17 October 2009

Lokma


"Rumelihisar'ında yeni bir yer keşfettim yaşasın" çığlıkları ile içinde girdiğim Lokma'nın dekorasyonuna; hemen hemen her masanın deniz görmesine bayıldım! Gerçekten çok keyifli bir yer olmuş.. Ancaaaak tek ve büyük eksiği, alkollu içecek olmaması bence.. Alkolsuz mojito bile koyarak çığır açmış durumdalar hatta..

Bu konuyu dikkate almazsanız servis guzel; menu çeşitli; manzara süper; dekorasyon çoook keyifli.. Özellikle haftasonu kahvaltı için ideal bir yer olabileceğini düşünüyorum.. Yolunuz düşerse en azından bir kafayı boğazdan çevirip mekana bakın derim...

10 October 2009

Havaalanındaki Altın Dişler


Hangi insan takma altın diş takar ve havaalanın kapısında çıkartıp kenara bırakır aklım almasa da; gördük, çektik, çoook eğlendik!

06 September 2009

Serv'den İtibaren..

Bu videoyu gündemi anlamak, bir çok seyi de hatırlatmak için koyuyorum blog'uma.. Banu Avar'ın hikayesimsi anlatımıyla hem üzülerek, hem de keyif alarak izledim...


02 September 2009

Buzdolabi için Alışveriş Listesi


Bu markete gidip alacaklarının ne oldugunu hatırlamak için reyonlarda beklemekten sıkıldım..

Buzdolabının üstüne asılacak elektronik bir alışveriş listesi istiyorum. Oraya ekleyip Satın Al dediğim zamanda, internet üzerinden alışveriş siparişimi geçsin.. Huup diye her şey evime gelsin..

Bence güzel fikir.. Şu an üretime başlamak istiyorum...

16 August 2009

Büyümek


Gözlemlemeyi bırakıp, gözlemlenmeye başlamak sanırım..

04 August 2009

İyi çok iyi!



Tatilden döneli neredeyse iki hafta oldu ama yediğimi, içtiğimi anlatmaya ancak fırsat bulabiliyorum..

Bu sene Alaçatı'daki yeni keşif benim için "İyi" oldu.. "İyi" bir adama itafen açılmış bir yer.. İtaf sanırım yerini bulmuş; "İyi" gerçekten çok iyi.. Özellikle avlu gibi görünen orta kısımda oturunca, Alaçatı kalabalığından sıyrılmış; detaylarını yakalayabildiğiniz samimi bir mekanın huzuru çöküyor üstünüze..



Menü'yü elime alır almaz yazmaya karar verdiğim mekanın aslında bir süre menüsündeki ayrıntıları anlatsam yeridir ama ne yazık ki zaman aşımına uğradığından tam hatırlayamıyorum..

Ama insan yediği güzel yemeği hiç unutmazmış ya, cidden doğru sanırım.. Yediğim et (sanırım naturel bonfile'ydi adı) sunuluşu ve tadıyla muhteşemdi... Menüdeki kokteyl'lerin hepsini -özellikle şampanyalı olanları- denemek istemiş olsam da, alkolle olan münhasebetim buna izin vermedi.. Yemek sonrasında gelen kahvenin yanındaki suda, sakıza daldırılmış kaşık, hem suya süper bir tat bırakmıştı; hem de Türk kahvesine uyumlu lolipop etkisi yaratmıştı..

Tıka basa yedikten sonra bile iştahim kabarık bir sekilde ayrıldığım İyi'ye tekrar gitmek, bu sefer yiyemediklerimi yemek ; içemediklerimi içmek istiyorum!

01 August 2009

3G ile ilk Görüntülü Konuşma Deneyimim |31 Temmuz 2009|


3G 3G 3G..

vınn, zırr, pırr , mırr derken meraktan ölüp bittiğimiz 3G yuvasına kavuştu. Türkiye 3G'lendi. Ben de nasibimi aldım. Dün ilk görüntülü konuşmamı yaptım.

