Yaratıcı Kartvizitler

Lego'nun kartvizitlerine bakıp hayran kalmışken.. Devamını getirmek isterseniz, 51 tane yaratıcı kartviziti görmek için tıklayın
hayatı deniyorum... oynuyorum, dağıtıyorum, topluyorum, sunuyorum, siliyorum, öğreniyorum, geziyorum... Hayatımın html versiyonu... Gerçek hayatımda olduğu gibi bir konusu, hedefi yok.. Sadece kalbimi dinliyorum, bakalım ne anlatmak istiyor..

Lego'nun kartvizitlerine bakıp hayran kalmışken.. Devamını getirmek isterseniz, 51 tane yaratıcı kartviziti görmek için tıklayın
Gönderen
Selin
0
yorum
Nişantaşı'nda çok tesadüfen karşıma çıkan Den Cafe'ye bayıldım diyebilirim.. Kocaman camları, sade dekorasyonu ile beraber içeride huzur olduğunu çok inanarak söyleyebilirim.. O yüzden yemekleri; içecekleri gibi detayları anlatmayacağım. O kadar huzurlu ki, çok yemek seçeneği olmasa bile umrunuzda olmayacağına eminim..
Bir gün öğleden sonra yayılıp, dergi, kitap, laptop üçlüsü içinde mest olmayı istiyor ve aynı zamanda vakti olanlara da tavsiye ediyorum...
Nerede olduğunu sitesinden sitesinden öğrenebilirsiniz..
Gönderen
Selin
0
yorum

Kelimeleri 00:00'a kadar yetiştirmek istedim ama ne kadar özenirsen o kadar yetişmiyor.. Kelimelerin, benim için ne kadar özel olduğunu anlatmasını istedikce, ne yazsam eksik kalıyor..
O yüzden hisleri boşverip, neler olduğunu anlatmaya karar verdim:
- Bugün seninle ilk tanıştığımız gün...
- Sanırım tanışma sebebimiz , 5 yaşında bilinçsiz bir çocuğun ailesine kardeş istediği üzerine yaptığı baskı...
- Tanışıklığımızın ilk aylarından itibaren, benimle oyun oynamayacağın gerçeği ile yüz yüze gelmiş bir abla...
- Daha sonra oyunlarımı bozan, tüm şekerleri benden önce bitiren, Barbie'lerimi değişik yerlere saklayan, sık sık kaybolduğu veya uyuyakaldığı için ablası tarafından her yerde aranan ; paralel telefondan konuşmalarımı dinleyen bir baş belası...
- Zaman ve koşullara göre, çeşitli yöntemlerle intikam alan bir abla....
... diye giderken... nasıl oldu bir anda en yakın arkadaşım oldun ben de bilmiyorum..
Başkasının kardeşi olsan çok kıskanırdım; iyi ki benimsin; iyi ki benimlesin; iyi ki doğdun...
Tanışma yıldönümümüz kutlu olsun..
Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun..
Gönderen
Selin
0
yorum

"Belki akşam Antalya'ya giderim" gibi cümlelerime alışık ahalimin, hayatımın plansızlığına şaşırmalarıyla dalga geçercesine, 1 gün içinde pasaportumu yenilettirip; uçağımın kalkış saatine 10 saat kala vizemi alıp ve mini bir kaçamak yaptım..
Insan plan yapmak zorunda değil; sadece kısa yolları bilmesi yeterli.. Bir tanıyan ile, emniyette gerekli insanlar çay içilince işler hızlanıyor; vizeci (belki adı bu değildir ama ben öyle diyorum) artık bir endüstri.. Hatta performans bazlı fiyatlandırıyorlar: Diğerlerinden pahalı ama kesin alır; eli çabuktur; 2 günde kesin alır gibi değerlendirmeler var.. ve bir bakıyorsun tekerlekler havalanmış; o arada zaten uykuya dalınmış ve uyandığında gelinmiş..
Yediklerim, içtiklerimle beraber, gezip gördüklerimi de (belki şimdilik) kendime saklıyorum.. Sadece ilk defa, vintage kıyafetler aldığımı ve üzerindeki garip (ve belki de psikolojik) kokuyu giderdikten sonra giyerken çok mutlu olacağımı söylemek istiyorum..
Gönderen
Selin
2
yorum

