15 March 2009

Bekir Çoşkun'dan

Bekir Çoşkun'dan yine etkilendiğim bir yazı.. Adı: Geç kalmış çiçekler

Zaman zaman aklıma gelen muzurlukları artık yapamayacağımın farkına vardığımdaki hissi anlatmış.. Okumayanlara bir fırsat bulduklarında yavaş yavaş okumalarını tavsiye ederim..

13 March 2009

Saklambaç


Bugün iş yerinde aklıma yeni jenerasyon bir oyun geldi.. Aslında oyunun kendisi kesinlikle yeni jenerasyon değil, oynanış biçimi yeni jenerasyon, adı ise Saklambaç

Tercihen iş yerinde ortak kullanıma açık folder'lara aynı anda tüm oyuncular girer; ebe ve oyuncular "Kale" Folder'ında beklerken, ebe 10'a kadar sayar, o arada herkes kendi adı ile oluşturduğu dosyayı folder'lardan birine saklar... Ebe bulduğu kişiyi "Kale" folder'ına taşır ve taşınan kişi bir sonraki ebe olur..

İşte belki de çocuklarımız böyle saklambaç oynar:)

11 March 2009

Maslak'ta Ne Yesek?


İstanbul'un metrekare başına en çok döpiyes ve takım elbise düşen semti Maslak'ta yemek alternatifleri... diyerek yazmaya başlayan Timeout, bu ay Maslak'da ne yesek sorununu ele almış.. Alkış alkış!!!

04 March 2009

Google Latitude



Google Latitude ile arkadaşlarının nerede olduğunu harita üzerinden takip edebilecekmişiz... Servis yakında Türkiye'de de kullanılacakmış.. Tabi ki, ben yine korktum.. Ve düşündükçe, ilerleyen yıllarda yeni nesil ilişki sorunları olacağını, yalanın yetenek ve teknolojik yetkinlik arasında bir noktada söylenebileceğini düşündüm.. Güldüm.. Her şey hızlı değişiyor...

Pimp My Shoe


Her şeyi kişiselleştirme sevdasında olan benim, görür görmez çantamdan telefonumu bulmaya çalışıp, bulur bulmaz da davrandığımı Pimp my Shoe etkinliği.. Boyalar, ayakkabılar, havalı sanatçılar bir arada olunca çok çekici görünen ama ayağına geçirme sürecinde düşündüren bir durum.. Yalnız dikkatinizi çektiyse, küçüklüğümüzün "bilekli" Reebok'ları geri dönmüş..

26 February 2009

Yaratıcı Kartvizitler


Lego'nun kartvizitlerine bakıp hayran kalmışken.. Devamını getirmek isterseniz, 51 tane yaratıcı kartviziti görmek için tıklayın

Lego Kartvizitler


Kartvizit alışverişini eğlenceli hale getirmenin en güzel yolunu sanırım LEGO bulmuş!

Den Cafe


Nişantaşı'nda çok tesadüfen karşıma çıkan Den Cafe'ye bayıldım diyebilirim.. Kocaman camları, sade dekorasyonu ile beraber içeride huzur olduğunu çok inanarak söyleyebilirim.. O yüzden yemekleri; içecekleri gibi detayları anlatmayacağım. O kadar huzurlu ki, çok yemek seçeneği olmasa bile umrunuzda olmayacağına eminim..

Bir gün öğleden sonra yayılıp, dergi, kitap, laptop üçlüsü içinde mest olmayı istiyor ve aynı zamanda vakti olanlara da tavsiye ediyorum...

Nerede olduğunu sitesinden sitesinden öğrenebilirsiniz..

25 February 2009

Vanminut

Bayıldım.. Vanminut.com 'dan satın alabilirsiniz :)

24 February 2009

Tanışma Yıl Dönümü


Kelimeleri 00:00'a kadar yetiştirmek istedim ama ne kadar özenirsen o kadar yetişmiyor.. Kelimelerin, benim için ne kadar özel olduğunu anlatmasını istedikce, ne yazsam eksik kalıyor..

O yüzden hisleri boşverip, neler olduğunu anlatmaya karar verdim:

- Bugün seninle ilk tanıştığımız gün...
- Sanırım tanışma sebebimiz , 5 yaşında bilinçsiz bir çocuğun ailesine kardeş istediği üzerine yaptığı baskı...
- Tanışıklığımızın ilk aylarından itibaren, benimle oyun oynamayacağın gerçeği ile yüz yüze gelmiş bir abla...
- Daha sonra oyunlarımı bozan, tüm şekerleri benden önce bitiren, Barbie'lerimi değişik yerlere saklayan, sık sık kaybolduğu veya uyuyakaldığı için ablası tarafından her yerde aranan ; paralel telefondan konuşmalarımı dinleyen bir baş belası...
- Zaman ve koşullara göre, çeşitli yöntemlerle intikam alan bir abla....