İlkini ofisin bir ucundan öbür ucuna , telefonumun başında 5 kişi beklerken gerçekleştirdik. Kendimi, televizyonun ilk defa köye geldiği anların çekildiği bir Türk filmi karesinde gibi hissettim. Uzaktan da hepimizin resmimizi çekip, çocuklarıma göstermek üzere saklayasım geldi.

Görüntülü konuşma deneyimine gelince: Cep telefonundan karşındaki görmek değişik bir his olmakla beraber; bir usturuplu durasın, makyaj yapasın filan geliyor. Aynı zamanda şimdilik sadece bakışmak için yapılmış gibi.. Ya benim telefonumdan kaynaklanan, ya da genel altyapıdan kaynaklanan bir duyamama sorunu oluyor. Görüntü ise gayet net, piksellenme; kırılma cok nadiren oluyor.

Daha olgunlaşması, pişmesi ve bizi daha da şaşırtacak yeniliklerle gelmesini ümit ediyorum...

28 July 2009

Nars


Nars'ı içinde yürürken büyülendim.. Her şey çok detaylı, karışık, sade ve yerli yerinde..

İçeri girer girmez insanın derin nefes alıp, kokusunu ; hissini içine çekesi geliyor..

Kahvaltı içinde, Çeşme'deki bir çok seçeneğin içinde olup olabilecek en zengin ve keyiflisi sanırım..

Yolu düşenler uğrasın, hatta düşmeyenler yolunu düşürsün derim..

11 July 2009

Fantastik Yatak Örtüleri


Blog'uma istemediğim bir ziyaretçi akını olur diye korkarak yazıyorum ama yazmadan edemeyeceğim..

Altı üstü kırmızı yatak takımını neden bu kadar pahalı derken, gözüme ilişen "Ağına Düşür" başlığı beni cidden ağına düşürdü ve detaylarına baktım.. Meğerse bildiğimiz yatak takım takımlarından değilmiş bu takımlar. Her biri ayrı bir fantastık.. Bakarken manken canlandırmalarını atlamayın, onlar da ayrı komik.. Bir göz atın derim :)

05 July 2009

Hüseyin Bey Cafeteria




Duvarda BJK Çarşı yazmasa, Amsterdam gibi görünen bu yer, aslında Göksu nehrinin Boğaz'a bağlandığı noktaymış..




Oldukça tenha bir ara sokakta tebeşirle , kara tahtaya yazılan menü hoşuma gitmiş olsa da, kapısında manzarası hakkında en ufak bir ipucu vermeyen Hüseyin Bey Cafeteria pek bir keyifli, orası da bir başka Istanbul.. Sanki her bölümü başka bir şehir bu Istanbul'un..

Video Oyunları Hafızayı Güçlendiriyor


Genelde keyif almadığım ve vakit kaybı olduğunu düşündüğüm video oyunlarının da faydası araştırmalarca ispatlanmış. Okuduğum yazıya göre video oyunu oynayan insanların hafızasının güçlendiğine ve oyun oynamayanların doğru hatırlama oranı %30'lardayken, oynayanların %80'e çıktığı bulunmuş..

Nasıl faydacı bir insansam, seveceğim bir oyun bulmak için yanıp tutuşuyorum.. :)

30 June 2009

Verita Dilim Meyve: Tembellere Meyve


Sebze & meyve reyonunda gezip, keşke görevliler isteyince burada yıkayıp soysalar diye düşünürken, hayallerim kısmen gerçek oldu.. Tembellere yıkanmış, dilimlenmiş meyveler hazırlamışlar.. Adına da Verita Dilim Meyve koymuşlar.

Ufak plastik kutulara dilimleyip, yıkayıp koymakla kalmamış, hatta bir de çatalcık iliştirilmişler. Her şey düşünülmüş, geriye sadece yemesi kalıyor..