Takıntılı olduğum şeylerden biri de, özellikle reklam metinlerinde Türkçe'nin bozulması.. Yoğunca kamuya dağıtılan bir reklamda "yiycem" lafının kullanılmasını hem zararlı buluyorum, hem de reklamın algısı beyinin hangi noktasına denk geliyorsa tüylerim diken diken oluyor; dava açmak, kazanmak, ders verme isteğiyle dolup taşıyorum.. Bunun bir denetimi olsun.. Bu duyguya ne gerek var..
Gönderen
Selin
0
yorum
Karla ilgili sevdiğim, kadercilik.. Neyle yola çıkıyorsan çık, planlar, istekler fiziksel olasılıklarla sınırlı.. Olabilecekler ve olamayacaklar ; gidilebilecek ve gidilemeyecekler var.. Kontrolünü yavaşca senden alan kremalı pasta.. Bugün rose şarapla Bebek planlarken, kırmızı şarapla yetinip, kremalı pasta manzarasına karşı oturduk.. Ve mutsuz, tepkili değilim.. Istediklerim için şartları zorlasam da, kendimi teslim edebildigim zamanlardan biri..
Gönderen
Selin
0
yorum

Çığlıklara karşılık uzatılan emzik, su, mama, bez yoklaması, ateşi, teri sonucunda hala susmayan, bağırdıkça bağıran bebekler ile aynı ruh halini taşıyorum.. Tek farkı bağıran benim, kendini yoklayan benim ve kendini anlamayan benim..
Gönderen
Selin
0
yorum
Geçen senenin izninden 4 gün reca ederek "tam zamanında" olacağını tahmin ettiğim tatile, aile üyeleri ile beraber dün çıktık.. Nereye gidiyorsunuz sorularını uzunca süre cevaplayamadıktan sonra annemin yönetime el koyması ve termal tatil istemesi ile Bursa'nın içine ilk defa tatil amaçlı gelmiş olduk...
Çok sıkılacağımı tahmin ettiğim tatilin ilk günü hiç beklediğim gibi geçmedi.. Ulu camii ve eski çarşıyı gezmeye başlayalım fikri ile, turistik gezi başladı..
Gezinin başlaması ile her şeyi incelemeye koyulan ben, insanlarda bir doğallık ve samimiyet olduğu keşfetmiştim ki, en az 70 yaşında olan yaşlı teyzenin elinde cep radyosunu alıp avluda kendi kendine müzik dinlediğini görünce yüzümde kocamaaan bir gülümseme belirdi
Teyze ile vedalaşıp, ipekçiler çarşına yöneldik. Çarşıda, otantik şeyler bulmaya calısırken aslında hint ve çin mallarının ne kadar her yeri istila ettiğini de fark etmiş olduk.. Neredeyse tüm dükkanlarda aynı seyler var, bir kısmı hint ürünlerinin fiyat avantajına rağmen Bursa ipek'ini hala satmaya gayretli.. Ve o kadar güzel kumaşlar, çok eski kesimlerde gömleklere dönüştürülmüş olması dolayısıyla askılarda bekliyor; muhtemelen daha çok da bekler.. Ben ise, belki bir gün terzide bir sey diktirecek sabrı bulurum diye düşünerek, bir kaç metre güzel ipek kumaşlar aldım ve bir süre de olsa kendimi 10 yıl öncesine ait hissettim..

Çarşının içerisinde bulduğumuz "Kahveci" , dükkanda bulunan eski Türk kahvesi fincanları ile sunduğu kahve ile bizi mest etti.. Avluda kahveler içildi, fallar kapatıldı.. Tadı damakta kalarak kalkıldı..
Bir süre sonra son yıllarda en iştahla yediğim köfte ile tanıştım. Ulu Camiinin tam karşısındaki Ömür Köftecisi, köfte; biber sosu; piyaz; yoğurt; ekmek; mekan ve servisten tam not alarak gerçekten kalbimde taht kurdu..
Hiç beklemediğim halde, gerçekten çok etkilendim.. Yarın yüz yıldır, yöresel kıyafetlerini koruyarak yaşayan bir köye uğramayı planladık ama uyanınca ne isteyeceğimize göre tekrar gözden geçireceğiz..
Yani şimdi bende bilmiyorum, uyumaya hazırlanıyorum: Bakalım yarın neler olacak?
Gönderen
Selin
3
yorum

