Monkey Town 3
Bir bilge kisi hayat ne istersen sana onu veriyor temali bir cumle kurmussa, kendisine katiliyorum. Tam bu New York beni hic sasirtmiyor artik ama ben hala sasirmak istiyorum dedim ve sasirdim.
hayatı deniyorum... oynuyorum, dağıtıyorum, topluyorum, sunuyorum, siliyorum, öğreniyorum, geziyorum... Hayatımın html versiyonu... Gerçek hayatımda olduğu gibi bir konusu, hedefi yok.. Sadece kalbimi dinliyorum, bakalım ne anlatmak istiyor..
Bir bilge kisi hayat ne istersen sana onu veriyor temali bir cumle kurmussa, kendisine katiliyorum. Tam bu New York beni hic sasirtmiyor artik ama ben hala sasirmak istiyorum dedim ve sasirdim.
Gönderen
Selin
0
yorum
Gönderen
Selin
0
yorum
Bu büyümek acaip bir sey.. Anladigim kadariyla laf olsun diye herhangi bir sey yapamiyorsun...
Laf olsun diye bir şöyle çıkıp gezeyim bile desen, yaşın, aklın kapının önüne geçip ölümü çiğnemen lazim diye karşında dikiliyor.
Hadi çiğneyip gecsen, insan cignedigi yasin altina dusmuyor hatta sanki laf olsun diye yaptiklarin hayat hanesine +1 ekliyor.
Bu arti birler birikmesin diye o her seye bir deney, deneyim olarak baktigin “laf olsun” diye yasadigin gunleri geride birakiyorsun.Muzigi, mekani etrafindaki insanlari degistirdik ne oldu diye test etmek yerine, kontrol grubu olmayi tercih ediyorsun.
Bunu neden yaziyorum? Kendimi test etmek istedim bugun ve yaşım, aklım kapının önüne geçip “ölümü çiğnemen lazim” dedi. Ilk defa kendisinden bu kadar siddetli bir tepki gordum, saskinim, paylasmak istedim.
Gönderen
Selin
2
yorum
Yeni beni heyecanlandirsa da, eski beni hep guvende hissettirir. Eski dostlar, eski iliskiler, eski mahalleler, eski binalar, eski evler, eski kiyafetler, eski sarkilar hizli akan ve surekli degisen hayatta -degismedigi icin- dinlenmemi saglar. Tekrar kesfe gerek yoktur, paylasilmisligi, yasanilmisligi vardir. Yanindayken konusmak, melodisini ogrenmek durumunda, tuvalet neredeydi diye sormak veya ustune ne giysen diye dusunmek zorunda kalmazsin. Eski orada durdugu icin, konforlu hissettirdigi ve iyi bir opsiyon oldugu icin yeniyi kesfe cikmaya guc bulursun genelde...
Oysa her Turkiye'ye geldigimde (ki en az alti ayda bir geliyorum) biraz daha guvensiz hissediyorum kendimi. Eski yikiliyor, uzerine yenisi yapiliyor. Sehrin kismen yeni Etiler'inde surekli adi ve dekorasyonu degisen mekanlari saymiyorum bile. Yillarin Inci Pastahesi yikiliyor, Emek sinemasi yerine AVM yapilmasi tartisiliyor, Taksim meydanina yeni projeler getiriliyor, Kuleli Askeri Lisesi hotel oluyor, aile evimizin oldugu apartmanin oy coklugu ile tekrar insaa edilmesine karar veriliyor, milli bayramlarin kutlanisi degisiyor....
Bu degisime -kismen daha az- maruz kalan bir insan olarak bile kendimi huzursuz hissediyorum. Altimdan oturdugum koltugu, giydigim kiyafeti, kullandigim arabayi "artik eskidi bu" diye alacaklar gibi geliyor.
Gönderen
Selin
2
yorum
Sevgili 2012,
Biliyorsun geçen sene İstanbul'da tanıştık, ertesi gün beraber New York'a uçtuk, bir yıl boyunca iyi & kötü zaman geçirdik ve yarın ayrılacağız. Pek kolay bağlanamayan ben, ilişkimizin raf ömrü olduğunu bilsem de sanırım sana biraz bağlandım. (Ya da sadece bitişlerden hoşlanmıyorum, bknz gecen seneye )
Neyse lafı uzatmayacağım, ikimizde 24 saatten az vaktimiz kaldığını biliyoruz. Hırçın bir ayrılığa veya duygusal lala'lara bağlamaya pek gerek yok. Hatta gelenek direkt ayrılığı kutlama üzerine. O yüzden yarın Selin'i dışarıda başkasıyla gördük diye kulağına gelirse şaşırma. Miladı takvimin çöpçatanlığı dolayısıyla 2013'le zaten bir süredir mesajlaşıyoruz. Aramızda resmi bir şey yok ama neler istiyorum biraz bahsettim, fazla tepki vermedi.