... diye giderken... nasıl oldu bir anda en yakın arkadaşım oldun ben de bilmiyorum..

Başkasının kardeşi olsan çok kıskanırdım; iyi ki benimsin; iyi ki benimlesin; iyi ki doğdun...

Tanışma yıldönümümüz kutlu olsun..

Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun..

23 February 2009

Mini Kaçamak...


"Belki akşam Antalya'ya giderim" gibi cümlelerime alışık ahalimin, hayatımın plansızlığına şaşırmalarıyla dalga geçercesine, 1 gün içinde pasaportumu yenilettirip; uçağımın kalkış saatine 10 saat kala vizemi alıp ve mini bir kaçamak yaptım..

Insan plan yapmak zorunda değil; sadece kısa yolları bilmesi yeterli.. Bir tanıyan ile, emniyette gerekli insanlar çay içilince işler hızlanıyor; vizeci (belki adı bu değildir ama ben öyle diyorum) artık bir endüstri.. Hatta performans bazlı fiyatlandırıyorlar: Diğerlerinden pahalı ama kesin alır; eli çabuktur; 2 günde kesin alır gibi değerlendirmeler var.. ve bir bakıyorsun tekerlekler havalanmış; o arada zaten uykuya dalınmış ve uyandığında gelinmiş..

Yediklerim, içtiklerimle beraber, gezip gördüklerimi de (belki şimdilik) kendime saklıyorum.. Sadece ilk defa, vintage kıyafetler aldığımı ve üzerindeki garip (ve belki de psikolojik) kokuyu giderdikten sonra giyerken çok mutlu olacağımı söylemek istiyorum..

22 February 2009

Seni "Yiycem" Nestle


Takıntılı olduğum şeylerden biri de, özellikle reklam metinlerinde Türkçe'nin bozulması.. Yoğunca kamuya dağıtılan bir reklamda "yiycem" lafının kullanılmasını hem zararlı buluyorum, hem de reklamın algısı beyinin hangi noktasına denk geliyorsa tüylerim diken diken oluyor; dava açmak, kazanmak, ders verme isteğiyle dolup taşıyorum.. Bunun bir denetimi olsun.. Bu duyguya ne gerek var..

5 Brand 4 selinzz



5Brand 4Selinzz
Çok eğlenceli ve akıllı..

17 February 2009

Kremalı Pasta..

Karla ilgili sevdiğim, kadercilik.. Neyle yola çıkıyorsan çık, planlar, istekler fiziksel olasılıklarla sınırlı.. Olabilecekler ve olamayacaklar ; gidilebilecek ve gidilemeyecekler var.. Kontrolünü yavaşca senden alan kremalı pasta.. Bugün rose şarapla Bebek planlarken, kırmızı şarapla yetinip, kremalı pasta manzarasına karşı oturduk.. Ve mutsuz, tepkili değilim.. Istediklerim için şartları zorlasam da, kendimi teslim edebildigim zamanlardan biri..

07 February 2009

Derdini anlatamayan çoçuk gibi..


Çığlıklara karşılık uzatılan emzik, su, mama, bez yoklaması, ateşi, teri sonucunda hala susmayan, bağırdıkça bağıran bebekler ile aynı ruh halini taşıyorum.. Tek farkı bağıran benim, kendini yoklayan benim ve kendini anlamayan benim..

29 January 2009

4 Gün Reca ve Bursa..

Geçen senenin izninden 4 gün reca ederek "tam zamanında" olacağını tahmin ettiğim tatile, aile üyeleri ile beraber dün çıktık.. Nereye gidiyorsunuz sorularını uzunca süre cevaplayamadıktan sonra annemin yönetime el koyması ve termal tatil istemesi ile Bursa'nın içine ilk defa tatil amaçlı gelmiş olduk...



Çok sıkılacağımı tahmin ettiğim tatilin ilk günü hiç beklediğim gibi geçmedi.. Ulu camii ve eski çarşıyı gezmeye başlayalım fikri ile, turistik gezi başladı..