FriendFeed'in hayatımıza girmesi ile neler olacak cidden merak ediyorum.. Şimdilik elimi korkar alıştırdım, ne Facebook; ne de blog update'lerimin friendfeed'de görünmesini istemedim ama hayatı değiştiren sitelerden biri olacak ve sosyal çevrende haberdar olmadığın bir şey kalAmayacak gibi geliyor..
E tabi aynı zamanda benim gibi saklayıcı insanları ilk etapta korkuttuğunu söylemeye gerek yoktur herhalde..
Bakalım saklayıcılar alışacak; paylaşımcılar yeni insanları da FriendFeed'e sürükleyecek mi.. Bekliyoruz ve görüyoruz:)
Gönderen
Selin
1 yorum
ilk denemelerim genelde beklediğim zaman oluveriyor.. Daha öncede turkcell wap portalını hatmetmem, havaalanında rötarlı uçaktan karşılamaya çalıştığım misafiri beklerken hayata geçmişti.. Şimdi bu post bir arkadaşımı beklerken bir otele sığınmış lobide beklerken hayata geçiyor.. Daha beklersem neler olur acaba?
Gönderen
Selin
1 yorum

Değiştirmek istediğim bir seyler olsa gerek ki, kısa bir süre önce hiç bir etki altında kalmadan; kendi rızanızla, bu makasın, saçınızı kesmesine, "Evet" diyor musunuz sorusuna "Evettttt" diye bağıran bir çığlıkla yanıtladım.. Hemen çocuk yapalım dermişcesine de , "Bence rengini de değiştirelim" diye heyecanlı bir talepte de bulundum.. (Tabi bu tutumdan korkacak her erkek gibi, kuaförümde korktu ve saçımı boyamadı (ciddiyim...)) Sonuç olarak evlilik oldu; saçlar artık omuzda ama çocuk için kuaförümüzün hazır hissetmesini bekliyoruz..
Neyse asıl konu şu ki, bu değişlik iki hafta beni oyaladı ancak bugun son kullanma tarihiymişcesine bir anda yeni bir değişiklik ihtiyacı pörtledi... Saçla ilgili yapılacak değişiklik kalmadı; öyle evin duvarı, masası, lambası pek ilgi çekmiyor.. Daha ziyade safariye gitmek; gizli bir görevde çalışmak; ajan olmak gibi çoook kökten değişikliklere ilgi duyuyorum..
Hadi hayırlısı...
Gönderen
Selin
0
yorum

Bir süredir Manolo Blahnik'lere olan ilgi kaybını çıkarıp; bugünle toplayıp, beşle çarpın.. Özetle yine aşık oldum; hepsini istiyorum...
Gönderen
Selin
0
yorum

Haftasonu yapılan Ankara çıkarması ile özlediğim bir sürü kişiyi; hem de kalabalık bir aile olma hissini içime çekip, gıdım gıdım nefes vererek kendime karama döndüm ama doyamadan..
Kuzenlerim; anneannemin yemekleri; yemek sonrası kahveleri; teyzemin kekleri; kardeşimin uykulu suratı; dayımın samimi sohbeti; Uludağ kebapçısı; Karum'da alışveriş; Tunalı'da yürüyüş; eski kuaför ziyareti; kuzenimin doğum günü yemeği; anaokul- üniversite arkadaşları; Cafe des Cafes'ye merhaba; Aspava'da gece mideyi şişirmece ve yeni gözdem Hok's da iki gece ancak bu kadar sürede yapılırdı ve yapıldı..
Cuma akşamı habersizce gittiğim kuzenimin doğum günü yemeğinde vermesini beklediğim tepki yerine "merhaba" demesi dolayısıyla, istediğim tepkiyi elde edene kadar ısrarla süpriz yapma deliliğine tutulmam an meselesi:)
Uludağ kebapcısının hala aynı lezzeti her seferinde tutturması ve aynı personeli korumasının, Ankara'ya gidilince insanı evde hissettirdiğine karar verdim bu sefer..
Bunların dışında, Ankara'da bir nevi Lucca veya Kitchennette görevi yapan Hok's Ankara'ya çok yakışmış ve Ankara'lılara "şekil" yapmadan eğlenme fırsatını sunmuş.. Kimsenin kimseyle bulaşmadığı; herkesin kendi eğlencesinin derdinde olduğu son derece keyifli bir yer olmuş.. Hatta o kadar keyifli olmuş ki, "Tadı damağımda kaldı" yazan bir notu yazıp panoya asmadan edemedim.. Duvarda görürseniz bilin ki, ben yazdım:)
Yapımda emeği geçen herkese teşekkürler...
Gönderen
Selin
1 yorum