Kendisi çöpçatanlığın yarattığı mecburi tanışma fikrinden olsa gerek henüz biraz donuk, analitik ve heyecansız. Belki de birbirimizi fazla tanımanın verdiği elini kolunu nereye koyacağını bilememe durumlarını yaşıyor. Ben ise sayende, kendimle mutlu olmayı, varsaymamayı, önüme geldikçe yaşamayı öğrendim. O yüzden de onun heyecansızlığını çok umursamıyorum, biliyorum ki ben mutluyken o da mutlu olacak.
Ayrıca bu ayrılığı fazla sorgulama, diğer ayrılıklardan farklı olarak sorun ne sende, ne de bende.. Sorun miladı takvimde. Seni özleyeceğim, bir iki kadeh içince arada mesaj da atarım.
Kendine iyi bak
Selin
Gönderen
Selin
0
yorum
"Demedi demeyin... Suraya yaziyorum" serisinin ucuncu yazisi yil sonunda sadece bir kere, sonraki senenin hedeflerini belirlemek icin yapilan toplantida olusuverdi. Toplantiya calistigim ajanstaki ekip, marka yoneticileri, kreatif ajans, teknoloji ekipleri , tedarikciler ve hatta hukuk departmaniyla calisan marka temsilcileri katildi. Bu uc gun boyunca, bilgi akisi ve islerin cozulme hizina sahit oldugum icin ilerleyen donemlerde ofis konseptinin, calisma seklinin ve ayni zamanda ofis mimarisinin degisecegine dair bir fikre kapildim.
Gönderen
Selin
0
yorum
Her seyin mükemmel olmasi gayretinden kurtulunca , her sey daha mükemmel oluyor cunku geriye sadece samimi istediklerin kaliyor. Basarmak istedigin kadar; paylasmak istedigin kadar; aglamak veya gulmek istedigin kadar ; yemek, icmek istedigin kadar.
Kurulu mükemmellik tanimlarinda egriti hissetmek yerine, kendi taniminda konforlu hissediyorsun ve konforlu hissetmek icin kafani kuma gommuyorsun. Sadece tanimlanani gerceklestirme cabasindan kurtulup, kalbinden geceni hakkiyla hayata gecirme konusuna mukemmellesiyorsun...
Gönderen
Selin
0
yorum
Gönderen
Selin
4
yorum
Dun hayatimin ilk Madonna konserine gittim. Konserini begenmedim dersen tas olursun dedi icimdeki ses o yuzden konuyu tekrar gozden gecirmek durumunda kaldim.
Hakikaten Madonna konserinden de pek keyif almadiysan, Mars'da bir konsere gitmek mumkun oldugunda onu denemek lazim artik.. Muzikse muzik, sahneyse sahne, gorsel efektse gorsel efekt, danssa dans. Madonna'nin sarki soyleyerek sahnede yaptigi hareketi ben sarki soylemeden yapamam. Kesinlikle cok calisilmis, her sey cok ciddiye alinmis, cani gonulden takdir ediyorum, etmiyorum diyemem. ( Hatta hic bir uzun suren basari tesadufen olmuyor diye dusundum izlerken )
Amaaaa takdir etmek , eglenmek degil. Cidden eglenemedim ama tas olurum diye bunu boyle soylemeden iki kere daha dusundum, Neyse vardigim sonuc su ki ; konser konseptinde yapilan herhangi bir aktivitede benim eglenmemin son derece zor oldugu. Bunu da yazma sebebim, bundan sonraki konsere gitme ihtimallerinde ayni hatalari yapmamak icin kendime yazili bir notum olmasi
Sevgili Selin,
Gönderen
Selin
0
yorum
New York'tan bir yildiz daha kaydi...
Aslinda evlenen arkadaslarim icin kurdugum bir cumledir. Bana artik ayni ligde top oynamiyormusuz gibi gelir evlendiklerinde.. Bu New York'ta kayan yildizlar biraz daha farkli... Ayni ligde, farkli ulkelerde top oynuyoruz.
Baska ulkeye transfer olan arkadasimin arkasinda bugun hislerim havada ucustu, yere yapisti, yuvarlandi, tokatladi, iki vurdu, patladi, akti.. Sanki hayatimin nesesinde bugun itibariyle bir dusus oldu, burada sanki yapayalniz kaldim. O yuzden gorerek gule gule diyemedim cunku kabul edemedim... Sanki geri gelecek gibi davranmak geldi icimden.. Oyle de yaptim ama bugun isten cikinca telefonumda adiyla bakisip, gercekle yuzlestim ve her seyi son ana saklama huyumla bugun karsilastik, halini hatrini sordum. Uzuntuyu , endiseyi , ozlemi de son ana saklayip ucagin memlekete indigi saate denk getirdim. O memlekete vardiginda, hislerin tumune minik bir davet verdim. Ilk ofisime sonra evime geldiler.. Hep beraber yedik, ictik, serefine kadeh kaldirdik...