Gezinin başlaması ile her şeyi incelemeye koyulan ben, insanlarda bir doğallık ve samimiyet olduğu keşfetmiştim ki, en az 70 yaşında olan yaşlı teyzenin elinde cep radyosunu alıp avluda kendi kendine müzik dinlediğini görünce yüzümde kocamaaan bir gülümseme belirdi

Teyze ile vedalaşıp, ipekçiler çarşına yöneldik. Çarşıda, otantik şeyler bulmaya calısırken aslında hint ve çin mallarının ne kadar her yeri istila ettiğini de fark etmiş olduk.. Neredeyse tüm dükkanlarda aynı seyler var, bir kısmı hint ürünlerinin fiyat avantajına rağmen Bursa ipek'ini hala satmaya gayretli.. Ve o kadar güzel kumaşlar, çok eski kesimlerde gömleklere dönüştürülmüş olması dolayısıyla askılarda bekliyor; muhtemelen daha çok da bekler..
Ben ise, belki bir gün terzide bir sey diktirecek sabrı bulurum diye düşünerek, bir kaç metre güzel ipek kumaşlar aldım ve bir süre de olsa kendimi 10 yıl öncesine ait hissettim..




Çarşının içerisinde bulduğumuz "Kahveci" , dükkanda bulunan eski Türk kahvesi fincanları ile sunduğu kahve ile bizi mest etti.. Avluda kahveler içildi, fallar kapatıldı.. Tadı damakta kalarak kalkıldı..

Bir süre sonra son yıllarda en iştahla yediğim köfte ile tanıştım. Ulu Camiinin tam karşısındaki Ömür Köftecisi, köfte; biber sosu; piyaz; yoğurt; ekmek; mekan ve servisten tam not alarak gerçekten kalbimde taht kurdu..

Hiç beklemediğim halde, gerçekten çok etkilendim.. Yarın yüz yıldır, yöresel kıyafetlerini koruyarak yaşayan bir köye uğramayı planladık ama uyanınca ne isteyeceğimize göre tekrar gözden geçireceğiz..

Yani şimdi bende bilmiyorum, uyumaya hazırlanıyorum: Bakalım yarın neler olacak?

18 January 2009

FriendFeed


FriendFeed'in hayatımıza girmesi ile neler olacak cidden merak ediyorum.. Şimdilik elimi korkar alıştırdım, ne Facebook; ne de blog update'lerimin friendfeed'de görünmesini istemedim ama hayatı değiştiren sitelerden biri olacak ve sosyal çevrende haberdar olmadığın bir şey kalAmayacak gibi geliyor..

E tabi aynı zamanda benim gibi saklayıcı insanları ilk etapta korkuttuğunu söylemeye gerek yoktur herhalde..

Bakalım saklayıcılar alışacak; paylaşımcılar yeni insanları da FriendFeed'e sürükleyecek mi.. Bekliyoruz ve görüyoruz:)

10 January 2009

ilk mobil post denemem

ilk denemelerim genelde beklediğim zaman oluveriyor.. Daha öncede turkcell wap portalını hatmetmem, havaalanında rötarlı uçaktan karşılamaya çalıştığım misafiri beklerken hayata geçmişti.. Şimdi bu post bir arkadaşımı beklerken bir otele sığınmış lobide beklerken hayata geçiyor.. Daha beklersem neler olur acaba?

05 January 2009

Safariye Gitmek İstiyorum


Değiştirmek istediğim bir seyler olsa gerek ki, kısa bir süre önce hiç bir etki altında kalmadan; kendi rızanızla, bu makasın, saçınızı kesmesine, "Evet" diyor musunuz sorusuna "Evettttt" diye bağıran bir çığlıkla yanıtladım.. Hemen çocuk yapalım dermişcesine de , "Bence rengini de değiştirelim" diye heyecanlı bir talepte de bulundum.. (Tabi bu tutumdan korkacak her erkek gibi, kuaförümde korktu ve saçımı boyamadı (ciddiyim...)) Sonuç olarak evlilik oldu; saçlar artık omuzda ama çocuk için kuaförümüzün hazır hissetmesini bekliyoruz..

Neyse asıl konu şu ki, bu değişlik iki hafta beni oyaladı ancak bugun son kullanma tarihiymişcesine bir anda yeni bir değişiklik ihtiyacı pörtledi... Saçla ilgili yapılacak değişiklik kalmadı; öyle evin duvarı, masası, lambası pek ilgi çekmiyor.. Daha ziyade safariye gitmek; gizli bir görevde çalışmak; ajan olmak gibi çoook kökten değişikliklere ilgi duyuyorum..

Hadi hayırlısı...

04 January 2009

Hepsini İstiyorum


Bir süredir Manolo Blahnik'lere olan ilgi kaybını çıkarıp; bugünle toplayıp, beşle çarpın.. Özetle yine aşık oldum; hepsini istiyorum...