22 June 2009

Yeni Sevgilim: Tripit


Tripit'e seyahet organize edici mi desek, seyahat içerikli sosyal ağ mı desek ne desek bilmiyorum ama yeni keşfettim çok seviyorum..

Kullanmak için bir yerler gitmek istiyorum veya gitmek istiyorum, giderken de kullanmak istiyorum :)

14 June 2009

Galata Şenlikleri


Cuma günü, Galata Şenliklerinin açılışı vardı.. Her sene Galata kulesinin altında yer alan şenlik bu sene Galata Derneğindeydi ve benim bundan açılışta yer alan Viyola Piyano Resitali ile haberim oldu.. Cuma günü iş çıkışı uçarak Galata'ya gidildi ve Aslı Demirağ ve Kerem Bahar'dan çok güzel bir resital dinlendikten sonra dönüldü..

Bu "Gitme" ve "Dönme" durumunun arasına sıkışan zaman dilimi, bana Istanbul'u bir kere sevdirdi.. Galata'da yürürken yaşanmışlığı, kendine has duruşu, daha önce adım atılmamış sokaklardan yürümenin verdiği turistik heyecanı, dik yokuşlardan inerken yaşattığı adrenelini, tarihi bir bina içindeki resitali beynim keyifli günler defterine tüm detayları ile kaydetti..

Dinlerken de hayatı düşündürdü: Hayatta hep en sevdiğimiz şeyleri seçip onlar arasında gidip gelmek istiyoruz ya, aslında piyanonun "en sevdiğimiz" iki , üç notası arasında gidip gelmeyi istemek gibi bu.. Hayat da, en kalından, en inceye farklı notalar arasında gidip gelmedikçe bir müzik oluşturmuyor.. Hayatın müziğini hissedebilmek için, doğru notaları yan yana getirmek ve hissederek çalmak gerekli sanırım.. Bunu yaparken de, kendi notalarını derinden hisseden bir viyola ile çok daha renkli, keyifli ve güçlü olacağına da şüphe yok sanırım...

10 June 2009

İniyor, çıkıyor..




Heyecanla bekleyişler, kısa zamanda geçen tepe noktasından tekrar aşağıya iniyor.. Sonra tekrar çıkıyor ve tekrar iniyor.. Düşerken attığın çığlıklar ve çıkarken karnına giren kramplar bir bakmışsın ki, hayatının düzenli bir parçası olmuş..

06 June 2009

Entertainbul


Entertainbul yeni hayatımıza giren yaşam sitelerinden.. Henüz beta olmasına ve eksikleri olmasına karşın, ufak detaylar özen gösterildiğini hissettirdi.. Benim kanım kaynadı..

31 May 2009

"Çok Büyük"


Geçtiğimiz günlerde bir doğum gününü daha geride bıraktım.. İlk defa biraz panik oldum.. Şu anda olduğum yaşta olan insanların "çok büyük" olduğunu düşündüğüm zamanlara lanet olsun.. Şimdi ben de mi "çok büyük" bir insanım.. Hayır değilim!!
Zaman değişti; artık daha büyükler "çok büyük".. diye kendime bir koruma kalkanı örsem de; bu kalkanın içine ilk defa ışık sızdı ve daha da yakınıma geleceğini hissettirdi..

Belki bu histen, belki de zaten bu sürece girdiğimden bilinmez, ölçüldü; tartıldı; ertelenenlerin yapılmasına karar verildi.. Atılacak ve saklanılacaklar ayıklandı.. Ve ilk başta evle ilgili yıllardır ertelenenlere el atıldı.. Doğum günümden bir gün sonra, ustalar annemin "sağ baştan say" komutu ile eve adım attı..

