Sergi 16 Mayıs'a -yani yarına- kadar devam ediyor.. Fırsatı olanlara Akatlar MKM'e gidip gözatmalarını tavsiye ederim

14 May 2010

Erdem Moralıoğlu


Bu ay kendime bir kıyak yapıp yabancı moda dergileri aldım, aslında amacım resimlere bakıp saçımı nasıl kestireyim diye ilham almaktı.. Bir ilham alamadım ama Erdem Moralıoğlu ile tek taraflı olarak tanışmış oldum. Ingiliz Vogue'da okumaya başladığım Ingiliz modasını kim belirliyor diye başlayan yazının ilk röportajı Erdem: British Fashion Counsel /Vogue Fashion Fund Award Winner yazısı ile Erdem'e ilk merhabayı demiş oldum..


Erdem Moralıoğlu ilk moda kez Londra moda haftasına 2005 yılında katılmış; son kazandığı ödüle adayken jurinin karşına sadece bir koleksiyon değil, aynı zamanda markası ile ilgili bir iş planı ile çıkmış. Zaten Cnn'den öğrendiğime göre de kazandığı ödülü, markasının dünya açılması için kullanacakmış. Genelde ipek ve yün ağırlıklı çalışır ve aynı zamanda dijitalleştirilmiş çiçek desenlerinden faylanırmış..


Magazin programı benzeri -mış muş müş diye giden cümlelerim kendinden daha önce habersiz olmamdan kaynaklansa da, bundan sonra gözümün üzerinde olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim sanırım.

26 April 2010

f8: Facebook


Facebook 21 Nisan'da f8 ile, seni anlayan web deneyimi diye tabir edeceğim web 3.0'a attığı adımı herkese açıklamış oldu. Lanse ettiği yeni open graph ve plug-in 'lerle ilk defa Facebook dışına da taşarak , internetteki her tür deneyimi basitce, anında sosyalleştirilebilir ve kişiselleştirilebilir hale getirme fırsatını ortaya çıkardı.


Web 3.0'ın seni anlama fikrini genel olarak sevmiş olsam da, bugüne kadar "öyle olmaz" hissiyatı ile pek de olabileceğine inanmamıştım. Bugün f8 video'sunu izlerken, Facebook'un yanında duran Microsoft, CNN, Yelp gibi devlerle ilk defa bu deneyime çok yakınlaştığımızı düşündüm ve izlerken televizyonun icat edilişinin açıklandığı ana şahit oluyormuşcasına önemli bir anı yaşadığımı hissedip, heyecanlandım.. O yüzden daha fazla anlatmayayım, sizde Mark Zuckerberg ve Bret Taylor'ın ağzından video'yu izleyip, benimle aynı heyecanı paylaşın..
İyi seyirler!

Anjelique Açıldı = Yaz Geldi


Baharın gelişi ilk cemre düştüğü zamana, yazın gelişi Anjelique açıldığı zamana denk geliyor bu Istanbul'da... Bu senede kaide değişmedi sanırım, 22 Nisan'da erkenden açılan Anjelique, arkasından muhteşem bir havayla girdiğimiz 23 Nisan tatili "Tamam yaz geldi" dedirtti...

22 March 2010

Blippy


Yeni keşfim Blippy'i ile huzurlarınızdayım.. Amerika'da açılalı 2 ay olmuş site ve 50mio dolarlık satınalma teklifi dolayısıyla haber oluşuyla gündemime düştü.. Kendisi bana göre twitter'ın ne satınaldığını paylaştığın versiyonu.. Ben pek faydalanabilirmişim gibi hissetmedim ama nadiren "selin" kullanıcı adını alabbildiğim sitelerden biri olması dolayısıyla paylaşıyorum:)

16 March 2010

Need $ for Alcohol Research





Bunu yolda görmüş, çok gülmüştüm... Bilgisayarda bir sey ararken tesadüfen karşıma çıktı tekrar.. En azında dürüst, komik ve samimi bir dilenme yöntemi

14 March 2010

Picnik


Google'ın Picnik'i almış olmasıyla bir göz atmış ama fazla kurcalamamıştım. Bugün ilk defa bazı fotoğrafların üzerindeki oynamaları Picnik'te yaptım. Gördüğüm en iyi fotoğraf uyarlama sitesi olduğunu söyleyebilirim.. Fotoğrafın küçültülmesinden, renklerlendirilmesine, gece görüntüsünden 60'lar hissiyatına kadar yaratılabilen farklı etkilerden, çerçevelendirilip Facebook, Twitter hesaplarından paylaşılmasına kadar her özellik son derece kolay kullanılacak şekilde paketlenmiş.

Genel olarak online uygulamalara para ödememe isteğime karşın, Picnik'te Premium üye olmam an meselesi..