Burada cok az insanla aile, arkadas oluyor insan.. Iste onlardan biri bugun New York semalarindan ve benim New York hayatimdan suzuldu..
Seni cok ozleyecegim! Sen kendi biliyorsun
Gönderen
Selin
0
yorum
Yemin ederim aklima gelmisti… Herkese kablosuz kulaklik alip , sessiz sedasiz parti yapalim demistim! New York'a tatile gelen arkadasimin otel odasini sinif atlattiklari zaman, keske odada parti versek ama gurultu yapamayiz ikilemi sonrasinda fikir ihtiyactan dogmus ama altyapi eksikligine takilmisti.
Gönderen
Selin
2
yorum
Daldan dala atlama yontemi ile aklima gelen, su an absurd bulabileceginiz ama ileride gercege donusecegine inandigim seyler var. Bunlari " Demedi demeyin.. Suraya yaziyorum " serisi olarak yazmaya karar verdim. Hazirsaniz hemen basliyorum. ( Simdi isinma yapmadan direkt baslayacaksiniz; teknoloji, internet, sosyal medya konularinda antremansizsaniz , lutfen salonu terk edin veya kalin yarin kas gevsetici alirsiniz )
Gönderen
Selin
2
yorum
Gönderen
Selin
1 yorum
Iki evladi kayirmamak gibi iki veliyi de birbirinden ayirmamak gerekiyor... Birine blog'unun satirlarini actiysan oburu de cirkin ordek yavrusu degil ki hissettiklerini e-posta ile gonderesin...
Yoksa su anda bir kendini tekrarlama, den den'le duygularin uzerinden gecme kaygisi yasiyorum... Sanirim bundandir ki, babalar gunu hep anneler gununden daha ciliz gecer. Cilizligin sebebi babalarda degil, iki ozel gunun yakin tarihlerde olmasidir ancak yakin zamanda en azinda Turkiye'de hukumetin bu kanayan yarayi gorup, babalar gunun tarihi degistirecegine dair inancim sonsuz... Yine de bu degisimi yakin zamanda gerceklestirmezlerse diye ben onlemimi alip yazimi yaziyorum...
Yine yazmaya calisirken, anlatilmasi zor bir girdabin icindeyim... Mevzu biraz daha kolay olsaydi, Baba'cigim sen benim icin... diye baslar, yazinin gidishatina gore gelisir ve temiz bir sonuca baglanirdi... Oysa simdi her satirda kendimi ve babami polaroid resim karelerinde goruyorum. Her kare bende ve hayatimda bir yere ilistirilmis. Iste ucundan biraz bunlari herkese aciyorum.
Sevgili arkadasim, sacini kestirdigin zaman bana nasil oldugunu sormustun ve ben hic begenmedigim icin yalan soyleyemeyip bir 10 saniye kadar olum sessizligine burunmustum ya, o ben degildim, babamdi... Babalar gunun kutlu olsun!
Sevgili potansiyel erkek arkadasim, o utusuz gomlek ve paspal kiyafetle yemege geldikten sonra araba kullanirken bende yarattigin huzursuzluk dolayisiyla "acaba" derken olaya noktayi koyup bir daha gorusmemeye karar veren babamdi... Babalar gunun kutlu olsun!
Sevgili is arkadaslarim, o excel'e ilk baktigim anda kenarda kalmis cizgiye ve birbirinden farkli boyutlardaki fontlara gozu takilip degistirilmesini talep eden babamdi... Babalar gununuz kutlu olsun!
Sevgili dostlarim, cok yogun is gunlerinden sonra hala disari cikip sizinle takilmaya enerjisi olan babamdi...
Babalar gununuz kutlu olsun!
Sevgili Baba'cigim, 6 yasinda saclarimi cocuk gibi yapmayin diyen, 10 yasinda tek basina Singapur'dan donerken boynuna UM karti taktirmayan, 16 yasina kadar her gun 5 km yuzen, 17 yasinda mimarlik yerine siyaset okumayi tercih eden, 21 yasinda San Francisco'ya, 28 yasinda New York'a yerlesmeye karar veren bendim yani sendin...
Babalar gunun kutlu olsun!
Gönderen
Selin
2
yorum
Gönderen
Selin
2
yorum
Simdi bunu niye anlattim… Feminist , kadin haklari gibi bir
seye baglamayacagim… Insan dinamikleri kadin /erkek farki olmadan ayni.. Guc
/Gucsuzluk dengesi de..
Gönderen
Selin
0
yorum
Kadin erkek iliskilerindeki arz talep dengesini, savaş sonrası İnönü donemine benzetiyorum...
Gönderen
Selin
2
yorum
Gönderen
Selin
0
yorum
Gönderen
Selin
1 yorum
Gönderen
Selin
0
yorum