Şu an ben de dahil olmak üzere her yer boya, alçı, sıva ama artık kokmuyor; korkutmuyor, yoluna girmek üzere.. Ayrıca boyacıların alaycı ve meraklı bakışlarına aldırmadan, "boyanmaz" mutfak dolaplarını boyadım pek mutluyum!

Not: Bunları söylemeden de edemeyeceğim; Koçtaş'ta hiç bir şey yok! Kriz önlemi olsa gerek, ürünlerin devamı yok; önceki senelere göre çeşit yok. Ayrıca neden bilinmez, satış elemanları bir kızgın..
- Tahta boyası var mı?
- Yok! (Daha neler, der der bir bakışla..)

23 May 2009

Trafik Kazası Sonrasında Yapılması Gerekenler


Dün geçirdiğim , ufak trafik kazası sonucunda uygulamada -bilinmesi gerektiği halde- bilmediğim bir dolu şey öğrenmek durumunda kaldım.. Özellikle kız arkadaşlarımın aklının bir köşesinde durması için sıcağı sıcağına paylaşıyorum

- Arabanızda polis çağırmadan olayı evraklaştırmanız için gerekli olan koçanlardan bulundurması,
- Koçanı doldururkan, altta kalan kopyaya üstteki yazıların tam geçtiğinin kontrol edilmesi,
- Özellikle imzaların okunaklı olmasına dikkat edilmesi,
- Koçanı karşılıklı doldurduktan sonra iki tarafta birbirinin trafik poliçesinin; ruhsatının; ehliyetinin fotokopilerini alması,
- Kaza anının fotoğrafını çekmesi gerekiyor..

Arabayı ancak yukarıdaki evraklarla servise götürdüğünüzde işlem başlayabiliyor..
Bu evraklar tamamsa, exper geliyor gerekli gözlemleri yapıyor ve kaskonuz işlemi başlatıyor..

Bunların hiç birine vakıf olmayan ben; Çiftkurtlar Oto'nun desteği ile hepsini öğrendim... Ayrıca kaza sonucunda uzlaşılamaz ; tartışma çıkar veya karşı tarafta alkol kullanımı gözlenirse de hemen polis çağırılması önerisini de eğitimime eklediler..

Sonuç: Şimdilik parça bekliyoruz.. Sonra da arabayı..

20 May 2009

Eurovision 2009 Hadise'si


Bu sefer sonucu belliydi; o vardı ; bu vardı; şarkı, performans, kıyafet iyiydi kötüydü bunları geçelim..

İnsan girdiği yarışmada ilk 5'e girmeyi hedefler mi??? Zaten ben ilk 5'e girmeyi istiyordum diye sevinir mi.. Şaşkınlık içinde izledim...

Popüler gündemleri blog'uma taşımayı sevmiyorum ama bu sonuca olan tepkimden veya eleştirimden değil, şarkının kalitesini tartıştığımdan değil kafa yapısının beni soktuğu hayretten yazma gereği duydum.. Birinci olacağına inanmadan insan nasıl birinci olabilir.. Konu sonuç değil; birinci olmayı her seyden cok isteyecek kadar hırsla, dikkatle ve özenle çalışılsa da kazanılamayabilir ama hedefleri küçük tutmak, özensizlik ve özgüvensizlikten başka bir şey değil..

Ayrıca, başarısızlığı sindirmeyi o kadar iyi öğrenmişiz ki, bunun sıkılmadan, utanmadan hatta sevinçle paylaşabilecek kafalarda insanlarca temsil ediliyoruz ve eminim ülkeye döndüklerinde havaalanlarında pankartlarla bekliyoruz..

Bu şekilde dört rakamını sevmeye devam edelim; bir rakamına da ancak "seneye inşallah" diye kart atarız..

06 May 2009

MSN Bannerları


Bir süredir , meslektaş bir çok arkadaşım gibi ben de MSN reklamlarında rol alıyorum.. Görüp şaşıranlara, görmeyip merak edenlere, sevenlere, sevmeyenlere duyurulur:)