Filmler hakkında yazmaktan çok hoşlanmıyorum aslında, bir de gündemi meşgul etmişse, bir de ben eklenmek istemiyorum genel olarak... Ama bu yaptığım bir film eleştirisi; beğenisi değil benim için, o yüzden varsayın ki Issız Adam dememişiz adına; hepimizin ortak bir arkadaşı varmış Alper ve Ada
Aslında cidden hepimizin ortak arkadaşları varmış; adı Alper yerine Ahmet'miş, Ada yerine Ayşe'miş; oymuş buymuş.. Ama özünde hepimizin hayatı sarsılmış; Ada'ların bile enerji katamadığı, hayatı anlamlandıramadığı virüslü bünyeler varmış. Ada'lar; yeni bir yöntem ile hayat kurtaracak doktor edasında, önlüklerini giyip hevesle Alper'leri masaya yatırmış ama dirençli hastanın doktor ayağına gitse de, iyileşmezmiş.. Alper'ler iyileşmemiş; Ada'lar çıkmış hasta yakınlarına çok üzgünüm demiş; meslektaşları ile efkarlanmış.. Bu hikaye burada noktalarınken, her saniye bir yenisinin başlaması ve benzerinin noktalanması ile sürüp gitmiş..
O yüzden bu hikaye, bu yüzyılda hiç bitmemiş...
Gönderen
Selin
4
yorum
Bu aralar en sevdiğim reklam Vodafone 3G reklamı.. Sürekli izlemek istiyorum!
Gönderen
Selin
2
yorum
Istanbul'a taşındığımdan beri tiyatroya gidemiyorum cümlesini kurmamla ; peş peşe iki oyuna gitmem bir oldu.. Keşke daha önce o lafı söyleseydim; bir sürü oyun kaçırmasaydım..
İlk olarak ; bir iş ortağımız BKM'de oynanan Çok Güzel Hareketler Bunlar'a davetiye gönderdi.. O gün; o iş yoğunluğunda; her seyi 45 dakika kala bitirip sonra Maslak trafiği kabusunu da atlatıp nasıl yetiştik bilmiyorum.. Oyuna gelince; izleyicilerle bütünleşen, konuşulan, yorum yapılan, interaktif bir izle; eğlen; unut gösterisi.. Güzel zaman geçirip eve gülümseyerek dönmelik..
Bugünde aslında başkası için alınan ama kendisinin işi cıktığı için gidemediği Ali Poyrazoğlu'nun İçimdeki Timsah oyununa gittim.. Oyun ara verilmeden; 2 saatten uzun süren, tek kişilik bir oyun olmasına rağmen; Ali Payrozoğlu'nun ses tonu ve anlatma kabiliyeti ile benim dikkatimin bile dağılmamasını sağladı.. Bu oyunda İzle; Düşün; Düşün şeklindeydi bence ama şimdi düşündüm ve beni düşündürenleri eksik anlatacağımdan korkarak burada anlatmamaya karar verdim..
Ama uzunca süredir gidemediğim tiyatro ihtiyacım gitti mi derseniz; gitmedi aynen duruyor çünkü hala sahne, dekor, detayları ile bir hayalin canlandırıldığı bir oyunu göremedim.. Sanırım tiyatro benim için, samimiyet ve interaktif bir ortamdan ziyade masalsı bir anlatımı ifade ediyor.. O ifadeyi bulmak için de, sanırım önümüzdeki haftalarda çaba göstereceğim
Gönderen
Selin
0
yorum
Duygu dünyamda kazayla birine vurdum ve öldü..
Ama zaten uzunca bir süre önce ölmesi gerekliydi..
Katil miyim, kahraman mıyım doğru ile yanlışın karıştığı garip bir ruh hali..
Dünya normlarında suçlu iken; kişisel dünyamda oldukça haklıyım.. Ama hayat ne dünya normları ile dönüyor; ne de kişisel dünyan hayata hükmediyor. O yüzden nereye, nasıl koyacağımı bilemediğim bir duyguyu, acilen ülkesine dönmesini hayal ederek bu gece evimde misafir ediyorum..
Gönderen
Selin
1 yorum